En Zayıf Halka: Cide-Karadeniz Sahil Yolunun Otuz Yıllık Bitmeyen Hikayesi
Batı Karadeniz’de ne otoyol vardır ne de buna dair bir plan. Yüksek hızlı tren hattı da yoktur; hatta 2053 vizyonunda dahi adı geçmemektedir. Doğu Karadeniz hattı yirmi yıl önce tamamlanan Karadeniz Sahil Yolu’nun, Bartın–Sinop arası hâlâ bitirilememiştir. Bu durum, bölgenin açık biçimde belirsizliğe terk edildiğini göstermektedir.
Batı Karadeniz’de ne otoyol vardır ne de buna dair bir plan. Yüksek hızlı tren hattı da yoktur; hatta 2053 vizyonunda dahi adı geçmemektedir. Doğu Karadeniz hattı yirmi yıl önce tamamlanan Karadeniz Sahil Yolu’nun, Bartın–Sinop arası hâlâ bitirilememiştir. Bu durum, bölgenin açık biçimde belirsizliğe terk edildiğini göstermektedir.
Oysa 542 kilometrelik Samsun–Sarp hattı 1997’de planlanmış, 1,5 milyon kişiye hizmet vermek için 2007’de tamamlanmıştır. Buna karşılık Sinop’tan Bolu’ya uzanan Batı Karadeniz hattı, yaklaşık otuz yıldır tamamlanamamış; iki buçuk milyonluk doğrudan, milyonlarca dolaylı potansiyele rağmen sürekli ötelenmiştir. Bu artık teknik değil, açık bir öncelik sorunu olarak Batı Karadenizlilerin dikkatini çekmektedir.
İşin çarpıcı yanı, Çanakkale’de ve İstiklal Harbi’nde en ağır bedelleri ödeyerek “en sağlam halka” olmuş bu coğrafyanın bugün hizmet dağıtımında “en zayıf halka” olarak kalması, yalnızca bir altyapı eksikliği değil, kamu vicdanını yaralayan bir tercih hatasıdır.
Karadeniz Sahil Yolunun Marmara Hattı İstanbul etkisi nedeniyle, Doğu Karadeniz Hattı da politik destekle derhal tamamlanmıştır, ortasında Kastamonu Cide-İnebolu-Çatalzeytin’in yer aldığı Batı Karadeniz Hattı 30 yıldır neden tamamlan(a)mamaktadır?
KARADENİZ SAHİL YOLU-BATI KARADENİZ GÜNCEL GEÇİŞ (SEDAT GÜMÜŞ-2026)
KARADENİZ SAHİL YOLU BATI KARADENİZ'DE NEDEN YOK?
Her yazının bir hikâyesi vardır; bu satırların çıkış noktası ise Cide Sahil Yolu’nun ana hatta bağlanması için uzun süredir çaba gösteren Emekli Albay Sedat Gümüş’ün gayretidir. Bölgenin yüzyılı aşan geri kalmışlığı artık inkâr edilemez; mesele, bunun nedenlerini doğru teşhis edip çözümde ortak bir irade ortaya koyabilmektir.
Bugün gelinen noktada Batı Karadeniz’in ihmal edilmişliği yalnızca bir altyapı eksikliği değil, aynı zamanda tarihsel bir öncelik hatasının sonucudur. Bu feryat, ata topraklarımızın sistematik bir ihmal ile geri plana itilmesinin somut bir örneği olarak karşımızda durmaktadır.
CİDE’DEN YÜKSELEN SES, SEDAT GÜMÜŞ SORUYOR: CİDE NEDEN İHMAL EDİLİYOR?
Batı Karadeniz’in ihmal edilmişliği, bizim yıllar önce yaptığımız tespitlerin ötesine geçmiş; bugün artık resmî kurumlar tarafından da kabul edilmiş bir gerçekliğe dönüşmüştür. Bu hakikate karşı bir irade koymak adına, KASDER eski genel başkanlarından Orhan Gümüş başkanım ve çok değerli kurucularla birlikte Batı Karadeniz Fırsat Eşitliği Derneği’ni (BAKFED) kurduk. Sedat Gümüş de Orhan başkanın akrabası olarak bu sürecin doğal bir parçasıydı; yollarımız bu ortak zeminde kesişti. Kalemi güçlü, derdi sahici bir isimdi.
