Site İçi Arama

tarih

12 Adalar Nasıl Yunanistan’ın Oldu?

12 Adalar’ın statüsü İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar böyle sürmüştür. Savaş sonunda ise 10 Şubat 1947 tarihli Paris Antlaşması ile savaşın mağlubu İtalya 12 Adalardan çekilmiş ve Adalar savaşta mağluplar arasında bulunan İtalya’dan alınarak galiplerin safında yer almış olan Yunanistan’a devredilmiştir.

12 Adalar meselesi İtalya ile Osmanlı Devleti arasındaki Trablusgarp Savaşı’na kadar uzanan bir meseledir. Öncelikle bu adaların sayısının 12 değil 14 olduğunu belirtelim. Rodos yönetim merkezli olan ve Türkiye’nin Aydın ve Muğla illerinin karşısına gelen bu adalar ile Ege Denizindeki diğer adaların statüsü farklıdır. Yani küçük kayalıkları saymazsak 12 Adalar aslında 13 ada ve Meis adasından oluşmaktadır. 12 Adalar içerisinde Meis’in statüsü diğer adalardan farklıdır. Meis Fransız egemenliğindedir. Şunu da belirtelim; 12 Adalar’ı Ege’nin daha kuzeyinde yer alan Sakız, Sisam, Midilli, Limni, Semadirek gibi diğer Doğu Ege adaları ile karıştırmamak gerekir.

Şimdi 12 Adalar meselesinin başlangıcına gidelim. Sorun 1910 yılında İtalya’nın o zamanlar Osmanlı Devleti toprağı olan Trablusgarp yani bu günkü Libya toprakları üzerinde hak iddia etmesiyle başlamıştır. İtalyanların Trablusgarp’a asker çıkarmasıyla birlikte Osmanlı Devleti İtalya ile savaşa girmiştir ancak o dönemlerde Osmanlı Devletinin deniz gücü yeterli olmadığından, güçlü bir donamaya sahip olan İtalya karşısında Trablusgarp’a deniz yoluyla asker sevk edememiştir. Osmanlı Devleti savaşı Anadolu’dan gönderdiği askerlerin yerli halkı organize ederek yerel bir direniş şeklinde yürütülmesini benimsemiştir. Hepimizin bildiği gibi Mustafa Kemal’de Gazeteci Şerif Bey takma adıyla Mısır üzerinden Trablusgarp’a geçerek bu mücadeleye katılmıştır. Fiiliyatta Trablusgarp anakarasında bu mücadele başarılı olmuştur diyebiliriz. Ancak İtalya güçlü donanmasıyla savaşın sınırlarını genişletmiş ve Osmanlı toprağı olan Meis hariç 12 Adaları işgal etmiştir. 

Tam bu süreç içerisinde Osmanlı Devleti kendisini birdenbire Balkan Savaşının içerisinde bulmuştur. Balkanların Osmanlı için anlamı bambaşkaydı. O dönem Trablusgarp’taki mücadeleyi bırakıp savaşmak için Balkanlara geçen subayların “anavatana geldik” şeklindeki sözleri sanırım bu önemi ortaya koymaktadır. 

Balkan Savaşının da çıkmasıyla iki savaşı aynı anda yürütemeyecek olan Osmanlı Devleti 1912 yılında İtalyanlarla bir barış anlaşması yapmıştır. Türk-İtalyan Savaşı 18 Ekim 1912 tarihinde İsviçre’deki Lozan kentinin Uşi semtinde imzalanan ve “Uşi Antlaşması” ya da “Birinci Lozan Antlaşması” olarak bilinen anlaşma ile sona ermiştir. Bu barış anlaşmasında aslında İtalyan işgalindeki topraklar İtalya’ya bırakılmamıştır. Anlaşma içerisine konulan bir maddeyle, Trablusgarptaki son Osmanlı askeri çekildiğinde 12 Adalar Osmanlı Devletine iade edilecektir. Peki neden Anlaşmada Osmanlı Devleti “Trablusgarp İtalyanlara bırakıldığında” denmemiş “son asker çekildiğinde” 12 Adalar Osmanlı Devletine bırakılacaktır denmiştir. Çünkü tam o dönem Balkan Savaşında savaştığımız Yunanistan donanmasıyla Çanakkale Boğazı önündeki Kuzey Ege adalarını işgal etmiştir. Osmanlı diplomatları 12 Adaların da Yunanistan tarafından işgalinden çekindiği için anlaşmaya böyle bir madde koymuş ve 12 Adalardaki İtalyan egemenliğinin devam etmesini en azından zımnen kabul etmiştir. 

Osmanlı Devleti Balkan Savaşından büyük bir yenilgiyle çıkmış, çok büyük toprak kayıplarına uğramıştır. Bu dönemde İtalyanlar birkaç kez Osmanlı Devletinden Trablusgarp’taki son askerini çekmesini talep etmiş ve 12 Adaları devredeceğini bildirmiştir. Ancak o dönem Osmanlı Devleti için en büyük sorun yaklaşmakta olan 1. Dünya Savaşına, Balkan Savaşında neredeyse dağılan orduyu yeniden ayağa kaldırıp, savaşa hazırlanmak olduğu için bu istek ciddiyetle göz önüne alınmamıştır. 

