Bir Toplu İntihar Vakasının Ulusal Motivasyon Unsuruna Dönüşümü: Massada Kalesi
Hikâyenin başkahramanı Shmarya Gutman, İskoçya doğumlu bir Yahudidir. Gutmann, üç yaşındayken Filistin’e gelmiştir ve hayatının ilerleyen dönemlerinde, Doğu Avrupa topraklarındaki Yahudilerin Filistin’e göç etmesi için onları ikna etmeye çalışan bir Siyonist olarak faaliyet göstermiştir.
Merhabalar bugün sizlere, yakın zamanda okuduğum Haaretz Gazetesi muhabirlerinden Ari Shavit’in Vaat Edilmiş Topraklarım adlı eserinde geçen ilgi çekici bir olayı aktarmak istedim. Olayda, bir yenilginin ve daha sonrasında gelen bir intihar vakasının, bir ulusun zihninde nasıl şekillendiği ve bu şekillenmenin sonucunda ulus üzerindeki kimliğin nasıl pekiştirildiği anlatılmaktadır. İsrail’de doğan genç nesil, özellikle 1942 ve sonrasında bu anlatıyla büyümüş ve ulusal ideallerini bu anlatı ile pekiştirmiştir.
Hikâyenin başkahramanı Shmarya Gutman, İskoçya doğumlu bir Yahudidir. Gutmann, üç yaşındayken Filistin’e gelmiştir ve hayatının ilerleyen dönemlerinde, Doğu Avrupa topraklarındaki Yahudilerin Filistin’e göç etmesi için onları ikna etmeye çalışan bir Siyonist olarak faaliyet göstermiştir. 1948’de İsrail Devleti kurulmadan önce ise Yahudi paramiliter grup olan Haganah Örgütünde çeşitli gizli görevler üstlenmiştir. Haganah’ın en önemli kişilerinden İsrail Galili (1) ile yakın bir arkadaşlık ilişkisi bulunmaktaydı. Gutman, Ocak 1942 tarihinde Yahudi gençlerini Masada’ya götürmeye karar verdi. Fakat planladığı bu gezi sıradan bir kültürel gezi değildi. Masada Kalesine gidecek olan bu gençler İsrail ulusu için yeni bir sembolik akımın başlamasına öncülük edeceklerdi. 23 Ocak 1942 tarihinde Gutmann ve kırk altı öğrencisi Kudüs’ten ayrıldılar. Gidecekleri bölgeye kadar kendilerine Filistinliler eşlik etmekteydi. Gutman, Siyonizm’in son anlarını yaşadığını düşünmekteydi. Rommel’in Ordusu’nun askerî başarıları, onda derin bir endişe ve düşünce hâli yaratmıştı. Bu çaresizlik içinde, yeni kurulacak olan Yahudi ulusunu yalnızca Yahudi kızlarının ve oğullarının kurtarabileceğine inanıyordu. Bu sebepten dolayı Yahudi gençleri bir an evvel büyük bir mücadeleye hazırlanmalıydı.
Gutman, öğrencilerinin zorlanarak çölü geçip hedeflerine ulaşmaya çalıştığını gördüğünde heyecanlanmaya başlar. Masada Kalesi, Gutman için bir içsel mesele haline gelmiştir. O, bu taşların ve kayaların kendi ulusunun idealleri için yegâne çözüm olduğuna inanmaktadır. M.S 73 yılında yaşanan bir olayı 1942 yılına bağlamaya çalışacak ve uzun uğraşları sonucunda ıssızlığın ortasında bulunan tozları ve toprakları bir Ulusal Sembol haline getirecekti. Gutman ve öğrencileri, kalenin uzaktan görünen hayaletimsi silüetini fark ettiklerinde, uzun çöl yürüyüşleri artık onlar için bir yük olmaktan çıkar. Bir anda tüm yorgunluklarını unuturlar ve tek bir amaç uğruna mücadele etme dürtüsünü içlerinde hissederler. Tek sıra hâlinde yürüyen gençler, Romalılar tarafından inşa edilen kuşatma duvarına doğru tırmanmaya başlarlar. Gutmann, öğrencilerine aşağı bakmamalarını söyleyerek tırmanmaya devam etmelerini ister. Gutman ve öğrencileri sonunda duvarı aşarak Masada Kalesi’nin içine girerler. Gutman bir kez daha zirveye ulaştığında bu yolculuk onda eski anıların tekrar canlanmasını sağlar. Kendisini ve yanındaki öğrencilerini Roma Lejyonları tarafından tekrar kuşatılıyormuş gibi hisseder. Yahudi gençler kalenin harabeleri arasında kamp kurmaya ve şarkılar söylemeye başlarlar. Gutman, Siyonizm’in bir motivasyonu olması gerektiğini düşünür ve birazdan göreceğimiz hikâyeyi öğrencilerine anlatmaya başlar.
