Site İçi Arama

strateji

Göçüklere, Çevreye Verdikleri Zararlara Karşın Altın Madenlerini Gerçekten Denetleyen Var mı?

Erzincan’da İliç ilçesinde altın madeni için yapılmış koskoca siyanür havuzu toprağı yumuşattığı için sanırım heyelan olmuş ve çalışan işçilerden dokuz işçi heyelan altında kalmış.

Bence bakan gitsin bölgeye ve siyanür havuzundan alınmış su ile demlenmiş çay içsin!

Evet, kesinlikle böyle yapsın. Yıllar önce Çernobil patladığında zamanın bakanı öyle yapmıştı. 

Bakın demişti, çayda radyasyon yok, ben gönül rahatlığıyla içiyorum diyerek höp diye höpürdetmişti çayı.

Sayın ahalimiz de ardından gönül rahatlığı ile çay içmeye devam etmişti. Çay sektörü kurtarılmıştı.

Bir aralar tavuk sektörünü de kurtaran bir duayen gazetecimiz olmuştu, kuş gribi mi ne olmuştu tavuklar da, duayen gazetecimize sayın devletimiz görev vermişti.

***

Bakın sonra kanser falan oldu da mı vefat etti o zamanlar radyasyonlu çayı höpürdeten bakanımız bilmiyorum, rahmeti bol olsun, aslında iyi bir insandı. 

Ama o zamanlarda radyasyon bulutlarla, yağmurlarla Karadeniz bölgemize kadar taşınmıştı da, çift başlı buzağı bile doğurmuştu bir süre sonra bir inek bölgede galiba.

Çernobil felaket bir kazaydı, Karadeniz kıyısında yaşayan bizim insanımızı bile etkilemişti radyasyon, bölgede kanser vakaları artmıştı diye biliyorum. Ukrayna zaten yıllarca etkisi altında kalmıştı radyasyonun.

Gerçi Moskova’da bir aralar Ukrayna’dan gelen patatesler çok sevilirdi, koca koca patates oluyordu Ukrayna patatesleri. Öyle yumruk büyüklüğünde falan değil, çok daha büyük. Artık gerçekten toprağı çok mu bereketli de böyle koca koca patates oluyordu Ukrayna’da, yoksa Çernobil’in ve radyasyonun mu bir etkisi vardı orasını bilmiyorum. Ama oldukça lezzetliydi patatesler, onu biliyorum.

Şimdilerde savaş dolayısıyla artık marketlerde Ukrayna patatesi bulmak mümkün değil.

Zaten Kiev pastası da artık eskisi kadar çok satılmıyor marketlerde.

Bizim inşaat dünyasında ise Ukrayna granitleri radyasyonlu granitler diye bilinir, İşverenler kesinlikle istemez Ukrayna graniti. Granit tüccarları da allem eder küllem eder Ukrayna granitlerini Afrika granitleri diye kakalamaya çalışırlar.

***

Erzincan’da İliç ilçesinde altın madeni için yapılmış koskoca siyanür havuzu toprağı yumuşattığı için sanırım heyelan olmuş ve çalışan işçilerden dokuz işçi heyelan altında kalmış. 

Siyanür radyasyon kadar zararlı bir şey. Damlasıyla ölüveriyor insanlar vallahi. Ama altın madeni işletiyorsanız, üstelik açık maden tekniği kullanıyorsanız, altını topraktan ayırmanın daha ucuz bir yöntemi de yok. Siyanür kullanacaksınız!

Başka başka altın madeni işletme yöntemleri var da, çoğu epey masraflı yöntemler, astarı yüzünden pahalıya gelir. O yüzden büyük altın üreticileri genellikle açık maden tekniğini tercih ediyorlar.

Çevreye çok zararı oluyor bu yöntemin, ama eğer bölge halkı ses etmiyorsa, bir de ülkedeki yönetici kadroları da bir şekilde bağlayabilirseniz, en uygun yöntem açık altın madenciliği.

***

Havuz değil sorun diyorlar, o heyelana sebep olan kazıdan çıkan toprağın posasıymış. Meyvelerin posası olur ya sıktığınızda, altın madenlerinde de kazıdan çıkan toprağı siyanür ile yıkayıp içindeki altını ayrıştırıyorlar, kalanını da yığıyorlar bir yere.

İşte bu yığılan atık toprağa, siyanürlü ve ıslak bir toprak oluyor bu yığılan, pasa deniyor.

Eğer doğru eğim ile yığmazsanız posayı, bir de içindeki ıslaklığı drene edecek önlemler almazsanız, en ufak yağmurda işte böyle heyelan şeklinde akar gider. Aynı depremlerdeki kumlu zeminlerin sıvılaşma etkisi gibi pasa da sıvılaşır. Eğimi dikse, bir de yağmur aldığında heyelan yapar ve akar.

Kurtarma çalışmaları işe yarar mı bilmiyorum, toprak çok kötü kayıyordu gördüğüm videoda. Resmen nehir gibi akıyordu.

Allah’tan ümit kesilmez diyelim.

Bu arada kaybın dokuz kişiden daha çok olduğuna dair söylentiler de var, ama resmi açıklamalara inanmaktan başka çare yok.

Bu arada 2022 yılında olduğu gibi siyanür borularından birinin de yine patlayarak pasayı yumuşattığı söyleniyor, eğer doğruysa bu söylenen durum gerçekten çok vahim demektir. 

Tabii kimse bilmiyor işin doğrusunu, çağımız doğru ötesi algı çağı, algıyı kontrol edebilenler insanları istedikleri gibi yönlendirebiliyorlar.

Belki bu kaza sonunda yazılacak raporda doğrusu neyse yazarlar. Bu konuda da Allah’tan ümit kesilmez. Belki doğruyu yazarlar.

