logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
tarih

Çanakkale Savaşı'nda Türk Hava Harekâtı (3)

Çanakkale’de Alman Uçakları ve Pilotları:

Temmuz 1915’te İngiliz ve Fransız uçaklarının taarruzu ile 2 Türk uçağı yerde tahrip edilmiş ve kullanılamaz hale gelmiş, Türk uçak bölüğünün uçuşları kısa bir süre için durdurulmuştur. 5 Temmuz 1915’te Almanya’dan uçak birliğine takviye amacıyla 2 Gotha WD-I tipi deniz uçağı ve Alman pilotlar Çanakkale’ye gelmiştir. Çanakkale’nin kuzeyinde Köse ve Nara burunları arasındaki istasyonda konuşlandırılmıştır. Bu uçaklar ve İstanbul’da görevli 1 uçak ile Alman Donanması Özel Müfrezesi Deniz Tayyare Grubu emrinde “Deniz Uçak Birliği” oluşturulmuş ve 5-6 Temmuz’da keşif görevlerine başlamıştır. Boğaz dışında adalara keşif ve bombardıman yapmak, müttefiklerin Boğaz önündeki faaliyetlerini takip etmek amacıyla görevlendirilmiştir. Bu birliğe daha sonra düşman denizaltılarının Marmara Denizi’ne girmesi, İstanbul Gelibolu deniz ikmal yolunu olumsuz etkilediğinden gemi trafiğinin güvenlik altına alınması görevi verilmiştir.

İngiliz Uçaklarının Taarruzları:

5 Temmuz 1915’te, İngiliz 13 adet uçağı Türk hava gücünü etkisiz hale getirmek amacıyla Çanakkale havaalanına yaptıkları taarruzlarda, 2 Türk uçağı yerde tahrip edilmesi ile kullanılamaz hale gelmiş ve bölük bir süre uçuşa ara vermek zorunda kalmıştır. 6 Temmuz’da Başkomutan Vekili Enver Paşa, 1’inci Tayyare Bölüğü ile emir-komuta zincirinde yaşanan aksaklıklar nedeniyle Müstahkem Mevkii emrinden alınarak 5’inci Ordu emrine verilmiştir. Böylece Tayyare Bölüğü, 5’inci Ordu emrine girdikten sonra mevcut uçaklarından üçü uçamaz duruma geldiğinden bölük bir süre uçuşa ara vermek zorunda kalmıştır.

İlave Alman Uçakları Geliyor:

Mayıs 1915’te kesilen ikmal ve uçak temini konularını görüşmek üzere Almanya’ya gönderilen Plt.Yzb.Serno, Çanakkale’de mevcut kara uçaklarını takviye etmek üzere deniz uçakları istenmiş ve Türkiye’ye 20 uçak daha vermeyi kararlaştırmıştır. Bu amaçla 3 adet Gotha WD-1 uçağı, sivil havacı, makinisti ve rasıt olarak görev yapmak üzere gönderilmiş ve Haziran 1915 sonunda İstanbul’a gelmiştir. 1’nci Tayyare Bölüğü’nün kuvvetlendirilmesi amacıyla Temmuz ayı sonuna kadar Almanya’dan istenen 20 uçaktan 13 adedi Türkiye’ye ulaşabilmiştir. Gelen silahsız keşif 4 Rumpler B-I tipi uçaklarından 3 adedi 13 Temmuz 1915’de Çanakkale Cephesine gönderilmiştir. 8 Temmuz’da 1 İngiliz uçağı Morto koyunda, Türk topçusunun ateşi ile denize düşürülmüştür. Almanya’da eğitimini tamamlayan Plt.Ütğm.Hasan Tahsin Kevenk, 13 Temmuz’da 4 uçakla takviye edilen 1’inci Tayyare Bölük Komutanlığı görevini Alman Plt.Tğm.Pressner’den devralmıştır. Bölük, Şakir Hazım, Cevdet, Abdullah, Ali Rıza, Salih ve Rıfat’dan oluşan Türk pilotları ve Alman 4 pilot ile harekât görevlerini yerine getirmiştir. 18 Temmuz’da Hüseyin Sedat, düşmanın son durumunu öğrenmek için keşfe çıkan 1 Türk uçağı, Kefalo koyunda rastladığı Çanakkale İtilaf Kuvvetleri Komutanı Hamilton’un yatına taarruz etmiş, ancak bir sonuş alamamıştır. Aynı gün Plt.Yzb.Serno, keşif görevi dönüşünde hava muharebesine girdiği 1 İngiliz uçağını parabellum atışıyla kaçırmıştır. Temmuz ayı ortalarında 5’nci Ordu Komutanı General Sanders, harekât yönünden hava keşif raporlarının karargâha daha seri olarak ulaştırılmasını sağlamak amacıyla 1’inci Tayyare Bölüğü’nün kendi karargâhının olduğu Gelibolu civarına konuşlandırılmasını istemiştir. Gelibolu-Galata Köyü güneyinde bugünkü adı Cumalıdere olan bir dere tabanı seçilmiş, düzeltilerek uçakların iniş kalkış yapabilecekleri bir hale getirilmiş ve 21 Temmuz’da Gelibolu’dan Rumeli’de Akbaş’ın 7 km. batısında Galata’ya nakledilmiştir.

Albatros Uçakları:

Anafartalar muharebeleri tüm şiddetiyle devam ederken Türk tarafının en kısa deniz yolu Gelibolu Yarımadası, İstanbul ve Marmara limanları arasında olduğu için 5’inci Ordu’nun tüm ihtiyaçları buradan karşılanmasına çalışılmış, düşman denizaltılarıyla mücadele etmek amacıyla Müstahkem Mevki Komutanlığı’na destek verilmesi istenmiştir. Ancak Komutanlık, 2 deniz uçağı olduğunu, bunlardan birinin kalenin deniz keşifleri için kullanıldığını, diğerinin de uçamaz durumda olduğu gerekçesiyle isteği reddetmiştir. Bu konunun öneminin anlaşılmasıyla Mevki Komutanlığı kalan tek uçağı 5’inci Ordu emrine vermek zorunda kalmış ve Marmara’da düşman denizaltılarını keşif, gözetleme ve bombalama için tahsis etmiştir. Düşmanın havada daha sık karşılaşması üzerine silahlı Albatros C tipi uçaklar Ağustos ayından itibaren Yeşilköy’e gelmeye başlamıştır. Böylece Ağustos ve Eylül ayında 1’nci Tayyare Bölüğü’nün elindeki uçaklar artmış ve yeni gelen havacılar ile etkinliği yükselmiştir. Bölüğe, Eylül 1915’de 1 adet ve Aralık 1915’de 3 adet Alman Fokker uçağı katılmış ve Çanakkale Cephesinde harekâta iştirak etmiştir.

