logo

Makalelerinizi bugün paylaşmaya başlamanız için yeni nesil blog sitesi, strasam.org

STRASAM.ORG

Sitemizde yazar olmaya ne dersiniz ?

STRASAM.ORG, strateji, siyaset, savunma, ekonomi, tarih, hukuk, uluslararası ilişkiler, NATO, çevre ülkeleri vb. alanlara yönelik yapılan araştırma ve analizleri yayımlamak maksadıyla oluşturulmuş bir platformdur.

Başvuru Yap

Türkiye

Büyükesat Mahallesi, Uğur Mumcu Caddesi, No 87/4, 06900 Çankaya/ANKARA

Ara: +90 531 278 24 12

[email protected]
tarih

Neron Roma’yı Neden Yaktı? Şakşakçıları Niye Seyrettiler?

Narsist (kendinden başkasını düşünmez) kişiliğiyle tanınan, halkın önünde sık sık aklına esen her konuda konuşma yapmayı seven Roma İmparatoru Neron, halkın kendisini övmesinden, alkışlamasından, yüceltici ifadeler duymaktan çok hoşlanırmış.

Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU
Araştırmacı Yazar Mustafa Orhan ACU

Tüm Yazıları için tıklayınız


  • 17.04.2022
  • Süre : 5 dk
  • 481 kez okundu

Şakşakçılar Her Devirde, Her Ülkede Vardır:

Bir kimseyi sürekli öven ya da onun yaptığı her şeyi doğru bulup alkışlayan ve başkalarına da kabul ettirmeye uğraşan kişilere ve dalkavuklara, genel bir isimlendirme olarak çoğunlukla şakşakçılar denir.

Hep merak etmişimdir bu şakşakçıların hallerini. Gelişmekte olan ya da geri kalmış ülkelerin sorunu ideolojik değil, ahlakidir. Siyasi liderler; ister sağ kesimden isterse sol kesimden olsun, yönetim kademesine geldiklerinde etrafındaki dalkavuk ve şakşakçılar yüzünden kendi inandıkları, halka vaat ettikleri istikamette mesafe almakta zorlanmaktadırlar. Konuyu tarihten gerçek bir örneklemeyle anlattığımda, anlatmak istediğim olguyu daha net ve güzel bir şekilde sizlere ifade edebileceğimi düşünüyorum.

Neron’u Doğru Yoldan Çıkaran Şakşakçılarıdır:

Bu ilginç bilgiyi öğrendiğimde çok şaşırdığımı itiraf etmek isterim. Meğer bu şakşakçılık işi yüzyıllar öncesinde de varmış. Hatta, Romalılar döneminde şakşakçılığın bir meslekmiş. İnsan hayret ediyor doğrusu. M.S. 54 yılında tahta çıkan Roma İmparatoru Neron'un, çok değişik bir hükümdar olduğunu herkes bilir ama ben bazı özelliklerini yeni öğrendim. Şimdi onlardan bahsedeceğim size.

Neron; Tiyatro oyunculuğuna, müziğe, Lir (yaylı çalgı) çalmaya, sahneye çıkmaya çok meraklı birisiymiş. Sanatçı olmayı hayal ederken, annesinin hırsıyla 17 yaşında kendini Roma İmparatoru olarak ülkesini yönetirken bulmuş.

Şakşakçılar Okulu:

Narsist (kendinden başkasını düşünmez) kişiliğiyle tanınan, halkın önünde sık sık aklına esen her konuda konuşma yapmayı seven Roma İmparatoru Neron, halkın kendisini övmesinden, alkışlamasından, yüceltici ifadeler duymaktan çok hoşlanırmış. Haliyle, bu işi halkın kendi istediği gibi yapabilmesi için eğitimin gerekli olduğunu düşünmüş. Böylece, bir anlamda “abartılı övgü” işine boyut kazandırmak için Roma’da bir “şakşakçılar okulu” açılmasına önayak olmuştur.

Neron, Şakşakçılar Okulu’nda yetişen, her sözünü alkışlayan, yaptığı her esprisine gülen yüzlerce şakşakçısıyla birlikte gezer olmuş Roma sokaklarında gezer olmuş. Devlet işlerini yaparken bile bu şakşakçıları etrafında tutar olmuş veya şakşakçılar bir yolunu bulup, devlet işlerinde de Neron’un yanında yer alabilmişler.