Biz Batı Karadeniz’i merkeze alan bölgesel bir perspektif geliştirirken; Sedat Gümüş, bu yaklaşımı Cide özelinde derinleştirerek yerel bir odak oluşturdu. Bizim BAKKA Planı, su temelli kalkınma modeli, turizm vizyonu, bölgeden bakanlar çıkarılması, “Göller Bölgesi” hedefi, YHT hatları ve nihayetinde bölgeden bir Başbakan ya da Cumhurbaşkanı çıkarılması gibi geniş ölçekli hedeflerimiz; onun zihninde ve kaleminde Cide Yolu üzerinden somut bir talebe dönüştü.
Bu, Cide yolunu unuttuğumuzdan değil; aksine meseleyi bölgesel bir bütünlük içinde ele alma tercihimizden kaynaklanıyordu. Ancak aynı sorunun bu kez Cide özelinde, daha keskin ve doğrudan bir ifadeyle dile getirilmesi; aslında ihmalin ne kadar derin ve hissedilir olduğunu da gözler önüne seriyordu. Zira 2026 Kurban Bayramında Gideros’a heyelan nedeniyle neredeyse bizzat varamıyorduk.
Sedat Gümüş, bu bağlamda kaleme aldığı satırlarla sadece bir yol talebini değil, bir coğrafyanın görmezden gelinmişliğini, bir ilçenin kaderine terk edilişini ve yıllardır ötelenen bir hakkın sesini dile getirdi. Onun sorusu nettir ve tarihe düşülmüş bir nottur:
“Cide neden ihmal ediliyor?”
"Selahattin Bey iyi günler.
Nihayet 28 yıl önce Bartın’da inşaatına başlanılan ve 23 yılda Kurucaşile Karaman Köyüne (ancak) ulaşılan 2021 Temmuz ayında açılış törenleri yapılan, 2022 yılında inşaat faaliyetlerine ara verilen Bartın-Sinop arası 4 Şeritli Bölünmüş Batı Karadeniz Sahil Yolunu Kastamonu da birinci önceliğe koyduğunuz için size teşekkür ediyoruz.
60-65 yıl önce tek şeritli olarak inşa edilen bu yolları kullanıyor halk. 50 mt. düz gidilemiyor bu yollarda. Yan yana iki araba geçilemiyor. Yollarda hastanelere yetiştirilirken hastalar vefat ediyor.
Üstelik bu durum geçen yıl daha da vahim hale geldi. Cide Bartın çıkışında Gideros koyuna gelmeden büyük bir heyelan oldu Aralık 2025 de daha halen açılamadı. Uzun süre açılacağı da yok.
Ulaşım dağ yoluna girilip köy ara yolları vasıtasıyla yapılmaya çalışılıyor 7,8 aydır. İnekler geçsin diye 10-15 dakika bekliyor sürücüler. Fotoğraf koydum lütfen üşenmeyin bakın.
Hadi diyelim bu heyelan yapıldı Giderosu geçtikten sonra 3,5 km. hep heyelan bölgesi. Ben uydurmuyorum yol kenarlarına heyelan tabelaları konmuş durumda Karayolları tarafından.
Kastamonu mevcut milletvekillerinin ve yerel yöneticilerinin ne fikirlerinde ne zikirlerinde bu Dört Şeritli Yol yok. Onlar günü kurtarmaya çalışıyorlar.
Cide’nin bu durumunu anlatmak için 4,5 yıldır uğraşıyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız hariç herkese ulaştım. Kendisinin çok yakını olan 4,5 kişi söz verdiler bana ileteceğiz diye. Bir gün Cumhurbaşkanına ulaşırsam her şeyi anlatacağım.