Atatürk’ün Bulunduğu Yeri İngiliz Uçakları Bombalıyor:

Çanakkale Cephesi’nde Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından havacılık ile ilgili 2 önemli gelişme yaşanmıştır. 26/27 Temmuz 1915 gecesi Mustafa Kemal Atatürk Conkbayırı’na gelmiştir. 27 Temmuz’da, Büyük Anafarta Köyü içine girdiğinde 11 düşman uçağı bölgeyi ve karargâhı havadan bombalamıştır. O’nu Anafartalar’da muhteşem tarihi görevini yapmasına bir düşman uçağı bomba ve makineli tüfek ateşleriyle yolundan alıkoymağa çalışmış, fakat başarılı olamamıştır. Yaveri Cevat Abbas Gürer; “Atatürk, 26 Temmuz’u 27 Temmuz’a bağlayan gece cepheyi yeniden düzenlemek için 27 Temmuz 1915’te Conkbayırı’na geldiği gün, 11 düşman uçağı tarafından bombalanmıştır. Bu hava taarruzunda karargâhta karışıklık çıkmış ve personel birbirini kaybetmiştir. Ancak Zabit Vekili Zeki Doğan (sonradan Hava Kuvvetlerinin ilk Komutanı olmuştur) ile Atatürk gece Conkbayırı’na ulaşmışlardır. Karargâhın diğer personeli sabahın erken saatlerde görev yerine gelmişlerdir. Düşman uçaklarının tacizleri sürekli devam etmiş, ancak Atatürk buna pek önem vermeyip korunmaya yönelik tedbirler almıştır.” Atatürk’ün yanında bulunanların anlattıkları ve tanık olduklarının göre onun tepesine yağdırılan uçak bombalarından hiç ürkmemiş ve korkmamıştır. Bu cephede yaşanan diğer bir olay ise İngiliz Plt.Yb.Samson, Eylül ayının ikinci haftasında Gelibolu’ya dönüş yolunda 1 Nieuport uçağı ile Selvili üzerine geldiğinde, araç üzerine alçalarak Atatürk’ün otomobiline 2 bomba atmıştır. Bu saldırıda uçaktan atılan ve yerde patlayan bombanın şarapnel parçaları etrafa yayılarak arabanın önünde ve arkasında patlamıştır.  Ön cama düşen mermi şoförü yaralamış, ancak kendisi ve araçta bulunan subaylar şans eseri yara almadan kurtulmuştur. Bu olaylardan kurtulması, gelecekte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtuluşunun ve kuruluşunun yolunu açmıştır.

Çıkarma Harekatının Engellenmesi:

İngilizler, Gelibolu çıkarmalarının başarısızlığı sonrasında, Türk Kuvvetlerini kuzeyden kuşatarak, boğaz için çok önemli olan Kocaçimen ve Conk Tepelerini ele geçirip, Tuzla gölü güneyinde karaya çıkıp, Anafartalar üzerinden Kilya Limanı istikametinde kuşatma yapmayı planlamıştır. Deniz Tayyare Müfrezesi teşkil edilmiş, Çanakkale kıyısında Köseburnu ve Nara’daki Üslerde uçuş hazırlıklarına başlamıştır. İtilaf Devletlerinin yeni bir çıkarma harekâtına girişeceği haberinin alınması ile beraber 27/28 Temmuz gecesi ay ışığında Nara’daki Alman Deniz Tayyare Bölüğüne ait bir deniz uçağı ile keşif başlamıştır. 28 Temmuz’da Limni Adası’ndaki keşif görevi ile ilk uçuşunu gerçekleştirmiştir. Limni Adası ve Mondros Körfezi hava keşfinde, Mondros Koyu’nda 13’ü büyük savaş gemisi olmak üzere 87 gemi tespit edildiği ve bombalandığı belirtilmiştir. Uçak, ordugâh bölgesine bir bomba attıktan sonra Bozcaada’ya yönelmiş, burada sadece Fransız uçak birliğinin olduğu görülmüştür. 31 Temmuz gece yarısından sonra 1’inci Tayyare Bölüğü ve Alman Deniz Uçak Birliği’nden 2 uçak keşfe çıkmış, Bozcaada havaalanına taarruz yapılmış, 5 bomba ve 500 çivi atılmıştır. Bu taarruz dönüşü, uçaklardan biri hava devriyesine çıkan düşman uçaklarının saldırısına uğramış, ancak Alman Deniz Uçak Birliği’ne ait uçak isabet almasına rağmen Üsse geri dönmüştür. Ağustos ayı başında yapılacak büyük taarruza destek amacıyla İngiliz Krallık Donanma Hava Servisi’ne bağlı 2’nci uçak grubu harekât alanına gelmiştir. Düşman uçaklarının çoğu makineli tüfekle donatılmış uzun menzilli yeni modellerden oluşmuş ve düşmanın harekât imkânı büyük ilerleme kaydetmiştir. 1’nci Tayyare Bölüğü, Türk hava harekât ve faaliyetlerini devam ettirmek için Almanya’dan makineli tüfeklerle donatılmış av ve bombardıman görevi yapabilen zamanın en üstün uçaklarından olan 5 adet Albatros-C ve 5 adet Gotha tipi deniz uçağı ile takviye edilmiştir. Deniz uçaklarının 3’ü Müstahkem Mevki Komutanlığı’nın emrine, 2’si İstanbul’daki hava istasyonuna verilmiştir.

İngiliz Hava Üstünlüğünün Olumsuz Etkileri:

