Site İçi Arama

ua-iliskiler

Batı-Rus Gerginliğinde Çin ve Türkiye Ortaklaşa Ne Yapabilir?

Aslında pek çok ülke, Avrupa-Atlantik havzasında Rusya’ya karşı oluşan ortak öfkeyi paylaşmıyor. Rusya’nın Ukrayna üzerinden Batı Dünyasıyla yürüttüğü savaşa karşı dünyanın geri kalan kısımlarında genel bir kayıtsızlığın hâkim olduğu biliniyor.

Batı Dünyası ile Rusya Birbirinden Koptu:

Rusya-Ukrayna Savaşı öncesindeki yükselen kriz ortamında Batı Dünyası ile aslında yine bir yönüyle Batı dünyasına ait olan Rusya Federasyonu arasında yaşanan gerginlik giderilemedi ve savaşın çıkmasıyla birlikte keskin bir kopuş beraberinde geldi.

ABD Başkanı Biden’ın dünyayı Demokratlar ve Otokratlar ayrımına dayalı izlemekte olduğu ekonomi-politik siyasası, Putin Otarşisine karşı demokrasinin beşiği Batılıları bir arada tuttu. Biden, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal teşebbüsüne karşı Batılı ülkeleri ortak çıkarlar ve değerler etrafında birleştirmeyi şimdilik başardı.

Nihayetin Amerikan liderliğindeki küresel serbest piyasa dinamikleri, Çin dahil tüm devletleri Rusya karşısında pozisyon almak için kullanıldı. Rusya’yı durdurmaya, yaptığının yanına kâr kalmayacağını göstermeye yönelik Amerikan yaptırımları, Avrupa Birliği tarafından da hararetle desteklendi. Özellikle ABD ve İngiltere öncülüğünde Ukrayna’ya ulaşan çoğunluğu öz savunma ağırlıklı silah ve sistemlerin sevkiyatına, Polonya başta olmak üzere Doğu Avrupa ülkeleri ve bilhassa Baltık ülkeleri de gönülden destek verdi.

2 Mart Tarihli BM Genel Kurulu Oylaması:

24 Şubat’tan bir hafta sonra, savaşın en sıcak günlerinde, 2 Mart 2022 tarihinde gerçekleştirilen BM Genel Kurulu’ndaki oylamada, 141 ülke Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yaptığı ‘saldırıyı’ kınadı. Bu kınama kararının aleyhinde yalnızca beş ülke oy kullandı: Belarus, Eritre, Kuzey Kore, Suriye ve Rusya. Burada dikkat çeken husus ise çoğu Küresel Güney’de (Global South) bulunan 35 ülkenin bu oylamada çekimser bir tavır sergilemesi, hangi tarafı tutacağına yönelik pozisyonunu belirlemede kararsız kalmasıydı. Aslında bu durum, çekimser ülkelerin büyük çoğunluğunun Rusya’ya zımni destek verdiklerinin de işaretiydi. El Salvador’dan Ekvator Ginesi’ne, Namibya’dan Moğolistan’a birçok ülke çekimserdi. Rusya’yı açıktan kınamaktan çekinen bu ülkelerin ortak özelliği ise, gıda kıtlığından, tedarik zincirindeki kırılmalardan, başta enerji ve emtia olmak üzere küresel fiyat artışlarından en fazla etkilenen bölgeleri temsil etmeleriydi.

Aslında pek çok ülke, Avrupa-Atlantik havzasında Rusya’ya karşı oluşan ortak öfkeyi paylaşmıyor. Rusya’nın Ukrayna üzerinden Batı Dünyasıyla yürüttüğü savaşa karşı dünyanın geri kalan kısımlarında genel bir kayıtsızlığın hâkim olduğu biliniyor.

Batı açısından kendilerine çok yakın bir dünya görüşüne sahip Ukrayna’nın korunması hayati derecede önemli görüldü. Dünyanın geri kalan bölgelerindeki benzer çatışmalara karşı bu derece müdahil olmayan Batı, siyasi ve entelektüel bir izolasyona kendisini sürüklemiştir. Batılı güçler, Putin’in temsil ettiği otoriter rejimlere karşı kaybetmeleri halinde, aslında tüm dünyaya karşı sahip oldukları stratejik üstünlüklerinin de sonunun geleceğinin farkına varmış durumdalar. 

Savaş Arasının Getirdiği Fırsatlar ve Tahıl Sevkiyatı Antlaşması:

Rusların Kiev’i kuşatmaktan vaz geçip, güneydoğu Ukrayna’ya yoğunlaşması, Batı dünyasının soluklanmasını ve en az kayıpla bu savaşın sonlandırılmasına doğru bir stratejiye yönelmesini beraberinde getirdi. 

Batı çıkış yolu aramaya koyuldu. Hatta Macron üzerinden mevcut toprak kayıplarına razı olması ve bir barış antlaşmasına imza atması için Zelensky yüreklendirildi ama neticede Ukrayna yönetimi buna yanaşmayınca, bu plan suya düştü.

Aynı zamanda dünya genelinde Rusya’ya uygulanan yaptırımlar nedeniyle büyüyen gıda krizinden Batı’nın ve NATO’nun sorumlu olduğu yönündeki Rus suçlamaları, küresel Güney ülkelerinde ve Asya’da kabul gören bir algıyı besledi. 

