Politik Öngörüsüzlüğün Nirvanası
Siyaseten bitmiş, butlancı olarak etiketlenmiş, sokağa çıkamayacak bir vaziyete düşmüş, gerçeklerden ve halktan kopmuş bir lider ve politik anlayışla yola devam edilebilir mi?
Siyaset, iddia işidir. Siyasete girenler, en iyiyi biz yaparız iddiasında oldukları için siyasete girerler, iktidarı arzu ederler. Ülkeyi herkesten daha iyi biz idare ederiz, halka en iyi biz hizmet ederiz iddiasıdır siyaset.
Peki, butlan kararı ile CHP Genel Başkanlığına atanan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinde böyle bir iddia görüyor muyuz? Cılız ifadeler var ama, ana hedef iktidara gelmek değil arınma. Yani, Özgür Özel yönetimindeki CHP’nin kirlendiği ve temizlenmesi gerektiği ana fikri üzerine uygulanan politikalar görüyoruz. Bu da kayyumla yönetime atanmış CHP’nin, iktidarla aynı görüşte olduğu ve kurultayda seçilmiş CHP yönetiminin hem genelde, hem de yerelde kirli veya suçlu olduğuna inandığı anlamına gelmektedir ki, işte bu durum iki taraf arasındaki tüm ipleri koparmaktadır.
Özel’in yaptığı tüm tekliflere kapalı olmak, halkın nezdinde Kılıçdaroğlu’nun aparat olma algısını güçlendirmektedir. Özel’in kurultay yapalım teklifine, Kılıçdaroğlu’nun yok olmaz; çağrı heyeti atayalım demesine, yok o hiç olmaz; e o zaman gelin tüm üyelerle genel başkanlık seçimine gidelim teklifine, yok yok o da olmaz demesi, CHP’de Özel ve ekibinin var olma ve siyaset yapmasını önleme çabasından başka bir şey değildir.
O zaman ne olacak?
Elbette, Özel ve ekibi yeni bir yol arayacak, mecburen partiden ayrılacak ve yeni bir parti kuracaktır. Kurulacak yeni partinin anketlere göre birinci parti çıkıyor olması, Kılıçdaroğlu’nun bu durumla ilgili sorduğu hangi gerekçeyle partiden ayrılıyorlar sorusunun da ne kadar anlamsız ve tutarsız olduğunu göstermektedir.
Kılıçdaroğlu ve onu destekleyenler, nedense, iktidara yürüyen Özgür Özel liderliğindeki CHP’ye zarar verdiklerini bir türlü görememekte, anlayamamaktadır. Halbuki anketler ortadadır. Kemal bey liderliğindeki CHP, baraj altında kalırken, Özgür bey liderliğindeki CHP, Türkiye’nin birinci partisi oluyorsa, Kemal beyden beklenen, samimi ve tutarlı bir şekilde partiyi iktidara getirecek sahiplerine geri vermek veya bunu sağlayacak kurultay veya genel başkanlık seçimine bir an önce gitmektir. Yoksa, Özel ve ekibi yeni parti kurmak zorunda kalacaktır. Bu durumda Kılıçdaroğlu ve ekibinin siyaseten ve gönüllerden tamamıyla silinecek duruma düşmesi kaçınılmazdır. Belki Kılıçdaroğlu belli bir süre CHP’ye sahip olabilir ama, kaybedeceklerinin sınırı olmaz. Siyaseten bitmiş, iktidara bilerek veya bilmeyerek destek olmuş, butlancı olarak etiketlenmiş, sokağa çıkamayacak bir vaziyete düşmüş, gerçeklerden ve halktan bu kadar kopmuş bir lider ve politik anlayışla yola devam edilemez.
Yol yakınken, Kılıçdaroğlu inadından vazgeçmeli, CHP’yi salmalı, demokratlığı seçmeli ve Türkiye’yi rahatlatmalıdır. Aksi takdirde, Kılıçdaroğlu ve destekçileri, politik öngörüsüzlüğün Nirvanasına ulaşanlar ve ilk seçimde Atatürk’ün partisini yüzde 5’lere düşürenler olarak anılacak ve Türk siyasi tarihinde kara bir leke olarak yerini alacaklardır.