Site İçi Arama

tarih

General Dag Hammarskjold, Kıbrıs ve Kirli Çamaşırlar

Amerikalı ve İngiliz uzmanlar sonunda gerçeği itiraf etmek zorunda kalırlar ve “Olmamamız gereken bir yerde yapmamamız gereken işler yapıyorduk. Tam da bu süreçte vurulan uçak teknik takibimize takıldı.” cevabını verirler. Böylece ABD ve İngiltere’nin Kıbrıs adası üzerinden neredeyse bütün dünyayı takip ettikleri, an be an her şeyi görüp bildikleri, duydukları da ortaya çıkar. 

Kıbrıs neden bu kadar önemli? Ada neden sadece Doğu Akdeniz’in değil bütün Ortadoğu coğrafyası ve hatta diğer kıtalar için stratejik öneme haiz? Bu sorunun cevabını 65 yıl önceden bulmaya çalışalım. Kıbrıs'ta Amerikan ve İngiliz istihbarat görevlileri tarafından yürütülen sinyal istihbaratı gibi keşif, istihbarat, takip ve kayıt faaliyetlerinin ne kadar geniş bir coğrafyada gerçekleştirildiği ile ilgili burada vereceğim bir örnek Soğuk Savaş sırasında tesadüfen ortaya çıkmıştır. Dönemin BM Genel Sekreteri İsveçli General Dag Hammarskjold'un yaşanan iç savaşı ve kanlı çatışmaları önlemek amacıyla Kongo'ya giderken 18 Eylül 1961 tarihinde şu anda Zambiya olarak bilinen Kuzey Rodezya'da bir uçak kazasında hayatını kaybetmesinin ardından başlatılan soruşturmalarda çok ilginç verilere ulaşılır. Uçağın düşmesinin ardından BM Güvenlik Konseyi olağanüstü toplanır ve derhal bir tahkikat komisyonu kurulur. Bu komisyona ABD ve İngiltere gönüllü olarak katılır ve uzun bir araştırma sürecinin ardından kazanın ”pilotaj hatası, uçakta çelik yorgunluğu, hava muhalefeti, yorgunluk, sis, elektronik aksamda arıza vb” nedeniyle olduğu belirtilerek dosya kapatılır. 

Oysa gerçek hiç de öyle değildir. Olup bitenlerden şüphelenen Amerikalı bir gazeteci “Bu işte bir bit yeniği var.” diyerek gizlice Zambiya’ya gider ve uçağın düştüğü yerde incelemelere başlar. Ardından olay bölgesindeki köylülerle görüşür ve son derece şaşırtıcı cevaplar alır köylülerden. Uçak düşmemiş, tam aksine havaalanına iniş yapmak üzereyken yaklaşan bir başka uçağın ateş açmasıyla onlarca kurşunla yaralanmış ve ardından yerleşim merkezlerine yakın bir yere düşmüştür.  Köylüler de olup bitenleri kendi gözleriyle yakından görmüşlerdir. Gazeteci New York’a dönüşünde durumu ilgililere aktarır ve yeniden bir soruşturma açılır.

Lefkoşa'nın batısındaki Yerolakkos (Alayköy) bölgesinde konuşlanmış NSA Donanma Güvenlik Grup Komutanlığı (Naval Security Group Command)'nda görevli Amerikalı bir istihbarat subayı Rusya’dan Balkanlara, Ortadoğu’dan Afrika’ya dünyayı takip ederken BM Genel Sekreteri General Dag Hammarskjold'un DC 6 modeli uçağına yaklaşmakta olan bir başka uçağın ses kayıtlarına tesadüfen ulaşır ve söz konusu uçağın silahlarını ateşledikten sonra pilotun “Onu vurdum.” diye bağırmasına da naklen şahit olur. Böylece Amerikalı subay bulunduğu istihbarat merkezinden yaklaşık 5.340 kilometre uzaktaki olayı önündeki monitör vasıtasıyla an be an takip etmiştir. BM'nin resmi internet sitesi ise General Dag Hammarskjold'un ölümünü "ölümcül uçak kazası/fatal plane accident" olarak vermektedir. İngilizlerin kurduğu bir soruşturma komisyonu ise Genel Sekreterin ölümünü pilotaj hatasına bağlamış ve soruşturmayı kapatmıştır. 

