Site İçi Arama

tarih

1911’den Bu Yana Çağıyla Yarışan Türk Hava Kuvvetleri, HÜRKUŞ, HÜRJET ve MMU KAAN’a Kavuşmayı Bekliyor

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte, çağdaş havacılığa uyum sağlayacak güçlü bir hava kuvvetinin oluşturulması amaçlandı. Bu maksatla, uçak sayısı arttırılırken Eskişehir’de Hava Okulu yeniden faaliyete geçirildi.

‘1 Haziran 1911’ Türk Hava Kuvvetlerinin Kuruluş Tarihi

17 Aralık 1903 tarihinde Wright kardeşlerin ilk motorlu uçağı havalandırmayı başarmalarından kısa bir süre sonra, 1909-1912 yılları arasında askerî havacılık teşkilatlarını kuran ABD, Fransa, İngiltere, Almanya, İtalya, Avusturya ve Rusya gibi ülkelerin arasında Osmanlı Devleti de yer aldı.

Uçakların ve askeri havacılığın önemini kavrayan dönemin Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa, iki subayın yurt dışında havacılık alanında eğitim almasını istedi. Gönderilecek subayları seçmek ve havacılık işlerini yürütmek amacıyla 1 Haziran 1911’de tayyarecilik komisyonu kuruldu. Bu tarih daha sonradan Türk Hava Kuvvetlerinin kuruluş tarihi olarak kabul edildi. 

Seçilen iki aday Süvari Yüzbaşı Fesa ile İstihkâm Teğmeni Yusuf Kenan Beyler, Temmuz 1911’de Fransa’nın Bleriot Fabrikası’nda uçuş eğitimi alarak, 21 Şubat 1912 tarihinde pilot olan Fesa Bey; Türk Ordusunun 1 no.lu brövesini, Yusuf Kenan Bey ise 2 no.lu brövesini takmaya hak kazandılar. Fesa Bey, 26 Nisan 2012’de REP (Robert-Esnol-Pieteri) uçağı ile Yeşilköy’de ilk uçuşu gerçekleştirerek, Türk topraklarında uçan ilk Türk pilotu oldu. İlk uçuşun yapıldığı tarihe atfen, 2000 yılından itibaren 26 Nisan, her yıl Türkiye’de ve sonradan dünyada ‘Pilotlar Günü’ olarak kutlanır oldu. 

3 Temmuz 1912 tarihinde de Yeşilköy’de (İstanbul) tayyare mektebinin açılmasıyla birlikte Türk Ordusunda pilot yetiştirme süreci başladı. Bu dönemde Osmanlı tayyarecilerinin kullandığı ve çoğu keşif/eğitim tipinde olan ilk uçaklar; REP (3 adet), Deperdussin (3 adet), Bleeriot IIB (3 adet), Bristol (4 adet) Harlan Eindecker (2 adet) D.F.W. Mars Pfeil (2 adet), Parsaval P.9 (1 adet), Curtiss M F-2 (1 adet) oldu. Bu arada Haziran 1914’te Yeşilköy’de Bahriye Tayyare Mektebi ve Birinci Dünya Savaşı başında tayyare bölükleri kuruldu. Aynı dönemde Alman uçakları ve pilotları da bu bölüklerde görev yapmaya başladılar. Savaşta Osmanlı havacıları Çanakkale'den Hicaz'a, Kafkasya'dan Filistin'e kadar Türk askerinin çarpıştığı hemen hemen her cephede görev aldılar. Savaş boyunca keşif uçaklarının yanı sıra L.V.G. B-1, Fokker D-1, Fokker E/I III, Bristol Scout, Halberstadt D-V, Martinsyde, Caudron C-4, Albatross D-III, Spad S-XIII, Voisin, Nieuport-XVII, Pfalz ve benzeri av/bombardıman uçaklarını Türk pilotları uçurdular. 

