“İnancımızı Hiç Kaybetmeden Umutla Mücadelemizi Sürdürdük.” Erenköy Mücahidi Prof. Dr. Salih Saner Röportajı
Prof. Dr. Salih Saner, Temmuz 1964 döneminde Erenköy direnişine katılmış, 1966 yılına kadar mücadelesine devam etmiştir. O’nun, başta Erenköy olmak üzere, Kıbrıs Davası ve mücadelesi hiç bitmemiştir. Kendisinin de ifade ettiği üzere; “Gençlik bir hayat devresi değil, akıl halidir. Ne mutlu bugün hür yaşıyoruz, kıymetini iyi biliyoruz ve korumakta azimliyiz.”
Prof. Dr. Salih Saner, Temmuz 1964 döneminde Erenköy direnişine katılmış, 1966 yılına kadar mücadelesine devam etmiştir. O’nun, başta Erenköy olmak üzere, Kıbrıs Davası ve mücadelesi hiç bitmemiştir. Kendisinin de ifade ettiği üzere; “Gençlik bir hayat devresi değil, akıl halidir. Ne mutlu bugün hür yaşıyoruz, kıymetini iyi biliyoruz ve korumakta azimliyiz.”
Salih Hocamız, 2009–2018 yılları arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampüsü’nde profesör ve Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği Program Koordinatörü olarak görev yapmıştır. Uzmanlık alanıyla ilgili eğitim-öğretim çalışmaları ve faaliyetleri haricinde, Kıbrıs’ın Çanakkalesi sayılan Erenköy’e düzenlediği geziler sayesinde, öğrencilere, öğretim görevlilerine, çalışanlara, Erenköy mücadelesinin tarihini anlatmaya devam etmiştir.
O’nu tanıyanlar bilir, kararlı, azimli ve bitmek bilmeyen bir enerjisi vardır; özellikle mevzu Kıbrıs ise… O gönüllü bir Kıbrıs elçisidir aynı zamanda. Düzenlediği doğa yürüyüşleriyle, hepimizi önüne katmış, lirik ve neşeli anlatımıyla tarihinden doğasına, yeşilinden bitkisine, Kıbrıs’ın eşsiz yerlerini görmemizi sağlamıştır. Kimi zaman mırıldandığı ve çaldığı kemençesiyle müziğini duyarsınız Kıbrıs’ın, kimi zaman daha önce hiç tatmadığınız yöresel yemeklerini yersiniz beraberce…
Salih Hocamız, Türk Kıbrıs’ın, Kıbrıs Türk’ünün okulu olmuştur adeta...
Salih Hocam, Kıbrıs’ta tanıyacağınız en müstesna ve kıymetli biridir. Kendisinden çok şey öğrendim, birlikte çalışmış olmaktan gurur duydum. Birlikte, Erenköy’e öğrencilerimizi götürdük, tarihi hafızamızı tazeledik her seferinde. Erenköy Direnişi’nin 60. yılı vesilesiyle bir proje gerçekleştirdik birlikte. Ve dahası…
Şanlı Erenköy Direnişi hakkında acılarımız ve anılarımız hala çok taze… Bu anıların bir kısmına yazılı ve dijital kaynaklarda ulaşmak mümkün...
ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü Atatürkçü Düşünce Topluluğu öncülüğünde, katkılarıyla ve desteğiyle gerçekleşen bu çalışma/proje vesilesiyle Salih Hocamızla farklı zamanlarda yaptığımız görüşmelerden öğrendiğimizi ve kendisiyle yapılan röportajdan bir kısmını sizinle paylaşmak istiyoruz.
Şanlı direnişe katılan 500-540 üniversite öğrencisinden biridir Salih Saner hocamız. Bir gece vakti küçük bir kafileyle, deniz yoluyla Erenköy’e ulaşır. Daha önce hiç bilmediği bir yerdedir, ağır bombardıman altında ürkek ve endişeli bir yolculuktur bu. Ancak, kendisinin de ifade ettiği gibi; “ilk yarım saat sonrasında tüm korku geçmiştir.”