İngilizlerin 3 SS tipi hava gemisi, 2 Ağustos 1915’te Gökçeada’ya intikal etmiş, ancak hava şartları nedeniyle sadece denizaltı gözetleme devriyesiyle sınırlı görevleri yapmıştır. 2 Ağustos’ta, İtilaf Devletleri’nin Arıburnu’na başlattığı çıkarma harekâtına 6 uçak ile destek vermiş ve çıkarma sırasında düşmanın hava üstünlüğünden dolayı Türk uçakları keşif uçuşu yapamamıştır. 3 Ağustos gecesi deniz uçakları İmroz’u keşfedip bombalamış, düşmanın saldırısı karşısında 1 uçak isabet almıştır. 6 Ağustos’ta başlayarak 10 Ağustos’a kadar devam eden İtilaf kuvvetlerince Suvla Çıkarması ve Sarı Bayır Savaşı olarak, Türk kuvvetlerince Arıburnu ve Anafartalar savaşları olarak anılan bu harekât sırasında Ben-My-Chree uçak gemisi, Gökçeada’daki Kefalo Koyunda demirli bulunmuştur. Deniz uçaklarının denizaltılarla ilk teması 6 Ağustos’ta olmuş, Marmara Adası’nın batı kıyısı açıklarında bulunan bir düşman denizaltısına bomba taarruzu yapılmış, ancak bir sonuç alınamamıştır. Suvla Körfezi’ndeki büyük çıkarmayı örtülemek amacıyla ikinci çıkarma harekâtı için 6/7 Ağustos 1915’te Arıburnu ve Anafartalar bölgesine taarruz başlatmıştır. Saroz Körfezinin kuzeyinde yer alan Sazlıdere ve Karaçalı mevkiindeki kıyı bölgesine çıkarma başlatmıştır. Denizaltı tehlikesine karşı deniz Türk uçaklarına Marmara’da keşif görevi verilmiş, uçakların seyir sahasını arttırmak için Tekirdağ ve Marmara-Ekinlik adasına yardımcı iniş yeri hazırlanmış ve benzin ikmal depoları kurulmuştur.

7 Ağustos 1915’te akşamı çıkarma birlikleri Küçük Anafartalar bölgesine kadar ilerlemiştir. 8 Ağustos 1915’de Anafartalar Grup Komutanlığına Kur.Alb.Mustafa Kemal Atatürk atanmıştır. 9 Ağustos akşamüzeri Atatürk ve beraberindeki subaylar taarruzu idare etmek üzere at sırtında Conkbayırı’na doğru hareket etmişler, düşman uçaklarının tacizi altında Kocaçimen Tepe’ye ilerlemişlerdir. 9 Ağustos’ta saat 04.30 da birliklerinin başında cephenin önünde taarruza bizzat komuta etmiş, bir seri taarruz sonucunda düşman kuvvetleri geri atılmış ve sahile doğru sürülmüştür.

Ağustos 1915’de Almanya’dan Osmanlı ordusunun ihtiyacı olan silahlı Albatros C-I uçaklarının gelmesi ile 1’nci Tayyare Bölüğü’nün etkinliği büyük ölçüde artmış, Ağustos ve Eylül aylarında bölüğün elindeki faal uçak bazen 8 kadar çıkmıştır. 9 Ağustos’ta 1 adet Gotha WD-I Bolayır önlerinde bulunan bir düşman denizaltısına taarruz yapmış, bu taarruzda denizaltıya bir bomba isabet ettirildiği, bunun sonucu deniz yüzeyinde yağ lekeleri oluştuğu gözlendiği ve denizaltının batırıldığı değerlendirilmiştir. 6-10 Ağustos sürecinde, İngiliz ve Anzak güçlerinin katıldığı harekâtta 5’inci Ordusu’na bağlı hava birlikleri harekât boyunca keşif yapmanın yanı sıra, düşman hattının bombardıman saldırılarını gerçekleştirmiştir. 11 Ağustos’ta, Ben-My-Chree uçak gemisi Saroz Körfezine gelmiş, 12 Ağustos sabahı gün ağarırken 2 Short deniz uçağı, Gelibolu’nun kuzeyinde bir buharlı gemiye karşı torpido saldırısı planlamıştır. Uçaklardan biri motor arızası nedeniyle kalkamayınca Plt.Bnb.Edmons, 1 Short uçağı ile Bolayır üzerinden yaklaşık 700 metre mesafeden ve suya 5 metre yüksekten İnce Burnu’nun gördüğü hedefe torpidoyu salmış, torpidonun hedef istikametini gördükten sonra Ben-My-Chree’ye geri dönmüştür. Bu olay dünya havacılık tarihinde ilk havadan torpido saldırısı olarak yerini almıştır.

Bnb.Edmons, torpido taarruzlarına devam etmiş, 19 Ağustos’ta Akbaş iskelesine doğru seyretmekte olan 3 gemiden birine taarruz ederek bir gemide yangın çıkarmıştır. Aynı gün Tğm.GB Dacre, Short uçağı ile bir gemiye taarruz ederek torpido bırakmış ve gemi batırılmıştır. 18 Ağustos’ta Türk güçlerinin Gökçeada’da yaptığı keşifte, Kefalo Körfezi’nde 50 nakliye gemisi tespit edilmiştir. 22 Ağustos’ta İngiliz deniz uçağı, Türk topçu ateşi ile Seddülbahir önlerinde denize düşürülmüştür. Ağustos ayında 1’inci Tayyare Bölüü, 5’nci Orduya büyük destek sağlamış, attığı bombalar ile 1 düşman gemisini batırmış ve 4 uçakla 4 gün devam eden harekatlarda 51 saat harekât görev uçuş yapmıştır. Conkbayırı taarruzlarında yoğun bir faaliyet gerçekleştirmişlerdir. Bu dönemde bölgede 16 uçak hava gücüne ulaşmış, İtilaf güçlerine bomba ve çivi atarak ağır zayiat verdirmiştir.

5 Eylül’de, 1’inci Tayyare Bölük Komutanlığına Alman Rasıt Yzb.Körner atanmış, bölük uçakları cephe üzerinde keşfe çıkmış ve Tuz Gölü civarında 70 çadırlık bir Ordugâhı keşfedilmiştir. Yeni bir harekât için 50 bin kişilik kuvvet hazırladığı ve kuvvetin sevk yönünün Midilli olması nedeniyle Midilli’ye yapılacak keşif önem kazanmıştır. 6 Eylül’de Bozcaada, İmroz ve Midilli’ye ve 10-11 Eylül’de Bozcaada ve Midilli’ye yapılan keşif uçuşunda bölgede yeni bir durum değişikliğine rastlanmamıştır. 16 Eylül’de, 6 Türk uçağı İmroz’a taarruz etmiş, dönüşte Albatros uçağı ile denizaltıya taarruz edilerek Türk yelkenlisi kurtarılmıştır. Aynı gün yapılan keşifte, Gelibolu’daki kuvvetlerde bir azalma olduğunu rapor etmiştir. Bu dönemde en önemli gelişme yeni gelen Gotha uçaklarına makineli tüfeklerin monte edilmesi ile cephedeki hava üstünlüğü Türkler lehine çevirmiştir.