Ben çocukluğunda yol hiç olmadığı zaman köyde çıkan bir salgın hastalık sonucu tüm akranlar ölen giyle (giile) giyilerek, 2,3 mt. kar üzerinden 5,6 saatte sedye ile Cide Devlet Hastanesine yetiştirilip hayatı kurtarılan tek köy çocuğuyum.
Kastamonu ilinin bir tarafı Amerika gibi, sahiller ve Cide Pakistan şartlarında. Cide ve sahil halkının hakkı yeniyor. Kul hakkı yemek çok büyük günah. Herkesi düşünmeye davet ediyorum. Kastamonu şehrine 60-65 yıl hiç bir şey yapılmasaydı ne olurdu. Ne çevre yolları olurdu, ne Ilgaz Tüneli. Cide ve sahillere 60-65 yıldır çivi çakılmadı.
Selam ve sevgiler hocam.”
Bu tespitler çok tanıdık. Kastamonu Milletvekili Dadaylı Miralay Halit Akmansü’nün 1924 yılında Cide’ye ilişkin yaptığı tespitler, bölgenin yapısal sorunlarını çarpıcı bir açıklıkla ortaya koymaktadır: Doğal güzelliğine rağmen derin bir yoksulluk içinde bulunan Cide’de üretim imkânları son derece sınırlı, köyler fakir ve halk temel gıdaya erişimde dahi zorlanmaktadır. Buna rağmen Cideliler devlete karşı tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş; vergi vermiş, askere gitmiş ve ağır kayıplar vermiştir. 37.000 nüfusun neredeyse üçte bir askere alınmış, gidenlerin yarısı da şehit olmuştur. Ancak bu fedakârlıklara karşılık, yol başta olmak üzere eğitim ve sağlık gibi temel kamu hizmetlerinin neredeyse hiç ulaştırılamadığı görülmektedir. Ulaşımın büyük ölçüde denizle sınırlı kalması, karayolu eksikliği ve idari ilgisizlik, Cide’yi adeta dış dünyadan koparmıştır. Akmansü’nün verileri, hem savaşların yarattığı demografik yıkımı hem de devlet-halk ilişkisindeki hizmet dengesizliğini ortaya koyarken, Cide’nin kronikleşmiş geri kalmışlığının tarihsel köklerine işaret etmektedir.
Bu durum tüm Batı Karadeniz’de benzer bir gelişim göstermektedir. Yüz yıldan fazladır ihmal edilen bölge bir yüzyıl daha karanlığa mahkûm edilemez. İhmal edilen sadece Cide değil, İhmal edilen Batı Karadeniz Bölgesi. Kastamonu Cide de bu bölgede yer alıyor.
GENİŞ ANLAMDA KARADENİZ SAHİL YOLU
Gelelim işin özüne. Karadeniz Sahil Yolu, Türkiye’nin Karadeniz kıyısı boyunca uzanan, doğuda Sarp sınır kapısından başlayıp batıda İstanbul bağlantısı ile Bulgaristan sınırına kadar devam eden stratejik bir karayolu aksıdır. Resmî olarak D010 Devlet Yolu ve yer yer E70 Avrupa Yolu kapsamında değerlendirilir.
Bulgaristan sınırından başlayarak Türkiye'nin Karadeniz kıyısı boyunca Gürcistan sınırındaki Sarp Sınır Kapısı'na kadar uzanan kesintisiz sahil şeridi yaklaşık 1.500 km civarındadır. Samsun-Sarp arasındaki standart Karadeniz Sahil Yolu ise Harita 1 ‘de görüldüğü gibi 542 km'dir ve büyük ölçüde tamamlanarak 2007 yılında hizmete açılmıştır.
HARİTA 1: 1997-2007 YILLARI ARASINDA TAMAMLANAN DOĞU KARADENİZ SAHİL YOLU
HARİTA 2: KASTAMONU 15. BÖLGE YOL HARİTASI (OTOYOLU ve YHT’Sİ OLMAYAN BÖLGE)
Bulgaristan-Sakarya arası yol güzergahı ise 569 km’dir. Bu yol da yüzde yüz tamamlanmış bulunmaktadır.
