Site İçi Arama

tarih

İngiltere’nin Yunanistan Yıllık Raporları (Bölüm 2)

“Bizler sadece güçsüz Yunan ile savaştık ve kazandık bunu çocuk bile yapar!” Bu birçok yönüyle saçma çıkarıma ilk cevap, 1917-1921 yılları arasında Atina’nın Büyükelçisi olarak görev yapmış olan İngiliz Diplomat Granville’in 21 Temmuz 1921 tarihinde kaleme aldığı raporlarda veriliyor.

Bir önceki yazıda Yunanistan’ın Bulgaristan ve Türkiye arasındaki denge oyunu ve bunun İngiliz yıllık raporlarında nasıl algılandığı üzerinde durmuştum. İngilizler kimi zaman 2-3 yıl öncesinin doğru tahminlerinde bulunarak olayların seyrini bilmelerine rağmen kimi zamanda sürprizler ile karşı karşıya kalmışlardı. Eserin özellikle bu cildinin her Türk genci tarafından okunmasının önemli olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim.

Yunanistan ülke içinde uzun siyasi çekişmelerden sonra Venizelos’un fikirleri doğrultusunda tarafını belli ederek Müttefikler tarafında savaşa katılım sağlamıştır. Ülkede Venizelos’un öncesinde Alman ve Müttefikler bloklarını tercih etme konusunda büyük fikir ayrılıkları yaşanmıştı. Kral Konstantin, Almanya’nın tarafında bir tutum sergileyip, savaşa girilmemesi ve tarafsız kalınması fikriyle hareket etmişti. Müttefikler ilk başlarda Bulgaristan’ı hesaba katarak, Yunanistan’ı taraflarına çekmeye çok sıcak bakmasalar da mevcut yapı gereği Kralın fikirlerine aykırı hareket eden ve krala defalarca müttefikler tarafında savaşa girilmesini öneren Venizelos’u destekleme yoluna gittiler. Müttefikler Yunanistan üstünde baskıyı arttırarak savaşa sokmak için Batı Anadolu’yu ve Kıbrıs’ı dahi Yunanistan’a vaat etmişlerdi. Bir sonuç alınamaması üzerine müttefikler, Atina ve Selanik’e çıkarma yapan Venizelos güçlerini destekleme politikasını uygulamaya koydular. 

İtalya’nın ve Yunanistan’ın toprak vaatlerinin çakışmasıyla birlikte İtalyan birlikleri Yunanlılardan önce davranarak bir oldu bitti ile Antalya ve Kuşadası’nı işgale kalkıştılar. İtalya’nın bu oldu bitti işgallerine karşılık İngiltere Başbakanı Lloyd George, Fransa Başbakanı George Clemenceau ve Birleşik Devletler Başkanı Woodrow Wilson ile anlaşarak 6 Mayıs 1919 tarihinde Yunanistan’ın İzmir’e asker çıkarmasına karar verdiler. (1)

İzmir’in işgali ve ardından Anadolu içlerine doğru başlayacak harekatın fitili bu şekilde ateşlenmişti. Eserin 2. Cildi ise işte tam bu sıralarda yaşanan siyasi ve askeri bunalımları bize aktarmaktadır. Şimdi aşağıda soracağım sorular bazı kesimler tarafından özellikle son 20 yıldır Türkiye’nin parlak zihinlerine karşı yapılan bir operasyon olarak karşımıza çıkar. Bir önceki yazıda belirttiğim üzere bu yıllık raporlar basına sızdırılan raporlar değildir. Bu raporlar söz konusu ülkenin Büyükelçilikleri tarafından Dışişleri Bakanlığına verilen bilgilerden ibarettir. Söz konusu iki ülkenin, (Yunanistan ve İngiltere) sırf tarihe sahte bir arşiv bırakmak amacıyla bu tür raporlar kaleme alması yaklaşımı ise mantıklı bir çıkarım değildir.