16 Eylül 1915’te sabah erken saatlerde bir Türk uçağı, İngiliz Kuvvetleri Komutanı Ian Hamilton’un bulunduğu karargâha 4 bomba isabet ettirilmiş, ancak hasar tespit edilememiştir. Bu bombalama işlevi 19, 27 ve 28 Eylül gecelerinde tekrarlanmıştır. 18 Eylül gecesi Türk deniz uçakları Gökçeada’ya taarruz yapmış, atılan bombalardan biri Aydıncık İskelesine yanaşan geminin yanına düşmüştür. 20 Eylül’de Limni, Bozcaada, Midilli, İmroz ve Saroz Körfezi üzerinde gerçekleştirilen hava keşiflerinde adalarda düşman kuvvetlerinin azaldığı tespit edilmiştir. Keşifler sırasında taarruz görevi de yürütülmüş, özellikle sabit balonun etkisiz hale getirilmesi amacıyla 27 Eylül’de 1’nci Tayyare Bölüğü’ne ait av uçaklarıyla balon tesisine bomba isabet ettirilmiştir. 27 Eylül 1915’te Alman Rasıt Yzb.Karl Kettembeil ve Plt.Yzb.C.L.Preussner, Saroz Körfezi üzerinde ilk kez karşılaştıkları bir düşman uçağı ile hava muharebesinde makineli tüfek atışı ile ilk kez bir Türk uçağı tarafından düşürülmüş, düşman uçağını düşüren ilk rasıt olmuştur. Cephedeki bu başarısından dolayı Rasıt Ütğm.Karl Kettembeil, 15 Kasım 1915’de “Gümüş Liyakat Madalyası” ile ödüllendirilmiştir.

Makineli Tüfek Atışıyla Düşman Uçağı Düşürülüyor:

Kasım ayında keşif ve bombardıman görevleri devam etmiş ve 6 Kasım’da Türk topçusu Küçükgemlikli üzerinde bir İtilaf gücü uçağını denize düşürmüştür. Türk askeri havacılık tarihi açısından önemli bir gerçekleşmiş, Çanakkale Cephesi’nde ilk kez havadaki bir Türk uçağı düşman uçağını makineli tüfek atışıyla düşürmeyi başarmıştır.

30 Kasım 1915’de Plt.Ütğm.Ali Rıza ve Rasıt Tğm.İbrahim Orhan, AK-I Nu.lı Albatros C-I uçağı, Kabatepe üzerinde keşif uçuşu yaparken Fransız Farman uçağı ile hava muharebesinde çatışmaya girmiştir. Çatışma sırasında Rasıt İbrahim Orhan, tek makineli tüfeği ile attığı kurşun, Fransız uçağının benzin deposunu delmiş ve uçak yanarak İntepe-Seddülbahir arasında yanarak düşmüştür. Pilotlar, Çanakkale cephesinde 2’nci hava zaferi kazanırken I.Dünya Savaşı’nda Türk göklerinde ilk Türk hava zaferini kazanan subay olarak 2’nci kez Türk havacılık tarihine geçmişler ve kıdem zammı para mükâfatıyla taltif edilmiştir. Türk havacılarının buluşlarını Almanlar da kendi uçaklarında uygulamışlar ve bu uçaklardaki rasıt yerine makineli tüfek yerleştirmişlerdir. 1918’de İzmir’de 5’nci Tayyare Bölüğü’nde pilot olarak görev yapan İbrahim Orhan, rasıdı Hüseyin Hüsnü ile keşif uçuşunda uçaksavar ateşi ile vurulmuş, uçağı ada yakınlarında düşmüş, İbrahim Orhan I.Dünya Savaşı’nın son şehidi ve rasıdı Hüseyin Hüsnü harp esiri olmuştur.

En Ağır Bomba:

Çanakkale Savaşı’nda Aralık ayında da Türk hava harekâtı keşif ağırlıklı olarak devam etmiştir. 5 Aralık’ta, 1 deniz uçağı Tekirdağ açıklarında kaybolmuştur. 8 Aralık 1915 ve 9 Ocak 1916 tarihleri arasında İtilaf devletlerinin tahliye işlemi süresince hava faaliyeti önemli bir yer tutmuştur. 18 Aralık 1915’de İngiliz Bnb. Samson, Farman uçağı ile Türk Ordugâhı üzerine 225 kiloluk bomba atmış, bu en ağır bomba atışı olarak havacılık tarihine geçmiştir. 20 Aralık’ta, 1’nci Tayyare Bölüğü 6 uçak ile takviye edilmiş, İmroz’a keşif ve bombardıman için görevlendirilmiş, Kefalo Koyu girişindeki Ordugâha bomba ve el bombaları atılmıştır.

21 Aralık’ta 24’üncü Alay topçusu Tekeburnu civarında bir Fransız deniz uçağını düşürmüştür. 24-30 Aralık tarihlerinde 3 uçaklık filolar halinde güney grubunda uçuşlar yapılmış ve 2 sortide; 12 bomba, 150 el bombası ve 1200 fleşet (küçük ok) atılmıştır. Deniz birliği 3 uçak ile Bozcaada, Limni ve Gelibolu bölgesinde keşif görevleri icra etmiştir. Özellikle 27 Aralık’ta, Limni üzerinde yapılan keşifte 100 civarında olan gemi sayısının 28 Aralık’ta yapılan keşifte sayının 65’e düştüğü belirtilmiştir. Düşman kuvvetlerinin 12 Aralık’ta Suvla (Anafarta) Körfezi’nde başlayan tahliye işlemini 20 Aralık 1915’te Anafartalar-Arıburnu bölgelerini ve 9 Ocak 1916’da Seddülbahir bölgelerindeki tahliye işlemi ile tamamlaması Gelibolu yarımadasını tamamen boşaltılmıştır. Böylece 25 Nisan 1915’de başlayan kara savaşları sona ermiş, ancak havadaki savaş daha da acımasız olarak 1916 yılının ilk aylarına kadar devam etmiştir. Yzb.Serno’nun girişimleri ile 1915 Aralık sonunda tek kanatlı, pervane dairesinin arasından öne doğru ateş edebilen senkronize makineli tüfekleri bulunan av uçakları ve pilotlar Çanakkale’ye gelmeye başlamıştır. Gelibolu-Galata alanına yerleştirilen 6’ıncı Tayyare Bölüğü Fokker E-II av uçakları ile teçhiz edilerek teşkil edilmiştir. Bu uçakların gelmesiyle düşmana karşı havada birçok önemli zaferler kazanılmış, Çanakkale’de havada tam bir hava üstünlüğü sağlanmıştır.

