Site İçi Arama

strateji

Kafkasya'dan Avrupa'ya Yeşil Elektrik Koridoru: Türkiye'nin Bölgesel Enerji Mimarisindeki Yükselen Rolü

Türkiye'nin, Hazar bölgesinden Bulgaristan'a elektrik arzını hazırlama sürecinde çok yönlü bir seferberlik içine girdiği, Ankara merkezli hazırlıkların şebeke kapasitesinin genişletilmesi, enerji borsalarının geliştirilmesi, sınır ötesi elektrik ticaretinin düzenlenmesi ve gerekli piyasa mevzuatının oluşturulması gibi farklı cephelerde eş zamanlı çalışmalar yürüttüğü biliniyor.

Elektrik Diplomasisinin Yeni Ekseni

Türkiye'nin enerji dış politikası, son yıllarda doğal gaz transitinden elektrik ticaretine doğru belirgin bir eksen kaymasına sahne olmaktadır. Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye-Bulgaristan (AGTB) Yeşil Enerji Koridoru girişimi, bu dönüşümün en somut ve en ileri aşamaya ulaşmış örneğini oluşturmaktadır. Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın, Hazar bölgesinden Bulgaristan'a elektrik arzını hazırlama sürecinde çok yönlü bir seferberlik içine girdiği, Ankara merkezli hazırlıkların şebeke kapasitesinin genişletilmesi, enerji borsalarının geliştirilmesi, sınır ötesi elektrik ticaretinin düzenlenmesi ve gerekli piyasa mevzuatının oluşturulması gibi farklı cephelerde eş zamanlı olarak yürütüldüğü ifade edilmektedir. Bu çok katmanlı hazırlık süreci, projenin artık siyasi niyet beyanları düzeyinden çıkarak kurumsal uygulama evresine geçtiğinin açık bir göstergesidir.

Projenin Kurumsal ve Diplomatik Arka Planı

AGTB koridorunun diplomatik temelleri, Nisan 2025'te Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye ve Bulgaristan enerji bakanlarının yeşil elektriğin iletimi ve ticareti konusunda imzaladıkları mutabakat muhtırasına dayanmaktadır ve söz konusu mutabakat, dört ülke arasında yeşil elektrik iletimi ve ticaretine ilişkin işbirliğinin başlangıç noktasını oluşturmuştur. Projenin fikri kökeni ise 2024 yılına, Azerbaycan ve Bulgaristan devlet başkanlarının girişimine kadar uzanmaktadır ve proje, iki ülke bölgesi arasında yenilenebilir elektrik iletimi ve ticareti imkânlarını genişletmeyi amaçlamaktadır.

Sürecin somutlaşması bakımından Mayıs 2026 tarihli İstanbul toplantısı özel bir önem taşımaktadır. Bu toplantıda dört ülke, Hazar havzasından Avrupa pazarlarına uzanan yeşil elektrik iletim koridorunun finansmanını ve uygulanmasını denetleyecek ortak bir şirket kurulması konusunda anlaşmaya varmıştır ve bu adım, stratejik önemi giderek artan projede o güne kadar atılan en somut adım olarak nitelendirilmiştir. Toplantıya Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Azerbaycan Enerji Bakanı Perviz Şahbazov, Gürcistan Ekonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Mariam Kvrivişvili ile Bulgaristan Enerji Bakan Yardımcısı Kiril Temelkov katılmıştır. Haziran 2026'da Bakü Enerji Haftası kapsamında yapılan açıklamalarda ise projenin ön fizibilite çalışmasına bu yıl içinde başlanacağı teyit edilmiştir ve tarafların Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye-Bulgaristan enerji koridorunun uygulanmasına ilişkin sonraki adımlara olan bağlılıklarını doğruladıkları belirtilmiştir.

"Elektriğin TANAP'ı": Türkiye'nin Kurumsal Hazırlığı

Türkiye'nin bu sürece yaklaşımını anlamlandırmak için, projenin Ankara nezdinde nasıl kavramsallaştırıldığına bakmak gerekmektedir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Haziran 2026'da Bakü Enerji Haftası açılışında yaptığı konuşmada projeyi doğrudan "elektriğin TANAP'ı" olarak tanımlamış ve TANAP projesinin gaz taşımacılığına odaklandığını, buna karşılık yeni projenin elektrik kaynaklarını buradan Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşımayı amaçladığını vurgulamıştır. Bu benzetme tesadüfi değildir; TANAP otuz yılı aşkın bir sürede inşa ettiği kurumsal güven ve işletim deneyiminin, elektrik sektörüne aktarılması hedeflenmektedir.

Bu hedef doğrultusunda üç temel kurum sürece dâhil edilmiştir. Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ), Hazar bölgesi ile Güneydoğu Avrupa'yı birbirine bağlayacak fiziksel güzergâhın oluşturulması çalışmalarına katılmış ve katılımcı ülkelerin elektrik iletim sistemi operatörleriyle teknik işbirliğini koordine etmektedir. Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. (EPİAŞ) ise projenin ticari çerçevesinin oluşturulması ve elektrik ticaret ağlarının modernizasyonu yönünde çalışmalar yürütmekte olup, Türkiye'nin hâlihazırda Avrupa'nın işlem hacmi bakımından üçüncü büyük elektrik borsasını işlettiği hatırlatılmaktadır ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) da gerekli piyasa mevzuatının oluşturulması sürecinde yer almaktadır. Bu üçlü kurumsal yapı, yani iletim, ticaret ve düzenleme, Türkiye'nin projeyi yalnızca bir transit hattı olarak değil, kendi enerji piyasası mimarisinin bütünleşik bir uzantısı olarak konumlandırdığını göstermektedir.