Tamamlanmayan Batı Karadeniz Sahil Yolu ise Sakarya (Karasu)'dan başlayıp, Düzce (Akçakoca), Zonguldak (Ereğli, Kozlu), Bartın (Amasra, Kurucaşile) ve Kastamonu (Cide, İnebolu-Çatalzeytin) üzerinden Sinop (merkez) sınırına kadar uzanan, kıyı şeridini ve doğal koyları takip eden yaklaşık 450 (500) kilometrelik eşsiz bir rota sunar.
“Karadeniz Sahil Yolu Türkiye’yi Kafkaslara ve oradan Orta Asya’ya bağlayan uluslararası bir yol olduğu kadar tüm Karadeniz kıyı kentlerini yerel ölçekte birbirine, ulusal ölçekte de büyük kentlere bağlayan ülkemizin en önemli altyapı yatırımlarından biri” olma iddiasındadır. Nitekim bir Rizeli Başbakan döneminde (1997) başlayıp, bir başka Rizeli Başbakan döneminde (2007) Karadeniz Sahil Yolunun Doğu Karadeniz Hattı, bir çok kez planlama hatalarından dolayı yeniden yapılmasına rağmen, neredeyse yüzde yüzü tamamlanmıştır. (Bkz. Harita 1)
Harita 2 incelendiğinde, 15. Bölge (Kastamonu) Müdürlüğü sorumluluk sahasında tamamlanmış, yapımı süren ya da planlanmış herhangi bir otoyol hattının bulunmadığı; bölge ulaşım altyapısının ağırlıklı olarak devlet yolları, il yolları ve bölünmüş yol sistemi üzerine kurulu olduğu açıkça görülmektedir.
Bölgede yapılması talep edilen Karadeniz Sahil Yolu Projesi de son zamanlardaki vatandaş, basın ve STK’ların (Bakfed-İstamonu vb) güçlü talepleri ile bir canlanma göstermiş, ancak 30 yıldır bitmeyen bir hikaye olmaktan da kurtulamamıştır.
Bölge halkı Karadeniz Sahil Yolunun Marmara ve Doğu Karadeniz Hatlarının tamamlanmasına rağmen Batı Karadeniz Hattının tamamlanmamasını anlayamamaktadır.
Tarihsel olarak güçlü katkılarına rağmen hizmet alımında en zayıf halka olan bu bölgenin yollarının yapılması Trakya-Marmara-İstanbul hattının orta ve doğu Karadeniz’le buluşması için de açık bir zorunluluktur.
HARİTA 3: TÜRKİYE OTOYOLLAR HARİTASI
CETVEL 1:1927 NÜFUS SAYIMI VE KARADENİZİN EN BÜYÜK İLİ KASTAMONU
Harita 2 de bulunan : KASTAMONU 15. BÖLGE YOL HARİTASI (OTOYOLU ve YHT’Si OLMAYAN BÖLGE) ve 3’de yer alan TÜRKİYE OTOYOLLAR HARİTASI da bu durumu açık bir biçimde teyit etmektedir.
YHT planlamalarında durum daha da vahimdir ve bölge hiç dikkate alınmamıştır.
NÜFUS OLMADIĞI İÇİN YATIRIM YAPILMADI SÖYLEMİNİ TARİH YALANLIYOR
Eğer birileri size “nüfus yok, trafik yok yatırım ondan yapılmıyor” diyorsa, bu gerçek değildir, bir illüzyondur, kandırmacadır.
Batı Karadeniz’in paşa sancaklığını yapmış Kastamonu nüfusa göre en fazla şehit vermiş vilayet olması yanında temsil ettiği sancaklarla en fazla şehit veren bölge Batı Karadeniz olmuştur.
Nüfus olarak da ülkenin en büyük 8 şehrinden de biridir Kastamonu. Kuşkusuz 99 yıl önce Karadeniz’in en büyük nüfusu da Kastamonu’dadır.