5’inci Orduya bağlı 1’inci Tayyare Bölüğü ise sadece 2 keşif uçağıyla harekâtı devam ettirmiştir. Fokker uçakları ile birlikte yeni gelen pilotlar; Ütğm.Hans-Joachin Buddecke, Yzb.Hans Schüz, Tğm.Emil Meineche, Ütğm.Theodor Jakop Croneiss ve Carl Croneiss kardeşlerin katlımı ile teşkil edilen Tayyare Bölüğü, Fokker av uçakları kullanıldığı için bölük “Fokker Av Bölüğü” olarak anılmıştır. 6 Ocak 1916 sabahı Buddecke, Nara Burnu’nun doğusunda 1 Fransız Farman uçağını Özbek-Karacaviran yakınlarına düşürmüştür. Öğleden sonra İngiliz uçakları Galata havaalanını bombalamak için gelmişler, Buddecke karşı taarruz için havalanmış, yarımada üzerinde karşılaştığı düşman uçaklarından birine taarruz etmesi ile uçak yanarak Yalova doğusunda Burhanlı civarında düşmüştür. Akşam da Türk topçularının Arıburnumil açığında düşman uçağını düşürmesi ile gün sonunda 4 düşman uçağı düşürülmüştür. 7 Ocak’ta Ütğm.Theodor Croneiss, Fransız Farman uçağını ve 8 Ocak’ta Plt.Ütğm.Buddecke Viosin-III tipi bir uçağı Seddülbahir civarında düşürmüştür. 9 Ocak’ta Plt.Ütğm.Buddecke, 1 Farman uçağını ve 11 Ocak’ta, Yzb.Schüz keşif uçuşunda Seddülbahir üzerinde bir düşman uçağını düşürmüştür. 12 Ocak’ta Ütğm.Buddecke, Çanakkale semalarında Farman uçağı ile havada karşılaşmış ve aralarında yaklaşık 15 dakika kadar süren hava savaşı sonunda uçağı Galata yakınlarında düşürmüştür. Aynı gün Yzb.Schüz, Fokker uçağı ile 1 Farman uçağını düşürmüş, uçağın pilotu Tğm.Bolas vefat etmiş ve rasıdı Çavuş D.M.Branson harp esiri edilmiştir.

Fokker Uçaklarının Başarıları:

13 Ocak 1916’da Alman Plt.Ütğm.Buddecke, Çanakkale cephesinin en iyi av pilotu olmuş ve gösterdiği hava zaferlerinden dolayı “Gümüş Liyakat Madalyası” ile ödüllendirilmiş ve Yüzbaşı rütbesine terfi ettirilmiştir. Ayrıca Enver Paşa tarafından Seddülbahir’de düşürdüğü beşinci uçaktan dolayı Plt.Yzb.Buddecke’ye ödül olarak 40 lira verilmesi emredilmiştir. Plt.Yzb.Buddecke, 25 Ocak ve 27 Ocak’ta Seddülbahir üzerinde bir Farman uçağını düşürmüştür. Enver Paşa başarılarından dolayı kutlamış, göğsündeki altın “Osmanlı İmtiyaz Madalyası”nı çıkararak Buddecke’ye takmıştır. Alman Plt.Ütğm.Buddecke, 5 düşman uçağını ve 3 Alman pilot ise 4 düşman uçağı düşürmüştür. Böylece Fokker uçakları 1 uçak kayba karşılık, 9 düşman uçağı düşürerek İtilaf devletleri hava gücüne çok büyük kayıplar verdirmiştir. 1916 Ocak ve Şubat ayı boyunca Osmanlı havacılığı adalardaki havaalanlarını ve denizde karşılaştıkları düşman gemilerini bombalamaya devam etmişlerdir. Osmanlı uçaksavar birlikleri de bu dönemde çok başarılı görevler yapmıştır. Keşif, topçu tanzimi veya bombardıman için yarımadaya yaklaşan birçok düşman uçağını taciz etmişler ve bir kısmını da düşürmeyi başarmışlardır. Ocak ayında İtilaf Devletleri havacılığı büyük kayıp vermesinden ve 9 Ocak 1916’da Çanakkale’den tamamen çekilmesi ile bölgedeki havacılık faaliyetlerini iyice azaltmıştır.

Hava Harekâtının Yoğunluğu Azalıyor:

4 Şubat 1916’da, Tayyare Bölüğünden Plt.Ütğm.Theodore Croneiss, Kabatepe üzerinde keşif uçuşu yapan bir İngiliz B.E 2c uçağını düşürmüştür. Çanakkale cephesinde hava harekâtı yaz ayı boyunca devam etmiş, Nisan-Haziran aylarında 30 sorti uçuş gerçekleştirilmiştir. Osmanlı ordusunda görev yapan deniz uçakları Gökçeada, Bozcaada, Limni ve Taşoz adalarına karşı birçok uçuşlar yapmışlardır. Bu dönemde adalarda bulunan düşman birliklerine ve hava alanlarına karşı 20’den fazla bombardıman saldırısı gerçekleştirmişlerdir. Bu saldırıların çoğunda düşman uçaklarının herhangi bir önleme faaliyetiyle karşılaşmamışlardır. Osmanlı Ordusu’nun deniz uçakları bir tek kayıp dahi vermemiştir. Alman Plt.Yzb.Buddecke, 30 Mart ve 6 Nisan’da birer İngiliz uçağını düşürmüştür. Temmuz ayında 3 deniz düşman uçağı uçaksavar topçularının açtığı ateşten dolayı hasar görerek görevlerini bırakıp üslerine dönmek zorunda kalmışlardır. 14 Nisan 1916’da Plt.Yzb.Buddecke’ye, Almanların en yüksek nişanı Pour Le Merite madalyası verilmiş (Bu madalyayı almak için 8 adet düşman uçağını düşürmesi gerekiyor.) ve bu değerli yüksek nişanı alan üçüncü Alman pilotu olmuştur.

1917 Yılı:

1917 yılında, 1’nci Tayyare Bölüğü’nde 6 adet Albatros uçağı görev yapmış ve aynı dönemde 2 adet Fokker uçağı bulunan 6’ncı Tayyare Bölüğüne, 1 adet Fokker uçağı ve 1 adet Halberstad uçağı gönderilmiştir. Aralık 1917 başlarında Çanakkale’deki hava birlikleri, Gökçeada’ya karşı en büyük hava saldırılarının birini gerçekleştirmişlerdir. Alman Plt.Tğm Emil Meinecke, 12 Şubat 1917’de hava muharebesinde Farman F-27, 17 Şubat 1917’de hava muharebesinde Bristol Scout-D uçağını, 23 Ocak 1918’de Sopwith Strutter uçağını Maydos civarında düşürmüş ve Çanakkale Savaşı’nda 6 hava zaferi kazanarak en başarılı pilot olmuştur. 23 Ocak 1917 saat 15.30’da Plt.Ütğm.Croneiss, hava muharebesinde İngiliz uçağını Kabatepe civarında düşürmüştür. Plt.Ütğm.Croneiss, 23 Mayıs ve 14 Haziran 1918’de Plt.Ütğm.Croneiss, Avro model 2 İngiliz uçağını hava muharebesinde düşürmüş ve Türk göklerinde toplamda yedinci zaferini kazanmıştır.