Neron ve Şakşakçıların Birbirlerine Bağımlı Hale Gelmesi:

Neron, şakşakçıları halkı coşturmak, kendisine bağlamak için de kullanmayı akıl etmiş. Şakşakçıların coşkulu alkışları eşliğinde yaptığı konuşmaları izleyen Romalıların kolayca havaya girmesini böylece sağlamaya başlamış. Bundan da İmparator Neron çok memnun olmuş, şakşakçılarıyla et-tırnak haline gelmiş. Onlarsız bir iş yapamaz hale gelmiş. Şakşakçılar da onun verdiği hediyeler yanında, yeni unvanlara kavuşmuşlar. Halk içinde itibarlı koltuklara bunlar oturur olmuş. Neron’un gözünde şakşakçıların ve dalkavukların değeri arttıkça, daha fazla kişi Neron’un etrafını sarmaya, ona övgüler yağdırma yarışına girişmiş.

Neron, devlet işlerinden ziyade, atletik yarışmalar ve sahne gösterileriyle ilgilenen ilk ve son Roma İmparatoru olmuş. O dönemde devlet adamı kimliğinden uzak sayılan ilgi ve zevkleriyle öne çıkan bir imparator olarak ün salmış. Şarkı söyleyen, şiir yazan, tiyatro gösterilerinde yer alan ve araba yarışlarına katılan sıra dışı bir imparator olarak ünü Roma sınırlarını bile aşmış. Her fırsatta halkın gözüne girmek için cömertlik ve hoşgörü örneği olabilecek davranışlarda bulunmaya çalışmış, halka para dağıtmış.

Büyük Roma Yangını:

Büyük Roma Yangını, Neron döneminde çıkmıştır. 19 Temmuz 64 tarihinde başlamış ve yaklaşık bir hafta sürmüştür. İmparatorluğun başkenti Roma'nın üçte ikisi yanıp kül olmuştur.

Tarihçi Tacitus'a göre Büyük Roma Yangını Circus Maximus etrafında kümelenen dükkânların arasında başlamıştır. Birçok Romalının taş duvarları olmayan ahşap evlerde oturmasından dolayı, yangın oldukça hızlı biçimde bu bölgelere doğru yayılmıştır. Yangın Roma'nın on dört bölgesinden dördünü tamamen, yedi tanesini ise kısmen küle çevirmiştir. Yangın aynı zamanda Nero'nun sarayına, Jupiter Stator Tapınağı'na ve Vesta Tapınağı'ndaki ocağa da zarar vermiştir.

Yangın çıktığında Roma’nın dışında olan Neron, yangını duyar duymaz kendi kasasından ödediği yardım çabalarını organize etmek için aceleyle Roma'ya geri döndü. Yangının ardından, Neron evsizlere sığınak sağlamak için sarayını açtı ve hayatta kalanların açlıktan ölmesini önlemek için gıda tedarikinin düzenli olmasını sağladı. Yangın sırasında, yeni bir şehir geliştirme planı yaptı. Yangından sonra evler birbirinden ayrılarak briketten inşa edildi ve geniş yollar üzerinde cepheleri revaklarla süslenmiştir. 

Roma’yı Neron mu Yaktı?

Yangına kimin ya da neyin neden olduğu belirsizdir. Tacitus'un dediğine göre Neron, Hristiyanları tutuklatmış ve mahkûm ettirmişti ancak bu insanların nefreti kundakçılık yapacak kadar fazla değildi. Hristiyanlar suçlarını itiraf etmişlerdi ancak bu itirafın işkenceyle alınmış yanlış bir itiraf olup olmadığı bilinmemektedir. Bazı tarihçiler de Neron’u delice bir arzuyla şehri yok etmek isteyen bir kundakçı olarak tasvir etmişlerdir. Sonrasında Hristiyanlığın merkezi haline gelen Roma’da Hristiyanlara kötü davranmasıyla ün salan Neron’a bu büyük yangın da havale edilmiş, üstüne kalmıştır.

Neron: Psikopat ve Gaddar Tiran (diktatör)

Neron, yangın nedeniyle ortaya çıkan ve Domus Aurea olarak bilinen alanda kendisine büyük bir saray inşa ettirmiştir. Bu muhteşem saray yaklaşık 1,214,056.926 m2’lik bir alana yayılmıştı ve İmparator Nero'nun Colossus Neronis olarak bilinen 37 metre yüksekliğindeki bronz bir heykeli Sarayın girişine dikilmişti. 