Bölgesel Bağlam: Paralel Koridorlar ve Rekabetçi Tamamlayıcılık

AGTB koridorunun anlaşılabilmesi için, aynı coğrafyada eş zamanlı olarak şekillenen diğer girişimlerle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Romanya, Gürcistan, Azerbaycan ve Macaristan'ın 2022'de stratejik ortaklığını duyurduğu, Karadeniz altından geçecek yüksek gerilimli doğru akım (HVDC) kablosuna dayalı Karadeniz Enerjisi (Black Sea Energy) projesi, bu bağlamda dikkat çeken bir paralel girişimdir ve bazı değerlendirmelerde AGTB koridorunun bu projeye karşı rakip bir hat olarak da okunduğu görülmektedir. Nitekim Azerbaycan Enerji Bakanı Şahbazov, Karadeniz Enerjisi projesinin fizibilite çalışmasının Temmuz 2026'da tamamlanmasının beklendiğini, Azerbaycan-Türkiye Enerji Merkezi ile AGTB koridoru projelerinin ise aktif uygulama aşamasına geçtiğini açıklamıştır ve Orta Asya'dan Avrupa'ya uzanan enerji mimarisinin oluşumu için stratejik bir zemin oluşturulduğunu belirtmiştir.

Bu çoklu koridor yapısı, rekabetten ziyade tamamlayıcılık ilişkisi içinde okunmalıdır. Zira Türkiye'nin coğrafi konumu, hem Karadeniz altyapısına hem de kara güzergâhlı Kafkasya hattına eş zamanlı erişim imkânı sunmakta; bu da Ankara'yı bölgesel enerji mimarisinin herhangi bir tekil hat üzerinden değil, çoklu bağlantı noktaları üzerinden şekillenen bir düğüm konumuna taşımaktadır. Brüksel'de gerçekleştirilen Bağlantısallık Gündemi Platformu'nun açılış konferansında Türkiye Enerji Bakan Yardımcısı Zafer Demircan'ın vurguladığı üzere, Türkiye yalnızca elektriğin kendi topraklarından transit geçişini sağlamayı değil, kendi yenilenebilir üretim kapasitesini de bu koridorlara entegre etmeyi hedeflemektedir ve böylece Avrupa pazarının yenilenebilir kaynaklardan daha fazla elektrik almasını sağlamayı amaçlamaktadır.

Türkiye'nin Yenilenebilir Enerji Kapasitesi ve Dönüşen Konumu

Türkiye'nin bu koridorlarda üstlendiği rol, yalnızca coğrafi transit avantajından değil, aynı zamanda kendi yenilenebilir enerji kapasitesindeki büyümeden de beslenmektedir. 2025 yılı başında güneş enerjisi kurulu gücünün 21,6 gigavata ulaştığı, bu rakamın bir önceki yıla göre yüzde 129 oranında arttığı, rüzgâr kapasitesinin ise 13 gigavatı aştığı görülmektedir ve bu gelişmelerin, Türkiye'yi enerji transit ülkesi konumundan yenilenebilir elektrik ihracatçısı konumuna doğru kaydırdığı, bunun da ülkenin jeopolitik önemini artırdığı değerlendirilmektedir. Bu kapasite artışı, Türkiye'nin AGTB koridorunda salt bir "boru hattı ülkesi" değil, aynı zamanda bir üretim ve ticaret merkezi olarak konumlanmasını mümkün kılmaktadır.

Azerbaycan tarafında ise Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nden Türkiye'ye 1 gigavatlık yeşil elektrik ihracatı planlanmakta olup, bunun 760 megavatının güneş, 240 megavatının ise rüzgâr kaynaklı olacağı öngörülmektedir ve Nahçıvan'daki büyük güneş santrallerinin 2026'da, rüzgâr santrallerinin ise 2027'de faaliyete geçmesi planlanmaktadır. Bu üretim kapasitesi, yalnızca Türkiye'ye değil, Karabağ ve Doğu Zengezur bölgelerinden Türkiye'nin doğu illerine de yenilenebilir enerji aktarımını mümkün kılacak bir altyapı üzerinden gelişmektedir ve söz konusu hattın kapasitesinin 1 gigavata ulaşması öngörülmektedir.

Bölgesel Bağlantısallıkta Türkiye'nin Merkezi Konumu

AGTB Yeşil Enerji Koridoru, Türkiye'nin enerji diplomasisinde doğalgaz transit ülkesi kimliğinden elektrik ticaretinin merkezi düğümü kimliğine doğru evrilen dönüşümün somut bir yansımasıdır. TEİAŞ, EPİAŞ ve EPDK üzerinden yürütülen eş zamanlı kurumsal hazırlık, projenin siyasi irade beyanlarının ötesine geçerek uygulanabilir bir teknik ve ticari zemine oturtulmaya çalışıldığını göstermektedir. Karadeniz Enerjisi projesi ve Orta Asya-Azerbaycan Yeşil Enerji Koridoru gibi paralel girişimlerle birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye'nin çoklu bağlantı noktaları üzerinden bölgesel enerji mimarisinin belirleyici aktörlerinden biri hâline geldiği görülmektedir. Önümüzdeki dönemde fizibilite çalışmalarının tamamlanması ve hükümetler arası anlaşma sürecinin ilerlemesiyle birlikte, bu koridorun Türkiye'nin Avrupa ile Hazar-Kafkasya hattı arasındaki stratejik köprü rolünü daha da pekiştirmesi beklenmektedir.

Doç.Dr. Anıl Çağlar ERKAN
Doç.Dr. Anıl Çağlar ERKAN
Tüm Makaleler

  • 21.07.2026
  • Süre : 3 dk
  • 92 kez okundu

Google Ads