Osmanlı Ordusu havacıları, Çanakkale hava muharebelerinde göklerde mutlak üstünlük kurmuşlardır. 1’nci Tayyare Bölüğü 3 uçak, Alman Deniz Tayyare Bölüğü 3 deniz ve 2 av uçağı ile harekâta iştirak etmiştir. Uçaklarda görülen büyük arızalar bölük meydanında gidermek mümkün olmadığı için gemi ile İstanbul’a gönderilmiş ve yaklaşık 10 gün yararlanılamamıştır.

Ayrıca Çanakkale Meydanı’nın çok taşlı olması ve taşların dönen pervanelere çarpması hasar ve kırıma yol açmıştır. Bu nedenlerden dolayı sadece 3 uçaktan oluşan bölük, bazen uçuşa tek uçak bile çıkartamamış, bölgeye bu süre zarfında kısıtlı uçak sevk edebilmiştir. Uçakların attıkları bombalar ile düşmanın havaalanındaki hangarlar, çadırlar ve diğer teçhizata isabet etmiş, yangınlar çıkmış ve büyük kayıplar verdirilmiştir. İtilaf güçleri; yeni sistem uçaklar, balonlar, ana uçak gemileri ile ekonomik olarak yeterliliğin bir sonucuyken, Türk havacılığı Almanlardan aldıkları ve savaşın henüz başlarında envanterinde bulunan uçaklar ile hava harekâtını sürdürmüş, bölgeye hava gücü göndermesinde ekonomik sıkıntılar her zaman önemli olmuştur.

Türk-Alman Havacılarının Birlikte Görev Yapması:

Türk ve Alman havacı personel birlikte görev yapmışlar, farklı kültürlerden gelen ve farklı değerleri olan bu insanların karmasından oluşan bölüklerin başarıları ile aynı millete ait insanlardan oluşan bölüğün ahenk ve başarısı şüphesiz aynı olmamış ve sorunlar yaşanmıştır. Osmanlı havacılığı ihtiyaç duyduğu malzeme ve personel açısından müttefiki Almanya’ya bağlı olmuştur. Türk havacılığı, savaşın başlarında az sayıdaki uçak, yetersiz donanım ve kısıtlı olanaklar ile gerçekleştirdikleri keşif, taarruz, muharebe ve gözetleme görevlerinde büyük başarılar elde etmiş, istihbarat verilerinin elde edilmesinde ana aktör olmuş ve askeri havacılık tarihinin bir dönüm noktasını oluşturmuştur. Türk havacılık tarihinde en yoğun hava harekâtının yaşandığı ve hava unsurunun görev aldığı ilk harekât olmuştur. İtilaf Devletleri’nin kesin yenilgisi ile sonuçlanan savaşta Türk havacıları; zaferin kazanılmasında önemli görevler üstlenmiş, birçok ilkler yaşanmış ve başarılar kazanılmıştır. Savaşın seyrine olumlu katkı yapan hizmetlerinin dışında, modern Türk askeri havacılığının gelişmesi konusunda da etkili olmuşlardır. Türk uçaklar başarılı bir harekât yapmışlar ve tek bir kayıp vermeden üslerine dönmüşlerdir.

Uçak Çeşitleri ve Yararları:

Çanakkale Savaşı süresince bomba yapma ve el aletlerini temin etmek için Bakırköy’de bir depo kurulmuş, İstanbul’daki sanatkârlar pervane ve jig yapmak için görevlendirilmiş ve sorun çözülmüştür. Bu dönemde, 1’inci Tayyare Bölüğü’nde 5 pilot, 10 rasıt olmak üzere toplam 15 Türk havacı ve 23 Alman havacı görev yapmıştır. Hava Harekatı’nda; Bleriot XI, LVG B-I, Rumpler B-I, Albatros B-I, Albatros C-I, Albatros C-III, Bristol Scout D, Fokker E-III, Albatros D-II, Halberstadt D-V, Albatros D-III ve D.H-4 tipi uçaklardan oluşan 13 uçak ile görev yapmıştır. Ancak dönem içerisinde harekâta, 8 adet hava ve 1 adet deniz uçağı aktif olarak katılmıştır. Savaşın başında, cephedeki Türk Hava Gücü İtilaf devletlerine karşı savaşın ilk başlarında 1/14’lük bir eşitsizliğe sahip olmuş, savaşın sonuna doğru bu oran 1/7’lik bir seviyeye yaklaşmıştır. İtilaf Devletleri savaş bölgesine dönemin şartlarına göre en modern savaş ve keşif uçaklarından 72 adet getirmiştir. Hava gücü sayı ve nitelik bakımından üstün olmasına rağmen Türk tarafı düşmanla direkt temastan kaçınarak ve fırsatlardan yararlanarak keşif ve bombalama faaliyetlerine devam etmiştir. Savaş süresince, İtilaf Devletleri’nin uçaklarından 17’si Osmanlı topçusunun yerden açtığı ateş sonucunda olmak üzere toplam 53 uçağı düşürülmüştür. Uçakların düşürülüşü hava-hava muharebeleri, topçu atışları ve piyade atışlarını neticesinde gerçekleştirilmiştir. Türk havacılığı, kendisine verilen her türlü görevi büyük bir cesaret içerisinde yapmış ve bu gücü etkili bir şekilde kullanmış ve yapılan uçuş görevleri ile Türk zaferine büyük katkı sağlamıştır.  Çanakkale Savaşı’nın başından I. Dünya Savaşı sonuna kadar Türk havacılığı 4 uçak kaybetmiş ve havacılık tarihi bakımından önemli bir yer teşkil etmiştir. Türk havacılardan hiçbiri hayatını kaybetmemiştir. Bu dönemde, uçaklar bombardıman ve yakın keşif uçuşunu en fazla 600-800 metreden yaptığı için yerden açılan piyade ateşinden etkilenmiş, hatta kendi birliklerimizin ateşine de maruz kalmıştır. Bu sorunu ortadan kaldırmak amacıyla 1 Kasım 1917’de, Türk uçakları dikey stabilize ve dümende kırmızı zemin üzerinde beyaz ay yıldızın olduğu ve kanat altlarında da dıştan içe kırmızı beyaz kırmızı renkli üç daireden oluşan bir tanıtma işareti kullanması kabul edilmiştir.

