Site İçi Arama

ua-iliskiler

Uluslararası Dengeler ve Türkiye İçin Yol Haritası

Türkiye'nin tam manasıyla küresel bir aktöre dönüşebilmesi için öncelikle kendi içinde belirli alanlarda radikal reformların gerçekleştirilmesi ve iç kırılganlıkları tetikleyen sorunların giderilmesi neticesinde dış politikayı güçlendirecek stratejik kaldıraçlara kavuşulması gerekmektedir. 

Küresel Dengelerin Değiştiği Bir Dönemde Türkiye İçin Neyin Önceliği Var?

Türkiye'nin dış politikadaki etkinliği öncelikle kendi içindeki ekonomik, siyasi, toplumsal ve kurumsal dönüşümün başarısına bağlıdır. Zira güçlü bir dış politika, güçlü bir iç siyasetin doğal sonucudur. Bu bağlamda uluslararası sistemin giderek çok kutuplu bir yapıya evrildiği, belirsizliklerin arttığı dönemlerde Türkiye'nin maceracı dış politikadan uzaklaşarak dengeli bir yaklaşım benimsediğini biliyoruz. Öte yandan iç ve dış politika birbirinden tamamen bağımsız alanlar değildir. Özellikle 2016'dan bu yana Türkiye hem iç hem de dış politikada dalgalanmalar yaşamakta olan bir ülkedir. İçerdeki çalkantılar Türk dış politikasındaki tutarlılığı, en azından başka ülkelerin, diğer milletlerin Türkiye’ye bakışını etkileyen ana faktör haline gelmiştir. İç siyasetin belirleyicileri dışarıya yansımakta, dışarıda elde edilen başarılar veya başarısızlıklar da içeride siyasetin dinamiklerine etki etmektedir. Denilebilir ki Türkiye'nin tam manasıyla küresel bir aktöre dönüşebilmesi için öncelikle kendi içinde belirli alanlarda radikal reformların gerçekleştirilmesi ve iç kırılganlıkları tetikleyen sorunların giderilmesi neticesinde dış politikayı güçlendirecek stratejik kaldıraçlara kavuşulması gerekmektedir. 

Türkiye ekonomisi 2025 yılında % 3,6 büyüme ile demonstrasyon yapmış, kişi başına düşen milli gelir 2024'te 15.463 dolar seviyesinden 2025 sonunda 18.000 dolar sınırına yaklaşmıştır. Ancak yıllık enflasyon Nisan 2026'da % 32,37 seviyesinde gerçekleşerek ekonomi alanında güvensizlik faktörü olmaya devam etmektedir. Aynı şekilde dış ticaret açığı Ocak-Nisan 2026'da 37,12 milyar dolara çıkarak ihracatın ithalatı karşılama oranını %70,8'e geriletmiş olması düşündürücüdür. İşte bu koşullarda Türkiye'nin izlemesi gereken çok boyutlu yol haritası, ekonomik alanda enflasyonla mücadele ve dış ticaret dengesini iyileştirme odaklı iç ekonomik reformları geniş bir yelpazede derinleştirmek, yüksek katma değerli üretimi ve ihracatı artırmak yoluyla cari açığı daha düşük seviyelere indirgemek, ihracatın coğrafi çeşitliliğini artırarak Afrika ve Asya pazarlarına daha da artan bir şekilde açılmak (bu arada son yıllarda dikkat çekici bir ivme kazanan Türkiye'nin Afrika stratejisini, dış ekonomik ilişkiler bağlamında stratejik bir adım olarak değerlendirmek gerekir.) ve yeşil ekonomide yatırım yaparak AB Green Deal'e uyum sağlamak; kültürel alanda Türkiye'nin kültürel ve tarihsel bağlarla bağlı olduğu akraba topluluklarının haklarını ve çıkarlarını savunma kapasitesini artırmak, Türk kültürünü, dilini ve medeniyet değerlerini dünyaya tanıtan Yumuşak Güç Diplomasisini kurumsallaştırmak (YUNİKO, Uluslararası programlar, Türk Kültür Merkezleri'nin sayısını 50'den 100'e çıkarmak vs.) olmalıdır. 