Roma İmparatorluğu’nun Yahudi isyanını bastırma sürecinde Masada Kalesi, Yahudiler için önemli bir savunma noktası haline gelmişti. Elazar Ben Yair komutasında Sicariiler ve Yahudiler, Roma Ordusu’ndan kaçmak için bu kaleye sığınmışlardı. Kale’nin etrafı metrelerce yüksek uçurumlarla ve yürümesi çok güç olan dik yokuşlar ile ünlüydü. Flavius Silva önderliğindeki Roma ordusu, kaleyi kuşatma altına alarak içeride bulunan savunucuları açlığa sürüklemiş ve nihayetinde kaleyi işgal etmeyi planlamıştır. Silva, binlerce ton toprak kullanarak kalenin batı tarafına devasa bir yol inşa etmiştir. Bu sayede koçbaşı ile surlara düzenli aralıklarla saldırmışlardı. Roma ordusunun uyguladığı sistematik kuşatma ve kalenin içinden kimsenin kaçamamasına neden olmuştu.
Grubun lideri Elazar, Roma saldırısının şiddetini gördükten sonra grubun başına daha kötü şeylerin gelmemesi için ölmeleri gerektiğini düşündü. En yakın arkadaşlarını toplayarak onlarla konuştu ve onları kafasındaki bu düşünceye ikna etmeye çalıştı. Elazar’ın konuşması grup arasında çeşitli bölünmelere yol açtı. Elazar’ın bu fikrine katılanlar dahi karılarının ve çocuklarının öldürülmesini düşündükçe kararsız kalmaya ve bu fikirden caymaya başlamışlardı. Elazar tereddüte düşen insanları gördüğünde onların korkularıyla diğer insanları da etkilemesine engel olmak için konuşma yapmaya devam etti. Elazar, Roma’nın yıkıcı gücünden ve bu surlar ele geçirilirse başlarına gelecek fenalıkları halkına defalarca kez anlatarak onları cesaretlendirmeye ve yapacakları bu eylemin nihai bir kurtuluş olacağına inandırmaya çalıştı. Kadınlar ve çocukların Roma boyunduruğu altına girmektense bu dünyadan ayrılmaları gerektiğini korkan kişilere defalarca anlattı.
Elazar’ın bu konuşması grup içinde büyük bir yankı uyandırdı. Ailelerini göz göre göre öldürmeye çekinenler Flavius Josephus’un tabiriyle:
“Yenilmez bir coşkuyla dolu ve şeytani bir öfkeyle hareket ederek.”
Kendilerine telkin edilenleri yapmak için harekete geçtiler. Grubun üyeleri eşlerine sarıldı ve çocuklarını kucaklarına alarak onlarla son bir kez vedalaştı. Grup içindeki kişiler aileleri için bu kararı vermişlerdi fakat bunun uygulanması için en yakın akrabalarını görevlendirmişlerdi. Gruptaki insanlar ailelerini birer birer öldürürken sahip oldukları her şeyi yakmaya karar vermişlerdi. En sonunda kura çekerek 10 kişiyi geri kalanları öldürmesi için ikna ettiler. Sağ kalanlar karılarının ve çocuklarının cansız bedenleri üzerine uzandılar ve kurada ismi çıkan 10 kişiye boyunlarını vurmaları için izin verdiler. Sağ kalan bu 10 kişi daha sonrasında yine aynı yöntemi uygulayarak 1 kişiyi geri kalan 9 kişiyi öldürmesi için seçtiler. Kurada ismi çıkan bu kişi 9 kişiyi öldürdükten sonra son bir kez kalenin içinde gezinip sağ kalan var mı diye etrafı kontrol etti. Sağ kalan kimsenin olmadığını gördükten sonra ise kaleyi ateşe vererek elindeki kılıcı kendine saplayarak kendi infazını gerçekleştirdi.