Bu yönüyle, BM öncülüğünde, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşen görüşmeler neticesinde bugün saat 16:00’da İstanbul’da imzalanacak Tahıl Sevkiyatı Antlaşması, Batı dünyasında önemli bir rahatlamayı beraberinde getirecek. Dünya genelinde gıda kıtlığıyla karşı karşıya kalınmasının önüne bu sayede geçilebilecek ve böylece Batılı ülkeler gereksiz suçlamalara maruz kalmaktan kurtulmuş olacaklardır.

Ancak, gıda arzı ve güvenliğindeki bu geçici rahatlamanın arkasında Rusya’nın oluru vardır. Bir bakıma Rusya izin vermeseydi, küresel güney ülkeleri olası bir açlıkla karşı karşıya kalmaktan kurtulamayacaktı. Dolayısıyla, Rusya bu ülkeler nezdinde puan kazanmıştır. Rusya; Ukrayna’ya saldıran taraf olmasına rağmen ilerde BM Genel Kurulu’nda yapılacak bir oylamada kendisi lehine oy kullanabilecek ülke sayısını artırabilecek bir manevra alanı edinmiştir.

Yaklaşan Doğal Gaz Sorunu Nasıl Çözülecek?

Şimdi benzer durum, önümüzdeki sonbahar döneminde gaz sevkiyatı için de geçerli olabilir. Yaz döneminde Avrupa ülkeleri, Azerbaycan gazı dahil çeşitli Afrika ülkelerinden gaz sevkiyatını gerçekleştirmeye yönelik hummalı bir arayışa girmiştir. Bu arayışların başarısı ancak kış aylarına doğru görülebilecektir. Eğer Avrupa kıtası şiddetli soğuklarda gereken gazı bulamazsa, yükselen enflasyon ve ekonomik kriz ortamında Avrupa ülkelerinde siyasi çalkantılar yaşanması ve Rusya’ya yaptırımları rafa kaldıracak antlaşmalar imzalamaları için Batılı halkların hükümetleri üzerindeki baskılarını artırması söz konusu olabilecektir. 

Neticede bu yönde Rusya ile sağlanacak uzlaşma, Batı dünyasında geniş bir çatlağın oluşmasına, ABD liderliğindeki yaptırımların çözülmesine, hatta Ukrayna’nın aktif silah desteğinden mahrum kalmasına ve savaşan olağan seyrinin değişmesine neden olabilecektir.

Çin, ‘Ilımlı Bir Dünya’ İçin Pozisyon Alabilir mi?

Tüm bu kırılmalar ve tıkanıklıkların olduğu süreç boyunca, Rus yönetimini ‘ılımlı’ bir çizgide tutmaya yakın bir pozisyona sahip olan en büyük güç odağı Çin’dir. 

Ukrayna üzerinden yaşanan bu kopmada, Çin’in pozisyonu nötr çizgideki duruşu yönüyle dünyanın gidişatında belirleyici bir faktör olabilir. Çok açık bir şekilde olmasa da Çin’in Rusya’nın tarafındaki mevcut pozisyonunu ‘taraf’ durumuna taşıması halinde, Batı ile Rus-Çin kampı arasındaki jeopolitik rekabeti kısa bir süre içerisinde Ukrayna dinamiklerinin üstüne taşıyabilir. Çin henüz buna izin vermedi ancak Rusya’ya karşı da açık bir cephe almaya yanaşmadı. Öte yandan zaman zaman Çin çıkarları doğrultusunda Rusya’nın yanında bir görüntü vermekten de çekinmedi.

Rusya’nın kontrol altında tutulabilmesi ve Batı dünyası ile çatışmaların tüm dünyaya olumsuz etkilerine karşı Rusya’nın ikna edilebilmesi noktasında Çin’in önüne önemli bir fırsat penceresi açılmış durumdadır. Çin’in taraflar arasında uzlaşmayı sağlama yönünde atacağı adımlar, neticede bu ülkenin küresel bir aktör olarak uluslararası sahnede itibarını artırabilir, Batı ile Rusya arasında dünya barışının garantörü noktasına Çin’i taşıyabilir ve özellikle küresel Güney ülkelerinin Çin’e daha da yaklaşmasının önünü açabilir.

Türkiye Çin’le Beraber Hareket Edebilir mi?

11-13 Mart Antalya Diplomasi Forumunda, 8-9 Haziran Dışişleri Bakanları Görüşmelerinde, Savunma Bakanları Zirvesinde ve nihayetinde Tahıl Sevkiyatı Antlaşmasında açık bir arabuluculuk rolü oynayan Türkiye, küresel boyutta Rusya’yı ‘ılıman’ çizgiye çekebilecek diplomatik çabalarda Çin’in yanında yer alabilir. Suriye bağlamında Astana sürecine (Rusya-İran ve Türkiye) benzer bir üçlü mekanizma, Çin-Türkiye-Rusya arasında tesis edilebilir. Böylece Türkiye; Çin-Rus bloku ile NATO bloku arasında etkin bir arabuluculuk rolünü de üstlenebilir, dünya barışının tesis edilmesi doğrultusundaki diplomatik çabalara öncülük edebilir.

Dr. Hüseyin Fazla
Dr. Hüseyin Fazla
Tüm Makaleler

  • 22.07.2022
  • Süre : 4 dk
  • 899 kez okundu

Google Ads