Üniversitelerimiz klasik akademik kurumlar olarak değil, her biri Türkiye’nin bir sorunu üzerinde derinleşen, yetkilendirilmiş strateji üretim merkezleri olarak yeniden yapılandırılmalıdır. Düşünce kuruluşları, savunma sanayii, diplomasi ve teknoloji alanlarıyla üniversiteler arasında sürekli bir bilgi akış mekanizması kurulmalı; araştırma çıktıları doğrudan politika tasarımına ve sanayi uygulamalarına bağlanmalıdır. Böylece bilgi üretimi, soyut bir faaliyet olmaktan çıkıp devlet kapasitesini besleyen somut unsurlar manzumesine dönüştürülmelidir.

Aktif diplomasi temelli dış politika vizyonumuzu çatışma alanları ve tehditleri birer kriz üretme mekanizması yerine kalıcı ekonomik işbirliği fırsatlarına dönüştürmek, diplomatik kanalları (ekonomik, kültürel, sivil…) sürekli ve sürdürülebilir bir şekilde kullanarak dış politika hedefini bölgesel bir güç seviyesinden küresel aktör seviyesine ulaşmaya hizmet edecek şekilde dönüştürmek, Ortadoğu'da diyalog ve pragmatizmle bölgesel istikrara katkı sunmak, Suriye ve Libya'da siyasi çözüm sürecinde arabuluculuk rolü üstlenmek, Karadeniz'de güvenliğin garanti edilmesi için Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü'nü (KEİ) güçlendirmek ve BM Güvenlik Konseyi'nde geçici üyelik için aday olmak vb. diplomasi alanındaki önceliklerimizden olması gerektiği kanaatindeyim.

Ulusal savunma sanayii teşkilinin dış politika açısından en önemli getirisinin temel bir güç bileşeni olması gerçeğinden hareketle, SAHA 2026 fuarında tanıtılan yeni sistemlerle MKE A.Ş'nin yurtiçi üretim kapasitesini artırarak savunma sanayiinde yerlilik oranını % 70'den %80-85'e çıkarmak, İHA/SİHA teknolojilerini geliştirerek bu alandaki ihracat rakamlarını daha da büyütmek, milli fırkateyn ve milli tank projelerini 2028'e kadar teslim etmek, savunma AR-GE bütçesini GSYH'nin % 2'den % 3,5'e çıkarmak (Millî Savunma Bakanlığı 2026 bütçesi bu yönde artış göstermiştir ), drone teknolojisi, siber savunma ve uzay teknolojisinde global pazar payını % 5'e yükseltmek ve Türkiye'nin savunma sanayiinin ihracatçı konuma geçerek dış ticaret açığını dengelemesine katkı sağlaması için gereken düzenlemeleri yapmak olmalıdır.