Bu yıllarda Orduda tayyare miktarının çoğalmasıyla birlikte havacılık faaliyetlerinin tek elden yönetimi için Hava Müfettişliği teşkil edildi ve bu müfettişliğe tayyare mektebi, tayyare istasyonları, tayyare bölükleri, sabit balon bölükleri, uçaksavar topçu birlikleri ve meteoroloji İstasyonları bağlandı. Deniz hava bölükleri ve Deniz Hava Okulu da Bahriye Bakanlığına bağlandı. 16 Mayıs 1916 tarihinde, kara ve deniz havacılığı birleştirilirken, tayyare bölüklerinin taktik komutası emrine verildikleri Ordu Komutanlıklarına bırakıldı.

Mondros Mütarekesi sonrasında Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Anadolu’da başlatılan milli mücadelede Türk havacıları da elde kalan az sayıdaki uçakla yerlerini aldılar. Hava faaliyetlerinin öneminin farkında olan Ankara Hükümeti, 13 Haziran 1920’de Hava Kuvvetleri Şubesini (sonradan müfettişlik) teşkil etti. Bu şube vasıtasıyla bir yandan uçakların faaliyeti sağlanmaya çalışıldı, diğer yandan da İtalya ve Fransa gibi ülkelerden yeni uçaklar satın alınma yoluna gidildi. Faaliyeti güçlükle sağlanan her bir uçakla Batı cephesinde, Kütahya-Eskişehir Muharebelerinde, Sakarya’da ve nihayetinde Büyük Taarruzda, Türk havacıları toplamda 38 adet çeşitli tipteki av ve keşif uçağı (Spad XIII, Albatross DIII ve C-XV, Breguet XIVB2, de Havilland 9, Fiat R2 Paradiso, Aviatik ve Gotha) ile büyük yararlılıklar gösterdiler. 

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla birlikte, çağdaş havacılığa uyum sağlayacak güçlü bir hava kuvvetinin oluşturulması amaçlandı. Bu maksatla, Junkers A-20, Junkers F-13, Caudron C-27 ve C-59, Spad 21 ve 61, Morane Saulnier, Dewoitine, Rohrbrach, Savoia S-16, Potez 25A-2 benzeri uçaklar yurtdışından satın alındı. Uçak sayısı artarken buna paralel olarak tayyare bölüklerinin sayısı da artırıldı. 1924 yılından itibaren uçuş eğitimi için Fransa, İngiltere, ABD ve İtalya’ya personel gönderilirken, 1925 yılında Eskişehir’de Hava Okulu yeniden faaliyete geçirildi.

1928 yılında Millî Savunma Bakanlığı bünyesindeki Hava Müsteşarlığına bağlı grup ve tayyare istasyon komutanlıklarının yerine tayyare taburları oluşturuldu. 1932 yılında ise hava alayları yapısına geçiş yapılırken, aynı yıl 1 Temmuz’da havacı personel ayrı bir sınıf olarak kabul edildi. Böylece 1933 yılından itibaren Türk havacıları, tüm dünyada havacılığın sembolü mavi renkli üniformayı giymeye başladılar. 

Bu yıllarda Genç Cumhuriyetin varlığını tehdit eden Nesturi, Şeyh Sait, Ağrı ve Tunceli ayaklanmalarını bastırmada görev alan Hava Kuvvetleri önemli başarılara imza attılar. 1937 yılında Hava Harp Akademisi açıldı. 22 Mayıs 1939 tarihinde de hava tugayları kurulmaya başlandı. 1940 yılında envanterindeki uçak sayısı yaklaşık 500 civarına ulaşan Türk Hava Kuvvetleri, çoğu kaynağa göre bu dönemde Balkanların en güçlü hava kuvveti hâline geldi. Curtiss Fledling, Supermarine, Vultee V, Curtiss Hawk, Curtiss Falcon, Focke Wulf FW-44, FW-58 ve FW-190, Gotha, P.Z.L P-24, Heinkel HE 111K, Martin 139 W, Henriot 182, Spitfire, Fairey Battle, Avro Anson, Hawker Hurricane, Curtiss Tomahwk, Miles Magister, Westland Lysander, Curtiss Kittyhawk, Librator, Bristol, Martin Baltimore gibi uçaklarla, 2’nci Dünya Savaşı boyunca muhtemel bir savaşa karşı Türk Ordusu daima harbe hazır tutuldu. Bu arada 16 Ağustos 1943 tarihinde hava tugayları tümen seviyesine çıkarılarak, hava tümeni unvanını kullanmaları sağlandı.

