İsrail’in Kabaran İştahı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin Geleceği Üzerine
Ortadoğu'nun jeopolitik ve güvenlik dengelerini değiştirecek, önümüzdeki yıllara yön verecek nitelikteki çatışmalar ve savaşlar devam ediyor. Bölgedeki kriz, tek bir noktayla sınırlı kalmayıp, genişleme ve Türkiye’nin hak ve menfaatlerinin titizlikle korunması gerektiği bir döneme girildiğine de işaret etmektir.
Lübnan'ın kuzeyi Lazkiye tarafından Şam'a kadar büyüyen İsrail tehdidi gün yüzüne çıktı. İsrail’in görünen yayılmacı politikası, bölge ülkelerini olduğu kadar Türkiye’yi de tehdit edecek kadar yaklaştı, İsrail Ordu birlikleri artık sınırlarımıza yakın bir noktada Suriye topraklarında operasyona devam ediyorlar. Hatta İsrail’in doğu bölgemizdeki bazı illeri de içine alan bir terör devletinin kurulmasına destek verdiği, bu yönde planlarının olduğuna ilişkin çok sayıda değerlendirmeye rastlıyoruz. Bu arada 61 yıllık Suriye Baas rejiminin yıkılması Suriye özelinde neredeyse tüm Ortadoğu’da taşları yerinden oynatmaya neden olabilecek bazı dinamikleri harekete geçirdiğini görüyoruz.
Büyük Orta Doğu projesinin perde arkasında İsrail ve Amerika'nın ortak planı olan Vadedilmiş Topraklar (Büyük İsrail Projesi) de taşlar yerinden oynarken gün yüzüne çıkmaya başladı. ABD’nin eski Başkanlarından Bill Clinton'ın 15 Kasım 1999 tarihinde TBMM'de yapmış olduğu konuşmada, “20. yüzyılı şekillendiren ve anahtarı olan Mustafa Kemal Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti'dir. 21. yüzyılı şekillendiren Türkiye Cumhuriyeti olacaktır. Anahtar yine Türkiye'dedir.” ifadelerine yer vermesi günümüz perspektifinden baktığımızda manidar değil midir?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2024 yılı Meclis açış konuşmasında “Vaat edilmiş topraklar hayaliyle hareket eden İsrail’in tamamen dini bir fanatizm ile Filistin ve Lübnan'dan sonra gözünü dikeceği yer, açık söylüyorum, bizim vatan topraklarımız olacaktır. Şu anda bütün hesap bunun üzerinedir.” ifadesi ise bu bağlamda bir başka gerçekliğe, yaklaşan olası tehdidin varlığına işaret etmiştir.
Bu yıl Ekim ayından bu yana İsrail yönetiminin yaptığı açıklamalara bakacak olursak, İsrail'in Türkiye Cumhuriyeti'ni hedefine koyma arayışında olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Erdoğan aynı konuşmasında “İsrail'in, Filistin ve Lübnan'daki saldırılarını çok yakından takip ederken, Irak'ın ve Suriye'nin kuzeyinde, bölücü örgütü maşa olarak kullanmak suretiyle, nasıl birer küçük uydu yapı kurmak istediğini de çok net görüyoruz” diyerek konunun Türkiye açısından ne derece önemli olduğunun da altını çizmiştir.
Ortadoğu'nun jeopolitik ve güvenlik dengelerini değiştirecek, önümüzdeki yıllara yön verecek nitelikteki çatışmalar ve savaşlar devam ediyor. Bölgedeki kriz, tek bir noktayla sınırlı kalmayıp, genişleme ve Türkiye’nin hak ve menfaatlerinin titizlikle korunması gerektiği bir döneme girildiğine de işaret etmektir. Eğer gereken ehemmiyeti ve kararlılığı Türkiye göster(e)mez ise, bugünlerin sonuçlarının beklenenden ya da öngörülenden daha yıkıcı olacağını değerlendiriyorum.
Ayrıca Amerika Başkanı Donald Trump'ın Esad rejiminin devrilmesiyle ilgili açıklamasında “Suriye’de Esad rejiminin devrilmesinin arkasında Türkiye var. Türkiye bunu istiyordu ve başardı. Kimse gerçekten kazananın kim olduğunu bilmiyor ama bence Türkiye kazandı. Erdoğan çok zeki ve sert bir adam. Türkiye çok fazla can kaybı olmadan dostane olmayan bir şekilde kontrolü ele geçirdi. Esad bir kasaptı. Çocuklara neler yaptığı gördük."
Bu arada Trump’ın konuşmasından hareketle, Suriye halkı ileriki yıllarda Trump'ın bu açıklamasına dayanarak “Suriye'yi Türk yönetimi böldü!” diyerek Türkiye'ye karşı düşmanca bir tavır takınma yoluna gidebilir mi? Trump’ın konuşmasını hesaplı ve yönlendirici bir hareketin ipucu olarak okumak gerektiği kanaatindeyim.
Sonuç olarak; sınırlarımızın yanı başında bir terör devleti veya devletlerini kurmak isteyen güçlere Türkiye Cumhuriyeti Devleti izin vermeyecektir. Hiçbirimizin şüphesi olmasın ki, Yüce Türk Ordusu her zaman Mustafa Kemal Atatürk'ün bize miras bıraktığı Türk topraklarını, sınırlarımızı koruyacak kudret ve yeteneklere sahiptir. Zira biz “Kanla, irfanla kurduk biz bu cumhuriyeti, Cehennemler kudursa ölmez nigâhbanıyız.”