1927 verileri açık biçimde gösteriyor ki Kastamonu, yalnızca Batı Karadeniz’in değil, tüm Karadeniz’in en büyük nüfusuna sahip vilayetidir.
Nüfusa göre yatırım yapılsa Kastamonu göç veren değil göç alan bir il olurdu. Altta yer alan diyagramlar (1, 2 ve 3) bu durumu çok net ortaya koymaktadır:
Bu durum, sonraki yıllarda Doğu Karadeniz’de görülen nüfus artışının altyapı yatırımları (özellikle sahil yolu, limanlar) ve tarımsal teşvikler (çay, fındık) ile şekillendiğini; yani nüfusun yatırımı değil, yatırımın nüfusu büyüttüğünü ortaya koyan tarihsel bir referans niteliğindedir.
DİYAGRAM 1: 1927 NÜFUS SAYIMI KARADENİZ'İN EN BÜYÜK VİLAYETİ KASTAMONU
DİYAGRAM 2:2024 NÜFUS VERİLERİ KARADENİZ'İN EN BÜYÜK BEŞİNCİ VİLAYETİ
DİYAGRAM 3: 1893-2026 NÜFUS SAYIMLARI KASTAMONU VİLAYETİ NÜFUSLARI
CİDE YOLU İNEBOLU YOLU İSTİKLAL YOLUDUR, İSTİKBAL YOLUDUR
Çanakkale’yi geçilmez kılan, İstiklal Harbi’nde cepheyi ayakta tutan, lojistiği omuzlayan Batı Karadeniz’in—özellikle Kastamonu ve hinterlandının Cide-İnebolu—bugün hâlâ yol ve kalkınma planı bekliyor olması tarihsel bir çelişkidir. Bu bölge, geçmişte sahip olduğu nüfus, üretim ve fedakârlık kapasitesine rağmen; sahil yolu eksikliği, YHT bağlantısının olmaması, bölgesel kalkınma planlarından dışlanması ve tarımsal teşviklerden yeterince yararlandırılmaması nedeniyle sistematik bir ihmalle geri kalmıştır. “Nüfus yok, yatırım yapılmaz” söylemi bu tablo karşısında geçerliliğini yitirmektedir. Tarih açıkça göstermektedir ki; nüfusu büyüten, üretimi artıran ve göçü tersine çeviren unsur yatırımlardır. Doğu Karadeniz ve Güneydoğu örneğinde olduğu gibi altyapı ve teşvikler kalkınmayı doğurur; Kastamonu ve Batı Karadeniz örneğinde olduğu gibi ihmal ise gerilemeyi derinleştirir. Kastamonu yüz yıl önce Türkiye’nin 8. Karadeniz’in ise 1. büyük şehri iken günümüzde sırasıyla 51. ve 5. sıralara gerilemesi tarihsel bir üzüntü vesikasıdır. Bugün Karadeniz Sahil Yolu’nun doğu ve batı uçları tamamlanmış iken Batı Karadeniz hattının Cide-İnebolu merkezli eksik bırakılması yalnızca bir ulaşım meselesi değil, aynı zamanda bölgesel adalet ve ulusal bütünleşme sorunudur. Marmara ile Doğu Karadeniz arasındaki doğal köprü kopuk bırakılmaktadır.
Çanakkale’yi geçilmez kılan ve İstiklal Harbi’nin lojistik omurgasını kuran bu bölgenin yollarını açmak, bir yatırım tercihinden öte tarihsel bir sorumluluktur. 30 yıldır bitirilemeyen Batı Karadeniz Sahil Yolu’nun tamamlanması; bir ulaşım projesinin ötesindedir, gecikmiş bir hakkın teslimi olacaktır ve Türkiye’nin ekonomik–mekânsal bütünlüğünün güçlendirilmesidir.
Gelecek nesillere bir borcumuz var.
"Türkiyenin çelik halkasını en zayıf halka yapmanın Türkiyeye yararı olmayacağı kesin"