İncelememize hemen şu sorularla ve bu soruların cevaplarıyla başlayalım: 

“Bizler sadece güçsüz Yunan ile savaştık ve kazandık bunu çocuk bile yapar!”

Bu saçma çıkarıma ilk cevap, 1917-1921 yılları arasında Atina’nın Büyükelçisi olarak görev yapmış olan İngiliz Diplomat Granville’in 21 Temmuz 1921 yılında kaleme aldığı raporundan gelsin.

Bakalım ne demiş Granville: 

“Uzun süredir devam eden mücadele, Eylül 1916’da M. Venizelos’un Atina’dan gizlice Girit’e gitmesiyle doruğa ulaştı. Burada geçici Hükümetini kurdu ve hemen ardından Devrimci Hükümetin zaten kurulmuş olduğu Selanik’e doğru yola çıktı. Onun eylemini ne kadar onaylasak ve bunu gerçek bir vatanseverlik olarak görsek de Kral’a karşı bir isyan çıkardığı ve Yunanistan’ı ikiye böldüğü inkâr edilemez.” (2)

Daha önce bahsettiğim gibi ülke içinde Kralcılar ve Venizelos taraftarları iki ayrı kutbu simgeliyorlardı. Daha sonrasında İngiltere’nin Desteklediği! Venizelos zihniyetindeki grup Anadolu içlerine kadar yine aynı şekilde İngiltere’nin desteğiyle ilerlemeye başlayacaklardı. Yine aynı tarihte yazılan raporun bir başka bölümünde Türkiye ile ilişkiler değerlendirilirken Yunanistan’ın büyük güçlerin emriyle İzmir’i çoktan işgal ettiği belirtilmiştir. (3)

Yunanistan’ın, İngilizlere karşı bakış açısına yönelik bir başka delil ise Venizelos’un en ateşli destekçisi olan Politis’in, Granville ile konuşmasıdır. Politis bu konuşmada eğer bir İngiliz subayının sahtekarlıktan suçlu bulunması durumunda, insanların istisnalarının olacağını söylemesi fakat suçlunun bir Fransız olduğu senaryoda ise “Ne de olsa Fransız” şeklinde bir cümle kuracağını belirtmiş olması Yunanistan’ın İngiltere’ye yönelik bakış açısını çok iyi bir şekilde açıklar. Raporunda devamında ise Büyük Britanya’nın, Yunanistan’a sağlanan tüm destekler için tam övgü aldığı belirtiliyordu. Yunan donanmasıyla ilgili olan bölümde ise Yunanistan subaylarının tatbikatları ve bilgileri hızla özümsediği aktarılıyor. Fakat dikkat etmek gerekir ki raporun ilerleyen satırlarında “İngiliz Deniz Kuvvetleri misyonunun etkisi çekildiğinde, donanmanın genel verimliliği hızla azalıyor.” (4) Kısmıyla birlikte Yunanların donanma için İngiltere’den aldığı destek açık bir şekilde belli oluyor. 1921 yılının raporlarında 20 Ocak tarihinde Lord Granville’in bir öngörüsü vardı. Lord Granville’e göre Müttefiklerin para ve malzeme desteği olmadan, Yunanlıların Anadolu’daki fetihlerini çok uzun süre koruyabilmeleri ihtimali düşük olarak görülüyordu. (5) 

Yine 1921 yılının raporlarında Lord Granville, Sakarya Muharebesi’nde Yunanistan’ın hüsrana uğraması üzerine Dışişleri Bakanlığına verdiği önerilerde Kemalistlerin, Yunan hatlarını tahrip etme ihtimali olduğunu, Yunanların mağlup olması halinde onlara maddi ve manevi yardımlar sağlanması gerektiğini aktardı. (6)