Kıbrıs’a, Erenköy’e Nasıl Geldiler? “Ailelerimizden ve dostlarımızdan adadaki durumların haberlerini alıyorduk. Türkiye’de öğrenciydik o dönemde. Hepimiz geceleri toplanıp sabahlardık. Ne yapsak diye düşünürdük. Temsilci mi göndersek, şurada şöyle bir gösterimi yapsak diye düşünürdük. Sürekli olarak aktif şekilde faaliyetteydik. Yaptığımız yürüyüşlerle Türkiye’den yardım, destek istiyorduk. Bizim bu isteğimizle Türkiye gönüllü öğrencileri toplayıp Ankara’da Zir vadisinde eğitime aldı. Çok kısa bir süre olan 15 gün içerisinde eğitimimizi tamamladık. Yaklaşık olarak 500 öğrenciydik. Bu 500 öğrenci 15 günün sonunda hücum botları eşliğinde Erenköy’e çıkarıldı. Türkiye bize silahlarımızı da sağlamıştı. Eski Dünya Savaşı silahları olsa da bu silahları bize dağıttılar. Organizasyonumuzu bu şekilde katkı alarak sağladık.”
Savaşa Katılan Kuşağın Motivasyonu Neydi?
“Öncelikle belirtmek isterim, 1964 ve 1974 dönemleri iki ayrı savaş dönemidir. Her ne kadar sebepleri ortak bir paydada birleşse de bu iki dönem ayrı olarak ele alınmalıdır. Ben 1964 kuşağı içerinde mücahitlik yaptım. Size bu kuşak hakkında kısaca bilgi verebilirim. Erenköy, Dillirga bölgesinin köylerinden bir tanesi, benim savaştığım bölgedir. Ben Erenköy’e gelmeden önceki dönemde Türkiye’de öğrenciydim. Daha önce de belirttiğim gibi, ailelerimizden ve dostlarımızdan haberler alıyorduk. Rumların Türklere karşı olumsuz tutumlar içerisinde olduklarını söylüyorlardı.
Hatırladığım kadarıyla da, Aralık 1963 döneminde Rumlar artık Kıbrıs Cumhuriyeti’nin içerisinde anlaşmazlıklar olduğunu ileri sürüp, adadaki Türkleri yok etme istekleriyle faaliyetlere başladılar. Bizim için bu fikren beklenen bir şeydi ancak hazırlıksız yakalandık. Sadece uzaktan olanların haberlerini alıyorduk. O dönem elimizden gelen tek şey ise, Türkiye’de yürüyüşler düzenleyip, dikkati çekip adaya yardımı sağlamaktı. Bizi bu yürüyüşler sonunda adadaki mücadele için hazırlamaya başladılar. Kısaca, savaş dönemi öncesi duruma baktığımızda, Türklerin ada içerisindeki varlığını yok etmeye çalışan Rumlarla, güçsüz kalıp bununla mücadele etmek için katkı bekleyen Türkleri görüyoruz.”
Savaşın, Kıbrıs Türkleri- Rumları Arasında İlişkiye Etkisi
“İlk önce, adada İngilizlerin hâkim olduğunu döneme odaklanalım. Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasında açıkça hiçbir zaman yakın bir ilişki olmadı. Zaten tarihe baktığımızda gerek İstanbul’un fethine gerekse Kurtuluş Savaşı dönemlerine ilişkilerin tek Kıbrıs’ta kötü olmadığını anlarız. İngilizler de kendi dönemlerinde Kıbrıslı Rumların ve Türklerin ilişkilerinin iyi olmadığının farkındaydılar ve zaman zaman Türkleri alıp, Rumlara karşı kullanıyorlardı. Dolayısıyla Türkler ve Rumlar karşı karşıya kalıyorlardı. 1960 yıllarına baktığımızda ise adada iki taraf arasında yapay bir dostluk olduğunu görebiliyoruz. Kıbrıs Cumhuriyeti’yle “bakın biz iyi anlaşıyoruz, aramızda hiçbir sorun yok” mesajı verilmeye çalışılıyordu. Ancak bununda kısa sürdüğünü hepimiz biliyoruz. Kıbrıslı Türk ve Rum aynı masada yer, içer ama söz iç politikaya gelince her şey biter. Yani genel olarak bir dostluk durumu asla olmadı ki bozulsun.”
Ne Hissetiler?
“Erenköy’e ilk çıkacağımızda düşmanın bizi nerede karşılayacağını bilmiyorduk. Bu doğal olarak bir tedirginlik yaratıyordu ama kendimize güveniyorduk. Bizi bu noktaya çıkarıyorlarsa bildikleri ve inandıkları bir şeyler vardır diye düşünüyorduk. İnancımızı hiç kaybetmeden umutla mücadelemizi sürdürdük.”