Hava Kuvvetlerinin Müstakil Bir Kuvvet Olarak Teşkil Edilmesi

1944 yılında, dünyadaki gelişmelere paralel olarak Türk Ordusunda da hava birliklerinin tek bir çatı altında toplanmasına karar verildi. Bu amaçla 31 Ocak 1944 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı müstakil bir kuvvet olarak teşkil edildi ve ilk Komutan, Tümgeneral Zeki DOĞAN oldu. Böylece Hava Kuvvetleri Komutanlığı altında muharip hava birlikleri yer alırken, lojistik destek birlikleri Millî Savunma Bakanlığına, eğitim kuruluşları da Genelkurmay Başkanlığına bağlandı. Bu yıllardan itibaren Türk Hava Kuvvetleri satıh kuvvetlerinin desteği yanında mukabil hava ile hava savunma harekâtı da yapabilecek yeni yetenekleri kazanma yolunda adım attı. Bu çerçevede Komutanlık, Ordu seviyesine çıkarıldı. 

Truman Doktrini kapsamında Amerikan askeri yardımlarıyla Hava Kuvvetleri üs, radar ve hava savunma altyapısında iyileştirmeler yapıldı. ABD’den Thunderbolt P-47D (180 adet), T-6 Harward (196 adet), Beechcraft AT-11 (128 adet), C-47 A/B Dakotaa (102 adet) uçakları envantere katıldı, Türk Hava Kuvvetlerinin tüm imkân ve kabiliyetleri adeta sil baştan yenilenmiş oldu. Ayrıca 1950 yılında Hava Harp Akademisi dışındaki tüm hava birlik ve kurumları Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlanarak bugünkü yapıya geçiş yapıldı. Aynı yıl pilot eğitimi dışındaki tüm ihtisas ve branşlardaki eğitimleri vermek üzere Hava Teknik Okullar Komutanlığı İzmir’de teşkil edildi.

1950 yılında pervaneli uçaklardan jet uçaklarına geçiş kararı da alındı ve 15 Ekim’de ABD’ye jet eğitimi için sekiz pilot gönderildi. Jet eğitimlerini 31 Ağustos 1951’de başarıyla tamamlayan pilotlar jete intibak öğretmeni olarak görev yapmaya başladılar. Türkiye'nin 15 Şubat 1952 tarihinde NATO’ya üye olmasından sonra, jet uçaklarına geçiş dönemi hızlandı ve pervaneli uçaklar neredeyse tamamen hizmet dışı bırakıldı. Bu dönemde yine ABD’den T-33 (166 adet), F-84G (479 adet), F-86E (107 adet), T-34A (24 adet), RF-84F (52 adet) uçakları satın alınırken, Makine Kimya Endüstrisi yapımı MKE-4 Uğur (57 adet) uçaklarıyla da pilot adaylarına başlangıç eğitimi verilmeye başlandı. Bu arada jet uçaklarına geçişle birlikte, tabur, alay ve tugay gibi isimlendirmeler terk edildi. Havacılık jargonuna uygun yeni terimlerle, üs ve filo kuruluşuna geçiş yapıldı. Yeni yapıda Balıkesir 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı; Türk Hava Kuvvetlerinin ilk jet üssü oldu ve 191, 192 ve 193’üncü filolar da ilk jet filoları olarak yeniden teşkil edildiler. 1952 yılında çağrı adı ‘Millî’ olan ilk Türk akrotim ekibi kuruldu ve uçak tipi olarak F-84G uçakları kullanıldı.