Fakat grubun arasında Elazar’ın bir akrabası, onun çocukları ve yaşlı bir kadın sağ kalmışlardı. Bu kişiler yeraltında bulunan bir mağarada gizlenmişler ve grubun aldığı bu ani kararı uygulamamak için mağaradan dışarıya çıkmamışlardı. Elazar’ın önayak olduğu bu dehşet verici eylem Yahudi Takvimine göre Nisan ayında gerçekleştirilmişti. Roma ordusu zırhlarını kuşanmış ve büyük bir çarpışma yaşanacağı düşüncesiyle kalenin içine girdiklerinde ortalıkta kimsenin olmadığını fark ettiler. Sağ kalan kadınlar dışarı çıkarak Roma ordusuna olan biteni bütün detaylarıyla anlattılar. Romalılar bu anlatılanlardan tatmin olmayarak yangını söndürüp Saray’ın içine girmeye başladılar. İçeri girdiklerinde kadınların anlattıklarının doğru olduğunu yerde yatan cesetleri görünce anladılar. Grubu yok etmek için emir alan Roma ordusu bile, düşmanlarının bu denli acımasız bir kıyımı kendilerine uyguladığını görünce şaşkınlığını gizleyemedi. Roma ordusu kale içinde çarpışma yapmadan kaleye hâkim olmuş ve Masada Kalesi düşmüştü.
Fakat Gutman bu kayaların arasında yeni bir son arayışı içindedir. Masada efsanesine daha farklı bir son olmasını ister. Onun inancına ve hedeflerine göre Masada bir daha asla kaybetmeyecektir. Gutman’ın anlatısı öğrenciler üzerinde derin bir tesir uyandırır. Ulusal marşların eşliğinde gençler, çadırlarını ve malzemelerini alarak akıllarına bir arkeolog olan Gutman tarafından kazınmış gerçeklikle dağdan aşağıya inerler.
Rommel’in ordusunun Filistin’e yaklaştığını gören Yahudi halkı endişe içinde kalmıştır. İngilizlerin geri çekileceğine ve bölgede bir güvenlik boşluğu olacağına dair söylentiler artınca bazı kişiler yabancı pasaportlar edinip ülkeden çıkmaya çalışırken bazı kişilerde zehir satın almaya başlamıştır. 1942 yılının haziran ayında Masada ile ilgili raporların sunulması için Haganah komutanları Tel Aviv’de bir toplantıya katılırlar. Bu toplantıda Masada’ya tekrardan geri dönüş hakkında meseleler konuşulur. Kaleyi bizzat görmüş 46 genç lider Masada hakkında bilgiler verir ve bir sonraki geziye 200’den fazla kişi katılır. Haganah’ın silahlı kolu olan Palmach’ın sayısı ise Masada kalesinde artmaya başlar.
Rommel’in ordusunun geri çekilmesi ve Nazilerin savaşı kaybetmeye başlamasıyla birlikte Filistin bölgesi güvenli bir hale gelmeye başlamıştır. İzak Tabenkin ve Shmarya Gutman gibi isimler Filistin topraklarında doğup büyüyen bu yeni nesile bir algı aşılamaya çalışırlar. Nazilerin katlettiği milyonlarca Yahudi örnek gösterilerek yeni neslin daha dinamik ve heyecanlı hale getirilmesi amaçlanır. Haaretz Gazetesi Muhabirlerinden Ari Shavit’in tanımıyla:
“Masada’yı tanımlayan Elazar Ben Yair değil Gutmann’dır. Önemli olan, MS 73 yılında gerçekleşen ya da gerçekleşmeye olaylar değil, MS 1942 yılında tarihin odağında yer alan olaylardır. Gutmann tarafından ortaya konulan Masada inancı, 1940’larda Siyonizm’i tanımlayacaktı. 1948 tarihinin kaderini belirleyecekti ve İsrail’in geleceğini şekillendirecekti.”
Böylece Gutman’ın, yaklaşık 1869 yıllık bir olayı kendi dünyasında imgeleyerek öğrencilerine anlatması, bir nesil üzerinde büyük bir etki yaratmış hem askerlerin hem de yerli halkın hafızasında belirli bir algının şekillenmesine yol açmıştır.
(1) King David Oteli saldırısında saldırının planlayıcıları arasında bulunan Haganah’ın üst düzey yetkili komutanlarındandır.
(2) Ari Şavit, Vaat Edilmiş Topraklarım, Tekin Yayıncılık, İstanbul, Mart/2015.
(3) Konuyla İlgili Detaylı Araştırma İçin: Flavius Josephus, Yahudilerin Savaşları (Kudüs’ün Yok Edilişi), Dorlion Yayınları, Ankara, Eylül/2024.