Yıllar sonra The Guardian muhabirinin olayın görgü tanığı köylülerle uçağın düştüğü Ndola bölgesinde konuşması ise olayın üzerindeki sis perdesini aralayacak türdendir. Köylüler uçağa ikinci bir uçağın ateş açtığını, ertesi gün uçağın enkazının resmen bulunduğunun açıklanmasından çok daha önce Rodezya yetkililerinin kaza mahalline gelerek bölgeyi abluka altına aldıklarını ve köylülerden de bölgeden uzaklaşmalarını istediklerini söylerler.  Dolayısıyla tahkikat komisyonunun hazırladığı rapordan çok daha farklı bir gerçek ortaya çıkar. BM Güvenlik Konseyi bir kere daha olağanüstü toplanır ve komisyonda görevli Amerikalı ve İngiliz uzmanlar sorgulanır. Kaçamayacaklarını anlayan Amerikalı ve İngiliz uzmanlar sonunda gerçeği itiraf etmek zorunda kalırlar ve “Olmamamız gereken bir yerde yapmamamız gereken işler yapıyorduk. Tam da bu süreçte vurulan uçak teknik takibimize takıldı.” cevabını verirler. Böylece ABD ve İngiltere’nin Kıbrıs adası üzerinden neredeyse bütün dünyayı takip ettikleri, an be an her şeyi görüp bildikleri, duydukları da ortaya çıkar. 

Dinleme istasyonlarının gücünü göstermesi açısından Lefkoşa ile bazı başkentler arasındaki mesafeyi vermek fayda olacaktır. Buna göre Lefkoşa-Ankara arası 537, Lefkoşa-Aşkabat/Türkmenistan 2.248, Lefkoşa-Astana/Kazakistan 2.259, Lefkoşa-Atina/Yunanistan 915, Lefkoşa-Bağdat/Irak 1.036, Lefkoşa-Bakü/Azerbaycan 1.058, Lefkoşa-Beyrut/Lübnan 241, Lefkoşa-Belgrad/Sırbistan 1.530, Lefkoşa-Berlin/Almanya 2.488, Lefkoşa-Bern/İsviçre 2.519, Lefkoşa-Bişkek/Kırgızistan 3.636, Lefkoşa-Brüksel/Belçika 2.901, Lefkoşa-Kahire/Mısır 602, Lefkoşa-Kopenhag/Danimarka 2.772, Lefkoşa-Şam/Suriye 326, Lefkoşa-Helsinki/Finlandiya 2.843, Lefkoşa-Kudüs/İsrail 243, Lefkoşa-Kabil/Afganistan 3.250, Lefkoşa-Londra/İngiltere 3.218, Lefkoşa-Moskova/Rusya 2.310, Lefkoşa-Paris/Fransa 2.949, Lefkoşa-Wahington DC arası 9.109 kilometredir.  Böylece 65 yıl öncenin teknolojisiyle 5.340 kilometre uzakta olup bitenleri takip edebilen gücün neler yapabileceği çok daha iyi anlaşılacaktır. Görüldüğü üzere bu dinleme faaliyeti kapsamında 5.000 kilometrenin uzağında olan tek başkent 9.109 kilometre mesafeyle ABD başkenti Washington DC olmuştur.

BM Genel Sekreteri'nin öldürülmesine an be an şahit olan NSA çalışmalarının bir sonraki durağı ise Filistin'de Filistin Kurtuluş Örgütü, Yaser Arafat'ın Fetih (Fatah) Partisi ve Kara Eylül Örgütü (Black September Organization)'nün faaliyetleridir. Yerolakkos (Alayköy)'da bulunan NSA'nın Arapça dil bilen FKÖ sorumlusu bir ajan burada yaşadıklarını "NSA şüpheli teröristlerin hareketlerini doğrudan tespit eder ve CIA'ya gönderirdi. Bu bilgiler oradan da İsrail istihbarat servisine ulaştırılırdı ve bazı kişiler de ölürdü. Bu şekilde olduğuna veya Atina Havaalanı'nda böyle şeyler olacağına dair mesajlar alırdık ve sonra siz Jerusalem Post gazetesinde bazı zavallı adamların havaalanında öldürüldüğünü okurdunuz..." sözleriyle aktarır. Böylece Kıbrıs'tan önce Washington DC'de CIA merkezine ulaşan istihbarat bilgisi doğrudan İsrail'e aktarılmakta ve ardından İsrail de gerekli operasyonları yapmakta gecikmez.

65 yıl önce dijital teknolojinin olmadığı bir dönemde bunları yapanların bugünkü teknolojik dünyada Kıbrıs üzerinden neler yapabildiklerini hayal bile edemezsiniz. 

Son Not. Lefkoşa Alayköy’de bulunan bu dev anten ve sapasağlam dev bina bir araştırma merkezi, bir savaş müzesi, bir okul ya da kültür merkezi olarak kullanılmak yerine “görüntü kirliliği” yarattığı gerekçesiyle yıkılıp yerle yeksan edildi. 

Devam edeceğiz.

Prof.Dr. Ulvi KESER
Prof.Dr. Ulvi KESER
Tüm Makaleler

  • 14.06.2026
  • Süre : 1 dk
  • 90 kez okundu

Google Ads