30 Ağustos 1956 tarihinde kolordu seviyesinde Hava Eğitim Komutanlığı teşkil edilerek, Hava Kuvvetlerinin tüm eğitim ve öğretim faaliyetleri tek merkezden planlanmaya ve yönetilmeye başlandı. 

1958 yılından itibaren Hava Kuvvetlerine uzun yıllar hizmet veren F-100 (130 adet) uçaklarından sonra 1959 yılında F-84 Q/F (93 adet), 1962 yılından itibaren F-104 G (175 adet) savaş uçakları ile 1966 yılında F-5/RF-84F, 1968’de F-102 uçakları (44 adet) envantere katıldı. Bu arada 1962 yılının Haziran ayında, hava tümenleri kolordu seviyesine çıkarıldı ve Taktik Hava Kuvveti unvanı böylece kullanılmaya başlandı. 1972 yılında F-100C (92 adet) ile 1974 yılında İtalya’dan alınan F-104S (40 adet) uçaklarına ilave olarak üçüncü nesil F-4 savaş uçaklarıyla da donatılan Türk Hava Kuvvetleri daha da güçlendi. 

1961 yılına kadar Türk Hava Kuvvetlerinin sembolü olarak çeşitli kartal figürleri tema olarak kullanılırken, 1961 yılının Haziran ayından itibaren tek başlı “Selçuklu Kartalı” figürüne geçiş yapıldı.
Türk pilotlarının, 1954–1955 yıllarında yapılan uluslararası askerî pentatlon yarışmaları uçuş rallisinde üst üste iki yıl birinci olarak Challenge kupasını kazanmaları, NATO güney doğu bölgesinde 1955 yılında yapılan hava atış yarışmaları ile 1971 yılında yapılan Best Hit hava atış yarışmalarında birinci, 1972 yılında yapılan best hit hava atış yarışmalarında ikinci, 1973 yılındaki hava atış yarışmalarında tekrar birinci, 1975 yılında yapılan askerî pentatlon yarışmalarında da birinci olmaları ve nihayet 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı esnasında Türk Hava Kuvvetlerinin bombardıman, keşif ve havadan indirme görevlerinde sergilediği başarılar, o dönemde havacı personelin sahip olduğu eğitim ve beceri seviyesinin göstergesiydi.

1987 yılından itibaren Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ) tesislerinde üretilen 160 adet Blok 30/40 F-16C/D uçaklarıyla teçhiz edilen Hava Kuvvetlerinin 4, 6, 9, 8 ve 5’inci Ana Jet Üs Komutanlıklarının imkân ve kabiliyetleri modernize edilmiş oldu. 1996-1999 yılları arasında yine TUSAŞ’ta 80 uçaklık ikinci paket F-16 C/D Blok 50 uçakları üretilerek envantere kazandırıldı. Ayrıca 2007-2012 yılları arasında ABD’den doğrudan temin edilen 30 uçaklık F-16 Blok 50+ uçaklarıyla birlikte toplamda 270 adet F-16 savaş uçağıyla Türk Hava Kuvvetleri dünyanın ikinci büyük F-16 filosuna sahip hava gücü oldu.

Modern bir hava kuvvetinin ikmal ve malzeme akışını temin etmek, uçakların bakımını en iyi şekilde yapabilmek için 3 Nisan 1989 tarihinde Hava Lojistik Komutanlığı kuruldu. 18 Ocak 1991 tarihinde ise ilk defa havadan yakım ikmali Türk yapımı F-16 savaşan şahinlerle gerçekleştirildi. Bu arada Türk semalarında hava gösterilerine kaldığı yerden devam edebilmek maksadıyla teşkil edilen Türk Yıldızları Akrotim Filosu; 18 Haziran 1993 tarihinde NF-5 uçaklarıyla ilk hava gösterisini icra etti. Bu bağlamda Tek F-16 Gösteri Uçuşu (SOLOTÜRK) 15 Nisan 2011 tarihinde gerçekleştirildi.