Hava Harekât Prensipleri:

Çanakkale Savaşı’nda Türk askeri havacılık tarihi açısından birçok harekât prensipleri bakımından da ilkler yaşanmıştır. Kara, deniz ve hava unsurlarının ortak, etkin ve başarılı olarak görev yaptıkları ilk müşterek harekât ve ilk amfibi harekât olması bakımından tarihi önemi olmuştur. İtilaf güçlerinin; kara, deniz ve hava kuvvetleri açısından üstünlüğü dikkate alındığında ve savaşın galibine bakıldığında Türklerin bu 3 unsuru daha neticeli ve etkili kullandıkları görülmüştür. Hava gücünü kullanma konseptinin esaslarının ilk örnekleri uygulanmış, çağının en üstün teknolojileriyle donatılmış ve birbirlerini tamamlayacak şekilde bu birliklerin misyonları belirlenmiştir. Yine sabit balonların kullanıldığı dünya havacılık tarihinin ilk önemli büyük savaşlarından birini teşkil etmiştir. Çanakkale Savaşı, bilinen yönü ile deniz ve kara olmak üzere 2 safhadan oluşmuştur. Ancak, değişen taktik ve strateji açısından hava harekâtı ana aktör olmasa da savaşın gidişatında önemli bir rol oynamıştır. Uçakları bertaraf edecek savunma sisteminin olmayışı ise onları bir anlamda dokunulmaz kılmıştır. Bu harekât süresince günümüz modern hava harekât usullerinden Mukabil Hava Harekâtı, Tecrit ve Yakın Destek nevileri başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Türk havacıları, Manica balon gemisine taarruzlar yapması ile geminin balonunu toplayıp görev yerinden ayrılması sağlanmış, bu görev ile Çanakkale semalarında Yakın Hava Desteğinin basit bir uygulama ilk örneği yaşanmıştır.

Türk havacıların imza attıkları bir başka başarı da çağımızda vazgeçilmez olan elektronik karıştırmayı ilk kez bu savaşta kullanmaları olmuştur. Türk havacılarının imza attıkları en önemli başarı çağımızda vazgeçilmez olan Elektronik Harp uygulaması, 1915’de ilk kez İngilizlerin en önemli savaş gemisi “Queen Elizabeth”e uygulanmıştır. Queen Elizabeth dretnotunun toplarının atışını tanzim etmek için kullanılan telsiz sisteminin 1 Türk savaş uçağı, havadan elektronik karıştırma ile işlevsiz hale getirilmiştir. İngilizler, Helles burnundaki hava meydanını emniyetsiz bularak Bozcaada’ya taşındıklarında meydanda sahte uçak bırakarak Türklerin bu hedefe taarruz ile mühimmat sarf ettirmiş ve bir harp hilesi uygulamıştır.  Aynı zamanda ilk kez uçaklar ile denizaltıların iş birliğinin görülmesi, İngiliz uçaklarının torpido atarak bir Türk muhribine yaptığı saldırının torpido uçaklarının doğması ve gelişmesine zemin hazırlaması da Çanakkale Cephesi’nde yapılan hava savaşlarının önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Ayrıca ilk uçak gemisi HMS Ark Royal ve ilk balon gemisi HMS Manica İngilizler tarafından kullanılmıştır.  Yine, Türk havacıları ilk kez hava muharebesinde Fransız uçağını makineli tüfek atışıyla düşürmeyi başarmış, ilk hava zaferini kazanan Türk pilotu olarak tarihe geçmiştir.

Türk havacılarının buluşlarını daha sonra Almanlar kendi uçaklarında uygulamış ve uçaklara rasıt yerine makineli tüfek yerleştirmişlerdir. Zamanın teknolojisiyle uçaklar, yaklaşık 70-120 km/saat süratle uçan, en fazla 1000-1500 m.ye kadar yükselebilmiştir. Havadan taarruz silahları 5-15 kg’lık bombalar ve içi çivi dolu kutular olmuş, gözle belirlenen hedefe uçaktan elle atılmıştır. Savaş, sınırsız bir harp için lojistik alanda yeterliliğin önemini ve gerekliliğini göstermiştir. Milli imkân ve kabiliyetlerin önemi ortaya çıkmış ve dışa bağımlı bir ordunun zafer kazansa bile büyük kayıplar vereceği bir tarih laboratuvar olmuştur. Türk Havacılık Tarihinin en yoğun yaşandığı hava harekatı olmuştur.

Çanakkale Savaşı, Türk havacılığının henüz emekleme dönemine denk gelmiştir. 1911 yılında temelleri atılan ve bu dönemde kişisel çabalarla geliştirilmeye çalışılan Türk Havacılığı, Yeşilköy’de Tayyare Mektebi ve Deniz Tayyare Mekteplerinin kurulması ile havacı personel yetiştirilmeye başlanmıştır. Türk Milleti, uçağın bir savaş aleti olarak gelecek dönemler için ne kadar önemli olduğunu anlamıştır. Savaş, daha çok Deniz ve Kara harekâtı ile sürmüş olmasına rağmen, Hava harekâtının göz ardı edilemeyecek başarısına sahne olmuştur. Yeni bir kuvvet çarpanı olan havacılık, Çanakkale’de önemli ölçüde harekâtın başlaması öncesi hazırlıkların keşfinin yapılmasına, harekâtın denizde ve karada sürdürülebilirliğine ve sonuçlarına tesir etmiştir. Teknolojik alanında önemli yeniliklerin harp sahasında uygulandığı bir savaş olmuştur.

Hava Keşfinin Önemi:

Savaşın başlaması ile beraber havacılık faaliyetlerinin birinci amacı hava keşfi olmuştur. Düşmanın kara ve deniz birliklerinin stratejilerini belirleme amacıyla yapılan keşif uçuşları ile düşmanın yer, yön ve nicelik tespitleri yapılmış, hazırlıkların takip edilmesi ile düşmanın gemi hareketleri, sahip olduğu gemi tipleri ve sayıları hakkında detaylı bilgiye edinilmiştir. Düşmanı çok iyi tanımaları sağlanmış, elindeki silah miktarı ve tipleri, asker sayıları tespit ederek ilgililere aktarılmıştır. Düşman kuvvetlerinin hangi bölgeleri kullandıkları, nereden taarruz edeceği tahminleri ve mayınların mevcut durumu elde edilen istihbarat raporları ile göz önüne alınarak askeri harekâtlar yönlendirilmiştir. Hava harekâtında yaşanan havacılık deneyimleri, tarafların sonraki yıllarda modern askeri havacılık alanında gerçekleştirdikleri ilerlemelere ve gelişmelere temel teşkil etmiştir. Türk havacılığı açısından önemli sonuçları olmuş ve yeni bir kuvvet çarpanını oluşturmuş, yeni silahın gereksinimi olan strateji ve taktiklerin oluşturulmasına öncülük etmiştir.