Yangın sonrasında Roma’yı yeniden imar eden Neron, şakşakçıların her yaptığını alkışlayan davranışlarından ve iltifatlarından etkilenir olmuştur. Kendisini hatasız görmeye, her yaptığının ve dediğinin doğru olduğuna kendisi de inanmaya başlamıştır. Şakşakçılar, ondaki bu değişimi görmüşler ancak işlerine gelmediği için Neron’u eskisi gibi şakşaklamaya devam etmişler. Bunun neticesinde Neron, kontrol edilemez bir psikopat ve gaddar bir Tirana (diktatör) dönüşmüş. Kimseyi dinlemez olmuş. Hatta karısının, kız kardeşinin ve annesinin idamını emredecek kadar yoldan çıkmış. Buna rağmen Neron, M.S. 67 yılında katıldığı Olimpiyat Oyunlarında el üstünde tutulmaya, şakşakçılarının iltifatlarını almaya devam etmiş. Olimpiyatlar için gidip bir yıl boyunca kaldığı Hellas’ta (Yunanistan) katıldığı çeşitli oyunlarda rüşvet vererek, haksızca yüzlerce ödülü kendisi almış. Lir çaldığı, araba yarışlarına katıldığı, tragedyalarda rol aldığı oyunlarda iltimas geçilip Zafer Tacı ile ödüllendirilmiş. Memnuniyetinin göstergesi olarak Achaia Eyaleti’ne özgürlük bahşetmiş. Ama bu kararı, sonunu da hazırlamış Neron’un. Roma Senatosu’nun aldığı kararla tahttan indirilerek vatan haini ilan edilmiş. Buna çok içerleyen ve intihara kalkışan Neron'un son sözleri, “qualis artifex pereo" (Bir sanatçı ölüyor benimle) olmuş.

Günümüz Toplumu:

Roma’yı da kendini de yakan Neron’dan 2 bin yıl sonra bugünlere geldiğimizde şakşakçılar ve dalkavuklar yüzünden kendini ‘yüceler yücesi’ gören çok sayıda siyasetçinin, büyük mevkileri işgal eden bürokratın varlığına şahit olmaya devam ediyoruz. Liderler bir toplumun sadece aynasıdır. Toplum, siyasette ve bürokraside yüksek makamlarda olan kişileri ‘övmek ve bundan nemalanmak’ derdine düştüyse, siyasi liderler de bundan etkilenir, faydalanır.

Sağımız ve solumuz, her bir yanımız kraldan çok kralcılar tarafından sarılmış durumdadır. Troller ve goygoycular alkış yarışında kavga ederken, tek dertleri kendilerinin çıkarlarına hizmet edecek bir sistemin var olmaya devam etmesidir. Bir “Şakşakçılar Okulu” eğitim geçmişine de sahip olmadıklarından, uluorta ve gözümüzün içine soka soka, şakşakçılık yapmaya, dalkavukluk yaparak kendilerine alan açmaya çalıştıkları halde, her yerde bu tür insanlar var olmaya, ‘kıymet’ görmeye devam ediyorlar. Televizyon kanallarından gazete köşelerine kadar şakşakçılık adeta bir meslek haline gelmiş, toplumun karakterini bozacak kadar geçer akçe olmuştur.

Bunu devlet büyüklerimiz neden görmezler acaba? Açılmasında fayda gördüğüm Şakşakçılar Okulunun müfredatına, ‘'başı kuma gömülü devekuşu’' dersi de eklense, Neron’un kulakları çınlasa, iyi olmaz mı?

Sonuç:

Nereden nereye, Roma'nın en iyi beş imparatorundan biri olan filozof bilge imparator Marcus Aerilius'u daha önceki yazılarımda size anlatmıştım. Bugün de size bir psikopat olan yine Roma'nın başka bir imparatoru olan Neron’u size anlatmak istedim.

Şakşakçılığa prim vermeyen bir siyasi liderlik ve şakşakçıları arasında yaşatmayan bir toplumsal bilinç, Neron’larla karşı karşıya kalmamak için tek ilaçtır. Marcus Aerilius’ları öven, Neron’ları yeren bir anlayış eğer bir toplumda varsa, bu anlayışın uzantısı demokrasidir, halkın kendi kendini yönetmesidir. Siz nasılsanız öyle yönetilirsiniz. Neron veya Marcus’u seçmek halkın görevidir. Halkın tutum ve davranışlarına göre siyasi liderler Neron veya Marcus olur.


Google Ads