1994 yılında gece alçak irtifada taarruz yeteneği olan LANTIRN podlarıyla teçhiz edilen 161’inci Filo yurdun batısında, 2000 yılında benzer yetenekle donatılan 181’inci Filo da yurdun doğusunda Hava Kuvvetlerinin vurucu gücünün belkemiği haline geldiler. Bu arada 1995-1997 yılları arasında toplamda 7 adet KC-135R tanker uçağı envantere alınarak, havadan yakıt ikmal yeteneği de kazanıldı. İsrail’le yapılan modernizasyon antlaşmalarının bir sonucu olarak, 1990’lı yılların sonuna doğru 54 adet F-4 ve 48 adet F-5 uçağının modernizasyonu gerçekleştirildi. 2015 yılında teslim alınan 4 adet Boeing yapımı Havadan Erken İhbar Kontrol (HEİK) uçağının da tedarikiyle birlikte, Türk Hava Kuvvetlerinin yerdeki sabit ve mobil radarlarla entegreli çalışan havada gözleri devreye girmiş oldu.

1993 yılının Nisan ayından itibaren İtalya’nın Ghedi Üssü’nde dönüşümlü olarak konuşlanan Türk Hava Kuvvetleri muharip filoları, Bosna-Hersek Harekâtında görev yaptı. Yine 29 Mayıs 2000 – 7 Ağustos 2001 tarihleri arasında Aviona Üssü’nden Kosova Harekâtına katılım sağlandı. 4 Nisan – 31 Ekim 2011 tarihleri arasında Sigonella Üssü’nden (İtalya) Libya’ya yönelik başlatılan NATO’nun Birleşik Koruyucu Harekâtı (Operation Unified Protector) kapsamında Akdeniz üzerinde hava devriyesi görevleri icra edildi. 1980’li yıllardan günümüze Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele operasyonlarına aktif destek veren Türk Hava Kuvvetleri, PKK ve YPG unsurlarına yönelik iç güvenlik ve sınır ötesi havadan bombardıman ve keşif görevlerini, insanlı ve insansız hava araçlarıyla icra etmeye devam etti. 

Günümüzde Türk Hava Kuvvetleri

Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığının Karargâhı Ankara’dadır. Komutanlığın vazifesi; sahip olduğu üstün sürat ve tahrip gücü yüksek silah ve vasıtaları ile; düşmanın saldırgan niyetinden caydırılması, ülkeye saldırı söz konusu olduğunda en ileri hattan itibaren süratle düşman uçaklarının önlenmesi ve düşman ülkenin hayati önemdeki askerî hedeflerinin tahrip edilerek harbe devam etme azim ve gücünün kırılması, harbin en kısa zamanda en az zayiatla kazanılmasıdır.

Bu vazife doğrultusunda barışta ve savaşta çeşitli faaliyetleri ve fonksiyonları yerine getirmekte olan Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Atatürk’ün ‘İstikbal Göklerdedir!’ vizyonuna uygun olarak çağdaş dünya havacılığı seviyesinin üstüne çıkabilmek ve yurdun savunmasında daha etkin bir şekilde yerini alabilmek amacıyla, çağıyla yarışır bir kuvvet anlayışıyla yeni imkân ve kabiliyetleri envanterine kazanmaya devam etmektedir. 

Bu kapsamda, 1973 yılında Hava Kuvvetleri Güçlendirme Vakfını kurarak, ‘Kendi Uçağını Kendin Yap’ kampanyasına öncülük eden Türk Hava Kuvvetleri, öncelikle yurtiçinde geliştirilen ve üretilen hava araçları, sensörleri, modern mühimmatı vb. kullanma isteğiyle hareket etmektedir. Bu doğrultuda Savunma Sanayii Başkanlığıyla birlikte, Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı; TUSAŞ, ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN gibi Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı ortaklık şirketleri başta olmak üzere savunma sanayisinde yer alan tüm Türk firmalarıyla işbirliği içinde yeni imkan ve kabiliyetleri envanterine kazandırma gayretindedir.