Jeopolitik konumumuzu maksimize ederek Asya ile Avrupa arasında fiziki köprü olmaktan çıkıp küresel ticaret rotalarının ve jeopolitik dengelerin merkezine oturmak, enerji boru hatlarının hangi rotaları kullanacağına dair kritik karar mekanizmalarının içinde olmak, Türkiye’nin jeostratejik konumunu kullanarak Orta Asya'dan Akdeniz'e enerji koridorunda merkez ülke haline gelmek, Karadeniz'de güvenliğin garanti edilmesi için Rus-Ukrayna çatışmasında arabuluculuk rolünü sürdürmek ve Black Sea İnternational Corridor'u (Karadeniz Uluslararası Koridor) hayata geçirmek başlıca hedeflerimiz olmalıdır. Bu çok boyutlu büyük stratejimizin başarısı, tüm bu alanlardaki tamamlayıcı alt stratejilerimizin iyi bir şekilde uygulanmasına bağlıdır: ekonomik istikrar kültürel diplomasiye kaynak sağlar, kültürel çekim gücü diplomatik etkiyi artırır, diplomatik başarı savunma işbirliklerini kolaylaştırır, savunma özerkliği stratejik özerkliği pekiştirir ve stratejik özerklik ekonomik bağımsızlığı güçlendirir. Küresel ticaret dengelerinin değiştiği, yeni gümrük tarifeleri ve bölgesel ticaret anlaşmalarının şekillendiği bir dönemde, Türkiye'nin bölgesel güçten küresel aktöre dönüşüm sürecinin hızlandığını görebiliriz. Ortadoğu'daki dönüşüm sürecine katkı sunarak bölgedeki konumumuzu güçlendirmek ve küresel dengedeki değişimin çok boyutlu sonuçlar doğurduğu bu süreçte çok yönlü diplomasiyi esneklikle sürdürmek, Türkiye'nin stratejik fırsatları değerlendirmesini sağlar ancak tüm bu stratejik fırsatları değerlendirebilmek için öncelikli olarak ekonomik istikrarın sağlanması ve dış ticaret açığını azaltmamız şarttır. 

Türkiye'nin güvenlik mimarisinde yeni dönem rolünü, jeostratejik köprü, savunma teknolojisi ortağı, enerji güvenliği garantörü, kriz yönetimi çözüm ortağı ve NATO içinde stratejik ortaklık olarak tanımlayabiliriz. Dışişleri Bakanımızın ifadelerine göre "Avrupa güvenlik mimarisinde son derece önemli rol oynamaya devam edecek"; bu rolü sürdürmek için iç reformları tamamlamalı, savunma sanayiinde yerlilik oranını artırmalı, enerji koridorlarında merkezlik sağlanmalı ve NATO içinde "eşit ortak" konumu pekiştirilmelidir.

Sonuç

Önümüzde iki senaryo var: Birincisi, ekonomik istikrarı sağlayıp dış ticaret açığını azaltarak, kültürel diplomasiyi güçlendirip, diplomatik özerkliğini artırarak, savunma sanayiinde yerlilik oranını yükselterek ve stratejik özerkliğini güçlendiren ve bölgesel güçten küresel aktöre dönüşümü hızlandıran senaryo, İkincisi ise ekonomik istikrarsızlığın sürüp dış ticaret açığını derinleştirerek, kültürel etkiyi azaltıp, diplomatik bağımlılığı artıran, savunma sanayiinde dışa bağımlılığı sürdüren ve stratejik fırsatların kaçırıldığı senaryo. Seçeceğimiz yol gelecek on yılın küresel haritasında hangi konumda olacağımızı belirleyecektir.

Kaynaklar:

https://www.iletisim.gov.tr/turkce/dis_basinda_turkiye/detay/turkiye-2026-nato-zirvesine-ev-sahipligi-yapacak-macaristan

https://www.iletisim.gov.tr/turkce/duyurular/detay/londrada-jeopolitik-dalgalanmalar-ortasinda-transatlantik-guvenligi-toplantisi 

https://www.iletisim.gov.tr/turkce/dis_basinda_turkiye/detay/turkiye-ankarada-duzenlenecek-2026-nato-zirvesine-ev-sahipligi-yapacak-fena

https://www.aa.com.tr/tr/politika/disisleri-bakani-fidan-turkiye-avrupa-guvenlik-mimarisinde-son-derece-onemli-rol-oynamaya-devam-edecek/3569032

https://www.aa.com.tr/tr/savunma-sanayisi/turk-savunma-sanayisi-ihracat-odakli-buyumeyi-surdurecek/3816774

Araştırmacı Yazar Ela AKKUŞ
Araştırmacı Yazar Ela AKKUŞ
Tüm Makaleler

  • 06.06.2026
  • Süre : 2 dk
  • 73 kez okundu

Google Ads