1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşında İtalya Osmanlı Devletinin düşmanları arasında yer almıştır. Hatta öyle ki; İtilaf devletlerinin Anadolu’yu işgal planı için başrol aslında İngilizler tarafından İtalya’ya verilmiştir. Yapılan gizli anlaşmalarda İzmir’in İtalyanlar tarafından işgal etmesi bile planlanmıştır. Ancak İngilizler Çanakkale Savaşları sürecinde Yunanistan işgalindeki Kuzey Ege adalarından faydalandığı için İngilizler ile Yunanistan arasında daha sıkı bir müttefiklik ilişkisi doğmuştur. Bunda İngilizlerin Akdeniz’de kendi donanmasına karşı güçlü bir İtalyan donanması istememesi de rol oynamıştır.  

Hikâyenin devamını hepimiz biliyoruz. Yunanistan 9 Eylül 1922’de İzmir’i ve Anadolu’yu bozguna uğrayarak terk ederken 12 Adalar halen İtalyan işgalindeydi. 

Lozan Barış Anlaşmasına yeni Türk Devleti kesin ve kararlı bazı isteklerle gitmiştir. Bunlar arasında kapitülasyonların kaldırılması, Boğazlar üzerindeki Türk egemenliği, Osmanlı Devletinin borçları, Musul meselesi, Hatay’ın statüsü ve Ermeni iddiaları ön sıralarda bulunmaktaydı. Bu kadar önemli meseleler arasında 12 Adaların durumu da tartışma konusu olmuş ancak diğer sorunlara göre öncelikle ele alınmamıştır. Burada Türk heyetinin yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını Misakı Milli olarak tanımlaması ve 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes anlaşması imzalandığında Türk askerinin bulunduğu yerleri esas alması da rol oynamıştır. Bu tanıma göre 12 Adalar Misakı Milli sınırları içerisinde bulunmuyordu. 

Ama ilginçtir tam anlaşmanın imzalanacağı aşamada Fransızlarla Meis konusunda bir ihtilaf çıkmıştır. Çünkü Meis adası Anadolu’ya 2-3 kilometre mesafedeydi ve terkedildiğinde anakaranın güvenliği açısından sorun yaratacağı düşünülüyordu. Bu ihtilaf öyle uzamıştır ki anlaşmanın imzalanması tehlikeye düşmüştür. Bu aşamada Türk heyeti anlaşmanın imzalanmasını riske sokmamak için Meis’ten feragat ettiğini istemeyerek de olsa buyan etmiştir. 

12 Adalar’ın statüsü İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar böyle sürmüştür. Savaş sonunda ise 10 Şubat 1947 tarihli Paris Antlaşması ile savaşın mağlubu İtalya 12 Adalardan çekilmiş ve Adalar savaşta mağluplar arasında bulunan İtalya’dan alınarak galiplerin safında yer almış olan Yunanistan’a devredilmiştir. 

Bu sırada savaş esnasında ilginç bir olay yaşanmıştır. 1943 yılında Almanya 12 Adaların Türkiye’ye bırakılması teklifini yapmıştır. Almanların amacı Türkiye’yi Almanya’nın yanında yer alması hatta Türkiye’nin kendilerinin yanında İngilizlere karşı savaşa girmesiydi. Ancak İnönü, savaşın Almanya’nın mağlubiyetiyle biteceğini öngörmüş ve Yunanistan ve İngiltere ile böyle bir ihtilafa girilemeyeceği gerekçesiyle teklifi kabul etmemiştir. 

Neticeten başlıklar halinde toplarsak 12 Adaların elimizden çıkış sebeplerini;

- Osmanlı Devletinin son dönemlerinde donanma gücünden yoksun olması

- Osmanlı Devletinin Trablusgarp ve Balkanlarda aynı anda savaşacak askeri güce sahip olmaması

- 1912 yılından itibaren gerek 12 Adalarda gerekse Doğu Ege adalarında fiili askeri hakimiyet yani egemenlik kurulamamış olması

- 1914-1922 tarihleri arasında Osmanlı Devleti ve devamında Türkiye’nin hem politik hem de askeri olarak pek çok önemli sorunla boğuşmasından dolayı 12 Adaların statüsünün sürekli ertelenmiş bir sorun olarak ele alınması

- 1924 yılındaki Lozan sürecinde yeni Türk devletinin askeri ve politik olarak kırılgan olması, yeniden bir savaşı göze alacak durumda hazır olmaması sebebiyle sadece önceliklerini elde ederek bir an önce barış anlaşmasını imzalamak istemesi olarak sıralayabiliriz. 

Dr. Eşref ÖZDEMİR
Dr. Eşref ÖZDEMİR
Tüm Makaleler

  • 27.10.2022
  • Süre : 4 dk
  • 1437 kez okundu

Google Ads