Bu temel ilke ve anlayışla Türk Hava Kuvvetleri personeli; insansız hava aracı alanında ANKA, AKSUNGUR, ANKA-III, TB-2, AKINCI ve KIZILELMA’nın; Gökbey ve T-70 Genel Maksat Helikopterlerinin, yeni nesil temel eğitim uçağı Hürkuş ve tekâmül jet eğitim uçağı Hürjet’in envantere kazandırılmasına, nihayetinde savunma sanayimizin havacılık alanındaki amiral gemisi beşinci nesil milli muharip uçak (MMU) Kaan’ın göklerdeki yerini almasına aktif destek veriyor.
Nitekim, ülkemizin tam bağımsızlığında önemli rol oynayan İnsanlı Hava Platformları için 18 Nisan 2024 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal KADIOĞLU’nun da katılımıyla bir imza töreni gerçekleştirildi. Yerli ve millî hava sistemleri HÜRKUŞ-B ve HÜRJET’in teslimat sözleşmeleri ile KAAN’ın genişletilmiş sözleşmesi imzalandı. 

Yeni Nesil Gelişmiş Temel Eğitim ve Hafif Taarruz Uçağı HÜRKUŞ

26 Aralık 2013 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın 15 adet yeni nesil temel eğitim uçağı ihtiyacının karşılanması amacıyla TUSAŞ ile HÜRKUŞ-B Sözleşmesi imzalandı. 3 Mayıs 2021 tarihinde yenilenen sözleşmeyle ivme kazanan proje kapsamında geliştirilen tek motorlu, pervaneli, tandem yapılı ve modern aviyoniklerle donatılan ilk uçağın 2025 yılında Hava Kuvvetlerine teslim edilmesi öngörülüyor.

Tekâmül Jet Eğitim Uçağı HÜRJET

Geniş bir görev yelpazesini üstün bir performansla yerine getirmesi beklenen ve bu amaçla 2017 yılında başlatılan HÜRJET projesiyle; tek motorlu, tandem ve modern aviyonik suite sahip kokpiti ile üstün performanslı Tekâmül Jet Eğitim Uçağının geliştirilmesi hedeflendi. Bu proje tamamlandığında T-38 jet eğitim uçakları ile Akrotim gösterilerinde kullanılan F-5 uçaklarının yerine Türk Hava Kuvvetleri envanterine HÜRJET uçaklarının dahil edilmesi planlanıyor. 19 Mayıs'ta F-5'lerle birlikte gösteri yapan HÜRJET, Türk Yıldızarı için iyi bir aday olduğunu kanıtladı, milletin gönlünde kendine yer buldu.

Milli Muharip Uçak KAAN

Eğitim uçaklarında olduğu üzere beşinci nesil savaş uçaklarının da Türkiye’de üretilmesi sürecine aktif destek veren Türk Hava Kuvvetleri, 2010 yılı Aralık ayında Savunma Sanayii İcra Kurulu (SSİK) kararı ile MMU Kaan projesinin başlatılmasına öncülük etti. KAAN; süper seyir, yüksek manevra, düşük radar görünürlüğü, geliştirilmeye açık aviyonik mimari, artırılmış durumsal farkındalık, hassas hedefleme, birlikte çalışabilme gibi Beşinci Nesil Savaş uçaklarında olan bütün kabiliyetlere sahip olacak şekilde TUSAŞ ana yükleniciliğinde geliştirilmeye başlandı. Bu sürecin sonunda Türkiye, beşinci nesil savaş uçağı geliştiren ülkeler kulübüne 21 Şubat 2024 tarihinde gerçekleşen KAAN’ın ilk uçuşuyla birlikte girmiş oldu. 