Çanakkale- Kurtuluş Savaşı’nın, Erenköy-Kıbrıs Mücadelesinin Önsözü
“Şöyle ki her iki mücadelede de çok sayıda genç insan yer aldı. Çanakkale’de bu insanlar fiilen harplere katılmış ve canlarını kaybetmişlerdir. Bu kayıplara rağmen bu bölgedeki mücadelelerde başarılı olunmuştur. Bu da tabi Kurtuluş Savaşına yansımıştır. Bizde de, Erenköy’de birçok öğrenci mücadele etmiştir. Mücadele ruhu Erenköy’den öncede adada vardı ancak tabi ki, Erenköy’le bu pekişti. Adanın her tarafından öğrenci toplanıp, Rumlara karşı savunmaya geçti. Buradaki savunmamız ada genelindeki mücadeleye tabi ki katkıda bulunmuştur.”
Yeni Nesil Kıbrıs Mücadelesini Biliyor mu?
“Biz elimizden geleni tabi ki yapıyoruz. Ancak bu konuda dış oyunlar var. Belki silahlı çatışmalar sona ermiştir ama başka yönden çatışmalar hâlâ devam etmektedir. Siyasi alanda mağlubiyetimiz hala devam etmektedir. Bu çerçeve içerisinde yeni nesile Türklüğü unutturulmaya çalışılıyor. Ya da Türklüğünden dolayı eksikmiş gibi hissetmeleri için çalışılıyor. Tabi ki bu durum sadece Kıbrıs’ta yok Türkiye ve yurt dışında da örneklerine rastlayabiliriz. Ancak Kıbrıs’ta şuanda gençliğin bu etkiler atlında düşüncelerini şekillendiriyor. İki topluluk arasında ortak çalışmalara gidiyorlar ve doğal olarak etkileri altında kalıyorlar. Biz elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz ve davamızı canlı tutmaya çalışıyoruz ama akranların şuanda bizden farklı yaklaşıyor olaylara.”
Kıbrıs Sorunu Nedir, Türkiye Sorunun Neresindedir?
“Sorun kesinlikle Kıbrıs Rum ve Türkler arasındadır. Beyni yıkanan azınlık bir grup ise sorunun Kıbrıs ve Türkiye arasında sorun olduğunu düşünürler. Kıbrıs üzerine etki sahibi olmak isteyen bazı dış güçlerde bu düşüncelere zemin hazırlar. Bir öğrenci dünyadaki tek bölünmüş şehir Lefkoşa başlığı altında tez hazırlıyor. Ancak bu bölünmüşlüğü Türkiye’nin yarattığını dile getirerek. Türkiye’yi kötülüyor. Oysaki tarihte yaşanan olaylar açıktır, beyin yıkamayla da hiçbir şeyin üstü kapanamaz. Türkiye belki, son 5-10 yıldır desteğini çekti ve ulusal bir politika yerine partisel bir politika izlemeye başladı ancak bugün Kıbrıs’a gelecek bir zarar beni nasıl üzerse eminiz ki Türkiye’yi de o şekilde etkileyecektir. Dolayısıyla bu sorunun temelini Türkiye asla oluşturamaz.”
Çözüm Nedir, Birleşmek Barışı Sağlar mı?
“Barış neden birleşme olsun? Neden bölünme değil de birleşme olarak nitelendiriliyor? Birleşmeye karşıyım. Birleşme durumunda eski sıkıntıları tekrardan yaşayacağımızı düşünüyorum. Böyle bir durum içerisinde yaşayacağımız sıkıntılar tarihteki gibi tekrarlanacaktır. Türklerin ezilmeye çalıştığı bir ortam doğacaktır. O zaman barışın sağlandığı bir ortam olacağı tartışılır. Bölünmüşlük bu noktada bizim için çok daha iyidir. Ancak konfedere bir devlet kurulur ise bu durum daha iyi olabilir. Birleşme fikrinden çok daha mantıklıdır.”
Son söz olarak, Erenköy ve Erenköy’de doğan direniş ruhu, Kıbrıslı Türklerin varlık mücadelesini sürdürmesinde ve bugününde önemli rol oynamıştır. Yaklaşık iki yıl devam eden bu direniş, çok ağır izolasyon şartları altında gerçekleşmiş; sadece insani kayıplarla sınırlı kalmamış, maddi ve manevi kayıplara neden olmuştur. Uluslararası belgelerde ve Kıbrıs Türklerinin hafızasında insan olmanın onurunu çok yönlü düzeyde zedeleyen ağır izolasyonun izleri hala çok canlıdır.
Ve bugün, 60. yıldönümüne ulaştığımız Şanlı Erenköy Direnişi ve devamında gelişen Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 50.yıl dönümünde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 41. yıldönümündeyiz. Kıbrıs Türk mücadelesinin aziz şehitlerini ve mücahitlerini; Kıbrıs davası için mücadele etmiş şahsiyetleri ve kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı saygı ve minnetle anıyoruz...