İngiltere, Yunanistan’ın galibiyetini Yunan hayranı olduğu için değil Doğu politikasında kendisine destek olması, Sovyet nüfuzunun kırılması ve günümüzde kanlı çatışmaların devam ettiği Ortadoğu petrollerinin kontrolü için desteklemiştir. “İngiltere tabiî ki Kurtuluş mücadelesinde hiç yer almamıştır hatta ve hatta İngiltere direkt olarak Kemal’i destekleme kararı almıştır. Kemal, asırlarca hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’na karşı bir isyan bayrağı açacak ve İngilizler Yunanistan’ı bir yem olarak kullanıp Osmanlı’yı yıkacaklardı.” (!) Hadi şimdi Yunanistan’ın taarruzu sırasında bu sözde Kemal destekçisi İngilizlerin bayrağının nerede dalgalandığını öğrenelim. Raporda Yunanistan’ın İngiltere’ye karşı bakış açısını anlatan 1921 yılında net bir şekilde şu ifade yer almaktadır: “Yunanistan zafer kutladığında, İngiliz bayrağı Yunan bayrağı ile yan yana konuldu ve İngiliz Elçiliği dostluk gösterilerinin merkezi oldu. Yunanistan ziyaret ve arama hakkını talep ettiğinde Dışişleri Bakanı Lord Granville’e İngiliz gemilerinin aranmayacağına dair güvence verdi.” (7)  

“Yunanlar Küçük Asya’ya gelirken ellerinde zeytin dalları ile mi geldiler?”

Son yıllarda Yunanlıların yaptığı zulümler yumuşatılmaya ve bu zulümler belli başlı kurgu ürünleriyle karşılaştırılarak bizlere daha hafif gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Yunanlılar ellerinde zeytin dalları ve barış naraları ile mi bu topraklara ayak bastılar, her Türk, Yunanistan için bir vatandaş statüsünde mi görüldü ve inanç özgürlükleri garanti altına mı alındı? 1921 yılında yazılan raporda Yunanistan’ın yaptığı eylemlerin İstanbul tarafından defalarca tepkiyle karşılandığı ve buna yönelik şikayetlerin Müttefiklerin Yüksek Komiserliklerine geldiği söylenmiştir. Ayrıca ek olarak Yunanistan’ın, Doğu Telgraf Şirketine, Osmanlı Bankası’na ve Kamu Hizmetlerine Yunanlıların haksız müdahaleleri rapora taşınmıştı. Bu olaylarla ilgili çok sayıda yazışma yapılmış fakat Granville’ın belirttiği gibi bu eylemlere yönelik müdahalelerde hiçbir sonuca varılamamıştır. (8)

Kısacası işgalciler güvenliği ve asayişi tesis etme yalanıyla geldikleri topraklarda güvenlik ve asayişin başlıca bozulma sebebiydi.  

“Mustafa Kemal Hareketi Yunanlılar ve İngilizlerin işbirliği ile kurgulanmış bir danışıklı dövüş müdür?”

Yunanlılar İzmir’e girdikten sonra oldukları yerde durup barış görüşmelerinin devamını beklemediler. 22 Haziran tarihinde Anadolu içleri doğru ilerleyişe başlayan Yunanistan’a engel olarak İngiltere Hükümeti 28 Temmuz tarihinde bir uyarı notası verdi. Ancak bu nota İngilizlerin bölge halkının can ve mal güvenliğini savunmak amacıyla değil Yunanistan’ın Anadolu içlerine kadar yürüyüp bataklığa saplanmaması ve ardından İngiltere’nin bu ülkeye yardım etmek için seferber olmaması içindi. Granville, raporunda İngiliz Yüksek Komiserinin korkusunu şu şekilde aktarmıştır: “Böyle bir eylemin tüm Türklerin milliyetçi ve vatansever duygularını harekete geçirerek Kemalist harekete yeni bir hayat vereceğinden korkuluyordu.” Görüldüğü gibi Kemalistlerin (sözde) bir numaralı destekçisi olan Majestelerinin Hükümeti’nin Yüksek Komiseri ne hikmetse böyle yerli yersiz bir korku içine girmişti. (!) Ayrıca bu hareketin bir diğer zararı, anlaşmaya meyilli olan ılımlı Türkler için ihanet olarak görülmesi tehlikesi olmuştu. (9)