Kısa vadede, 2028 yılına kadar F-16 uçaklarından daha iyi özelliklere ve yeteneklere sahip en az 20 adet F110-GE-129 motorlu MMU KAAN’ın üretilerek Hava Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilmesi hedefleniyor. Bu hedef doğrultusunda TUSAŞ’ın öncelikle mevcut prototipe ilave olarak 7 adet daha prototip üreterek uçuş test sürecinin gereklerini yerine getirmesi bekleniyor. Toplamda 8 adet prototip uçağı ile tahminen 6-7.000 uçuş test sortisinin uçulması, 100 bin civarındaki test noktasının doğrulanması, uçan test laboratuvarları ya da platformları ile bazı ilave testlerin yapılması, AESA radarı yanında EOTS benzeri birçok yerli ve milli sensör ve sistemin uçuş testlerinin tamamlanarak KAAN’a entegrasyon sürecinin tamamlanması için çalışmalar yürütülüyor.

Uzun vadede, TR Motor çatısı altında milli motorun geliştirilerek KAAN’a entegre edilmesi, nihayetinde MMU’nun tam manasıyla beşinci nesil harekât isterlerini layıkıyla karşılayan bir savaş uçağı olarak Hava Kuvvetleri filolarında en az 2070 yılına kadar görev yapması amaçlanıyor. 

Sonuç

1 Haziran 1911 tarihinde göklerdeki yerini almak üzere yola çıkan Türk Hava Kuvvetleri, 31 Ocak 1944 tarihinde Kara ve Deniz Kuvvetleri gibi ayrı bir Komutanlık olarak teşkil edildi. Her yıl 1 Haziran’da hava gösterileri ve çeşitli etkinliklerle kuruluş günü kutlanmakta olan Türk Hava Kuvvetleri; kurulduğu günden beri daima modern teknolojiyi takip ederek bugünkü gurur verici seviyesine erişebildi. 

Türk savunma sanayisinin özgün ve egemen ürünleri Hürkuş, Hürjet, MMU KAAN, Anka III, Kızılelma gibi hava platformlarının, silah ve sensörlerinin Türk Hava Kuvvetlerini daha iyiye ve daha mükemmele taşıyacağına, daha güçlü kılacağına inanıyorum. 

Milleti için gurur kaynağı olan Türk Hava Kuvvetleri; caydırıcılığı yüksek bir güç olarak bölgesinde barışın sürekliliğinin teminatıdır. Bilgisine, becerisine, disiplinine, üstün görev anlayışına ve fedakârane çalışkanlığına yakından şahit olduğum Hava Kuvvetleri personeli, Türk milletinin hiç eksilmeyen desteği ile Hava Kuvvetlerimizi, geçmişte olduğu gibi, bugün ve yarın da başarıdan başarıya koşturmaya devam edecektir. 

Not: Yazarın bu yazısı daha önce, A5 Savunma Sanayii Dergisinin 46. Sayısı, Mayıs-Temmuz 2024 Dönemi Sayısında yayımlanmıştır.

Kaynakça

Akif Ayyıldız, “İnsanlı hava platformları için imza töreni”, DefenceTurk.net, 19 Nisan 2024, https://www.defenceturk.net/insanli-hava-platformlari-icin-imza-toreni

1912’den Günümüze Hava Üsleri, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları, 2005.
Hava Kuvvetleri Tanıtım Kitabı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları, 16 Mart 1998

Çetin Tuna’nın çizimleriyle Türk Hava Kuvvetleri Uçak Albümü (1911-1996), Hava Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları, 1996

Hava Kuvvetleri Tarihçesi, Hava Kuvvetleri Web Sayfası, 13 Nisan 2022, https://www.hvkk.tsk.tr/Custom/Hvkk/79

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 01.06.2024
  • Süre : 13 dk
  • 671 kez okundu

Google Ads