***

Doğal olarak muhalefet milletvekilleri falan bölgeye gitti ve başlandı olay köpürtülmeye.

Havuzdan Fırat’a akan bir dere varmış, siyanür deresi, çevre kirliliği, Ortadoğu’ya kadar siyanürün çevreyi zehirleyeceği söyleniyor falan.

Çevre bakanlığı da gerekli önlem alındı, kapaklar kapatıldı falan diyor. 

İnsan kime inanacağını bilemiyor.

Siyanürün havaya karışıp insanları zehirleyeceğini söyleyenler bile var. Su ile kimyasal reaksiyona girip hidro siyanür mü oluyormuş neyse artık, havada bu gazın çok hızlı yayıldığı söyleniyor. Sanki bunca sene orada o siyanür havuzu hiç olmamış gibi, olayı köpürtüp duruyorlar.

Fırsatını bulmuşken iktidara vuralım demişler sanırım muhalefet milletvekilleri. 

Seçim öncesi böyle fırsat bir daha ele geçmez!

Mümkün olduğunca olayı abartalım. İnsanları korkutalım!

Konuya muhalefet milletvekilleri karışınca aslında algı ters tepiyor. Tüm bu söyledikleri bir noktaya kadar doğru olsa da, çevre insanı pek inanmıyor söylenenlere.

***

Peki bu altın madeni hemen dün mü açıldı? 

Tabii ki hayır. 

Daha şunun şurasında ne kadar oldu ki madenin açıldığı, son başbakanımız sayın Binali Yıldırım buralarda altın madeni açacağız, sizlere iş imkanı yaratacağız diye insanları ikna etmiş zamanında, fay hattı üzerinde böyle şeyler olmaz diye itiraz edenlere de siz ülke ekonomisinin gelişmesine karşı mı çıkıyorsunuz, hep istemezükçülük yapıyorsunuz diye ithamda bulunmuş.

Bugün İstanbul’a büyük şehir için aday olan bir önceki Çevre ve Şehircilik bakanımız sayın Murat Kurum da firmaya daha büyük bir alana zarar verebilsinler diye izinlerini genişletmiş.

Sonuç geçen sefer patlayan siyanür borusu, bu sefer de pasa heyelanı, üstelik bu sefer muhtemelen kurtarılamayarak dokuz da can.

Kanadalı mı, Amerikalı mı olduğu tam olarak belli olmayan ana firmaya verilen tavizler neyin karşılığında verilmiş belli bile değil.

Bu arada bir de küçük ortak var, ama adını bile anmaya gerek yok, çünkü onun da kimin için bu işe ortak edildiği baştan belli.

Yabancı firmanın çevreye verdiği zarar bir yana, çıkarılan altının bile en fazla %5’i ülkeye kalıyor. 

Yani öyle ekonomiye ahım şahım bir katkısı da yok bu anlaşmanın.

Peki niye izin veriliyor öyleyse böyle firmalara?

Belli değil mi sebebi? 

Talan ediliyor ülke, kim bilir kimler kimler ceplerini doldurmuştur o izinler çıkartılırken.

Bölge insanı bile üç kuruş kazanacağım diye sesini çıkartmıyor onca yapılan talana.

İstihdam yaratıyor ya yabancı firma bölgedeki köylüye!

Ekmeğimle oynamayın!

Ama bak canın gidiyor!

Olsun, giden can benim canım, sana ne oluyor?

Erzincan halkı aynı Erzurum gibi tercihini hep bu iktidardan yana kullanıyor.

Benim buna bir itirazım mı var?

Hayır, haşa, herkes istediğini seçmekte özgür.

Ben sadece ilkokula Erzurum’da başlamış biri olarak, bir de Erzincan depremi sonrasında hasbelkader birkaç ay Erzincan’da bulunma şerefine nail olmuş biri olarak o bölgeyi severim.

Erzincan’da çayın kenarında alabalık yemeyi, çağlayanda temiz hava solumayı özledim sadece.

Çevreyi mahvettiklerini duydukça üzülüyorum. Ne diyeyim? 

***

Çevreye zararı çok mu altın madeninin?

Çok tabii ki, şöyle havadan bir resim çekin isterseniz, dronla falan. Dron diyorum da, vızıltı diye ad koymuştum ben o aletlere. 

Vızıltıyla çekin bir resim de görelim bakalım ne hale gelmiş oralar.

Gerçi çok ormanlık yerler değil bildiğim kadarıyla bölge, öyle pek belli olmaz resmini çeksen de yukarılardan, insanlar yarın kanser olmaya başlarlarsa işte o zaman anlaşılır felaketin boyutu.

Siyanür kanser mi yapıyor?

Bilmiyorum, belki yapıyordur. En azından çıkan gazın ciğerlere zararlı olduğunu biliyorum. Kanı zehirliyor siyanür bildiğim kadarıyla.

Öyle ya da böyle insanlara zararı çıkar bir süre sonra ortaya.

O zamana kadar da atı alan Üsküdar’ı geçmiş olur.

Siyasetin finansmanı işte böyle bir şey, sinsi sinsi, karda yürüyüp izini belli etmeden oluyor bu işler.

Ülkeyi satıyorlarmış!

Kimin umurunda?

Sen paradan haber ver! 

Kaç para komisyon vermişler bu madeni buraya açmak için? Bu sorunun cevabını bulabilecek bir babayiğit var mı?

Hayırlı işler Selami, size de bu yakışır zaten.

Moskova’dan herkese sevgi ve saygılarımla

Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Araştırmacı Yazar Deniz BURSALIOĞLU
Tüm Makaleler

  • 15.02.2024
  • Süre : 5 dk
  • 273 kez okundu

Google Ads