Yani uyanıklar silah zoruyla bastırılıyor hala uyuyanların ise güzellik uykularında başları okşanıyordu. Bu iki eylem aynı amaca hizmet ediyordu İŞGAL. 1921 yılının raporunda Oswald Lindley’den, Lord Curzon’a yazılan yıllık raporun bir bölümünde şöyle bir ifadeyi buraya eklemek önemlidir. Lindley, diyor ki: “Kral Konstantin Yunanistan’a döndüğünde, Majestelerinin M. Venizelos’un politikasını takip edip etmeyeceği ve Büyük Güçlerin emri olarak Yunanlılar tarafından başlatılan Mustafa Kemal’e karşı savaşı sürdürüp sürdüremeyeceği konusunda birtakım spekülasyonlar vardı. Yunanların, Sevr Antlaşması’nın şartlarını kabul etmeyenlere karşı zorla uygulamak amacıyla Güçlerin emri olarak başlatılan bu savaşı sürdürecek miydi?” (10) 

Bu ifade Mustafa Kemal hareketinin ne gibi sonuçlara yol açtığını, Müttefik kuvvetlerin sırf Sevr Anlaşmasının imza edilmesi ve Türkleri köşeye sıkıştırmak için Yunanistan’a askeri talimatlar verdiğini gösterebilir. Lord Granville’in bir tarafın kesin bir biçimde desteklenmesi konusundaki görüşünde ise İngiltere’nin Yunanistan’ın desteklenmesinin daha faydalı sonuçlar doğuracağı gözüküyordu. Granville açık bir şekilde Ankara’nın fazla inatçı olduğunu ve şayet Yunanlılara karşı zafer kazanırlarsa bu işin sonunun İstanbul’da ve Trakya’da biteceğinin şüphesiz olduğunu vurgulamıştır. Aksi senaryoda Yunanistan’ın desteklenmesi ve savaşın kazanılması durumunda ise Yunanistan’a ılımlı bir çözüm yolu bulma konusunda verilen direktifler daha başarılı olabilirdi. (11) 

İngiltere’nin Türklere yönelik pasif politikasının en net değişimi 1 Haziran 1921 tarihinde görülmektedir. 1 Haziran’da Atina’da büyük coşku ve sevinçle karşılanan basın telgrafında Majestelerinin Hükümetinin Yunanistan’ı destekleyeceği belirtiliyordu. Günümüzde bazı kesimler tarafından sıklıkla dillendirilen Yunan’ın monarşiye dokunamayacağı, Payitahta müdahale etmeyeceği gibi bilgiler mantık dışıdır. Çünkü İngiltere’nin bu desteğinin hemen ardından Yunan Kralı Konstantin tıpkı 1453 yılında ölen Doğu Roma Kralı Konstantin Paleologos’un görevini sırtlamış gibi cepheye doğru yola çıkmıştır. 468 yıl sonra Kralın böyle bir girişimde bulunması Yunanlılar arasında 468 yıl sonra İstanbul’a bir Helen Lider önderliğinde tekrardan yürüneceği yönünde bir algı ortaya çıkmıştır. (12) 

Anlatacaklarımı bitirmeden önce 26 Ağustos tarihinde başlayan Büyük Taarruz ve hemen akabinde Yunan ordusunun dağılmasına yönelik raporun bir kısmını daha sizinle paylaşmak istiyorum. Bakalım Kemalist hareketin (sözde) iş ortağı olan İngilizler (!) bu mağlubiyet hakkında neler söylemişler. 