Teknolojik ve yenileştirme alanında önemli gelişmelerin harp sahasında uygulandığı bir cephe olmuştur. Harekâtın her safhası Türk havacılığı tarafından önceden keşfedilmiş, deniz ve kara kuvvetlerine savaş öncesi hazır olma fırsatı sunmuş, İtilaf güçlerinin çekilme emareleri havadan tespit edilmiştir. Bu açıdan hava harekâtı, deniz ve kara harekâtı öncesinde başlamış, düşmanın kesin olarak çekildiği Ocak 1916 sonrası da yoğun olarak devam etmiş ve gerçekleşen hava muharebelerinde düşmana karşı kayda değer bir üstünlük sağlanmıştır. Hava unsurları genel olarak keşif ve bombardıman amaçlı olarak görev yapmış, sınırlı olarak yakın destek ve psikolojik harekât amacıyla kullanmıştır. Harekâtın her aşamasında ön alıcı tedbirler kapsamında yapılan hava keşifleri ile istihbarat alanda başarılar elde edilmiş ve harekâta hazırlanma fırsatı sağlanmıştır.

Özellikle bilgi toplama ve strateji belirleme açısından son derece değer taşıyan hava harekâtı sayesinde deniz ve kara unsurları harekâta yönelik tedbir alırlarken, harekât sonrası İtilaf güçlerinin durumunu keşif yoluyla öğrenmişlerdir. Bu keşiflerin en güzel örneği, dünyanın en güçlü donanması “Nusret Mayın Gemisi”ne verdirdiği zarar ile Churchill; “Nusret Dünyayı Değiştirdi” diye belirtmiştir. Bu olay gelişme aşamasında olan Türk havacılığının ilk ve önemli başarılarından biri olmuştur. Yaklaşık 195 bin askerin yaralı, sakat ve kayıp olduğu, 57 bin askerin şehit düştüğü Çanakkale Savaşı, I.Dünya Savaşı’nın tüm şiddeti ile devam ettiği dönemde, savaşın seyrini değiştirerek önemli sonuçlar doğurmuştur. Kara, deniz ve hava savaşının yaşandığı Çanakkale Savaşı’nda, diğer aşamalarda olduğu gibi hava harekâtında da genel anlamda İtilaf Devletleri yenilgiye uğratılmıştır. Düşmanın silahlı uçaklara ve sayıca üstünlüğüne rağmen hava muharebelerinde havacıların kazandığı zaferler ile bir kez daha “Çanakkale geçilmez” dedirtmiştir. Emekli Orgeneral Muzaffer Ergüder anılarında; “Çanakkale semalarında 1 Türk uçağının 5 İngiliz uçağından 4’nü peş peşe düşürmüştür”. Bu başarı, güçlü bir hava filosundan yoksun olmasına rağmen Türk pilotun kişisel cesaret ve uçağının teknik olarak üstünlüğüne bağlanmıştır. Çanakkale Zaferi’nin 107’nci yılında şüphesiz çıkarılacak çok dersler bulunmaktadır. Havacılığın gücü ve savaşın seyrine etkisi burada tecrübe edildiğinden havacılığın gelişmesine önemli katkılar yaratılmıştır. Hava harekâtının kesintisiz sürdürülebilmesi ve bağımsız hareket edebilmesi için hava harp sanayi’nin barış şartlarında kurulması zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

Çanakkale Savaşı’nın en önemli özelliği, Türkiye’nin geleceğine etkili olacağı, bağımsızlığını, kurtuluşunu ve kuruluşu sağlayacağı 100.Yılın lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya çıkması olmuştur. Cumhuriyet döneminde her alanda yaptığı devrimleri ile ülke savunmasında havacılık alanında gerçekleştirdiği ilerlemelere temel teşkil etmiş, uçak ve motor fabrikaları ile hava harp sanayi’nin kurulmasında ve havacılığın gelişmesinde önderlik ederek önemli katkı sağlamıştır. Mustafa Kemal Atatürk; "Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur." Türk Milleti’nin Tarihi Destanı “Çanakkale Zaferi”; vatanseverlik, fedakârlık, cesaret gibi yüksek faziletlerin kahramanca sergilendiği büyük Türk Milleti’nin dirilişinin destanlaştırdığı bir büyük günün aynı zamanda ismidir. Çanakkale Zaferi’nin 107’nci yıl dönümünde, zaferin verdiği gururla kahramanlık destanını tarihe altın harflerle kazıyan ve bugünlere gelmemizi sağlayan başta Ebedi Başkomutan Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere vatanın bölünmez bütünlüğü, birlik ve beraberliği, bağımsızlığı, vatan ve bayrak için seve seve hayatı feda eden tüm şehitlerimizi ve kahramanlarımızı sevgi, saygı, rahmetle ve minnetle anıyoruz.

KAYNAKÇA:

Türk İstiklal Harbi, Deniz Cephesi ve Hava Harekâtı, C-V, Genelkurmay ATASE Başkanlığı, Seri No;1,1964.

TÜRK HAVA KUVVETLERİ, Kuruluşundan Günümüze Türk Hava Kuvvetleri, 2021.

KANSU, Yavuz, Sermet Şenöz, Yılmaz Öztuna, Havacılık Tarihinde Türkler, C.I, 2006.

KURTER, Ajun. Türk Hava Kuvvetleri Tarihi, C.I ve II, Hv.K.K.lığı, Ankara, 2009.

TATAR, Cengiz, Türk Havacılık Tarihi (1909-1954) Millî Mücadele Dönemi Öncesi ve Sonrası Türk Havacılığı, Doktora Tezi.

 ORAN, Soner, Çanakkale Savaşı’nda Türk Hava Harekâtı (Mart 1915-Ocak 1916), Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, S-51, Bahar 2013, ss. 653-678.

TANMAN, Sıtkı ve Keyüsk Mazlum, Türk Havacılık Tarihi, 1912-1918, C.I,C.II,C.III, 1953.

YILMAZER, Bülent, The Air War ÇANAKKALE Hava Savaşları, Mönch Türkiye Yayıncılık.

YALÇIN, Osman, Çanakkale Cephesinde Hava Harekâtı, Türk Yıllığı:13, Bahar 2015, Sayı:18, ss.349-383.


Google Ads