“Yunan ordusunun çöküşü, Anadolu’daki Yunan nüfusunun kaderini mühürledi; Perikles döneminden bu yana fırtınalara direnen ve Asya barbarlığı arasında Avrupa uygarlığının bir ileri karakolu olarak duran büyük İyon kolonisi birkaç hafta içinde yok oldu. Tarihte çok az trajedinin sonuçları bu kadar dramatik veya bu kadar acı olmuştur. Müttefikler ve özellikle Büyük Britanya için yeni ve tehlikeli bir durum ortaya çıktı. Mütarekeden bu yana Yakın Doğu’daki İngiliz politikası, başarı için Yunan gücüne dayanıyordu. Ancak bu gücün galip gelmesini sağlayacak önlemlerin hiçbirini almıyordu. Sonuç olarak ne bir İngiliz askeri savaşmış ne de bir kuruş bile harcanmış olmamasına rağmen, Yunanistan’ın yenilgisi Levant’ta bir İngiliz yenilgisi olarak kabul edildi. Türkiye’deki Hristiyan nüfusun hakları konusunda ısrarcı olanlar, her şeyden önce İngiliz devlet adamlarıydı ve savaş sırasında kaçanların çoğu, İngilizlerin verdiği sözlerle Türkiye’deki evlerine dönmüştü. Pozisyonumuzun acı verici durumuna, Çanakkale ve İstanbul’daki kuvvetlerimiz için acil bir tehlike eklenmişti ve bu kuvvetler, beklenmedik bir başarıyla sarhoş olan Türk ordusunun tüm gücüyle karşı karşıya kaldı.” (13)

Görüldüğü üzere Yunanistan’ın boyundan büyük hırsı ve İngilizlerin sırf Ortadoğu topraklarının elde tutulması için Yunanistan’ı kullanması Türkiye’de Kemalist Hareket sayesinde başarısızlığa uğramıştır. Bu eser bizim düşmanımızın gözünden düşmanımıza bakmamızı sağlayan bir eserdir. Tarih, kulaktan dolma bilgilerle, rivayetlerle ve uçuk hikayelerle yazılmaz. Tarih arşivlerle ve resmi kayıtlarla yazılır. Tarih çarpıtılırsa gelecek çarpıtılır. Atatürk’ün dediği gibi, “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.”

Yaptığı stratejik hamleler, akıllıca planlar ve gösterdiği fedakârlık nedeniyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve kahraman Türk Ordusunu büyük bir minnet ile anarak bu yazıyı sonlandırıyorum. Bu eserin yayımlanmasına katkı sağlayan ve konuya farklı bir bakış açısı kazandıran Prof. Dr. Ali Satan ile Doç. Dr. Resul Yavuz’a teşekkürlerimi sunuyorum. 

Dipnotlar:

(1) Çınar Atay, İzmir İşgalinin Başlangıcı ve Sonu (2-15 Mayıs 1919 ve 9-13 Eylül 1922), Erişim Tarihi: 16.06.2026, https://ttk.gov.tr/wp-content/uploads/2024/05/9-Cinar-Turkce.pdf

(2) Ali Satan - Resul Yavuz, İngiltere’nin Yunanistan Yıllık Raporları Cilt 1, Türk Tarih Kurumu, S. 3. https://ttk.gov.tr/ingiltere-nin-yunanistan-yillik-raporlari-cilt-ii/

(3) Satan-Yavuz, A.g.e., s. 19.

(4) Satan-Yavuz, A.g.e., s. 37.

(5) Satan-Yavuz, A.g.e., s. 72.

(6) Satan-Yavuz, A.g.e., s. 85.

(7) Satan-Yavuz, A.g.e., s. 88.

(8) Satan-Yavuz, A.g.e., s. 20.

(9) Satan-Yavuz, A.g.e., s. 22.

(10) Satan-Yavuz, A.g.e., s. 72.

(11) Satan-Yavuz, A.g.e., s. 78.

(12) Satan-Yavuz, A.g.e., s. 79.

(13) Satan-Yavuz, A.g.e., s. 162.

Araştırmacı Yazar Borahan Ertuğrul KARAÇAM
Araştırmacı Yazar Borahan Ertuğrul KARAÇAM
Tüm Makaleler

  • 18.06.2026
  • Süre : 3 dk
  • 73 kez okundu

Google Ads